aydinlari korkak olan ulkenin zalimleri curetkar olur2 

Meşruiyet’in M’si!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmekten yorulmuştum.

Ne ki, en azından bugünkü grup toplantısında dillendirdiği ‘Gayrimeşru’ terimiyle, genel başkan olduğu günden buyana en ‘hukuksal’ saptamasını yapmış oldu.

Öğrenmenin yaşı yok demek ki.

Oysa halkoylamasına sunulan ‘Anayasa Değişikliği’ maddeleri birbaşına ‘gayrimeşru’ydu.

Çünkü, o beğenmediğimiz Orhan Aldıkaçtı anayasası’nın ‘değiştirilmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ maddelerini değiştirmeyi öneriyordu.

O değişikliği öneren ve halkoylamasına gelmesini sağlayan 339 milletvekilinin ‘milletvekilliği’ o geceden itibaren düşmüştü.

Ben CHP’nin o geceden itibaren ‘Sine-i millet’e dönmesini bekledim.

Bırakalım Cumhuriyet’i kuran parti olmasını, eğer geçekten ‘Halk’ partisi idiyse ve geçekten ‘Cumhuriyet’i savunuyor idiyse o gece Meclis’i terkedecekti.

Olmadı.

Halkımıza güvendi diyelim.

Nitekim halkımız, Türkiye Cumlhuriyeti Devleti'ni kuran halkımız, yani yüce Türk Milleti % 60 gibi bir oranla, bu değişikliği onaylamadı.

Gelin görün ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir Mafya-Tarikat ortaklığının ‘tutsağı’ olmuştu.

Tarihten örnekler verdi idim.

II.Abdülhamit de 33 yıl ‘Gayrimeşru’ olarak hüküm sürmüştü, örneğin.

Belgeleriyle yazdım.

33 yıl değil de 66 yıl da hüküm sürebilirdi.           

Ancak yönetimi ‘gayrimeşru’ idi.           

II.Abdülhamit ‘Padişah’ değil, V.Mahmut’un ‘Naip’i idi.           

Bilmeyenler araştırırıp öğrensinler istedim.           

III.Abdülhamit’in iktidara gelmesi ise birinci gününden itibaren ‘Gayrimeşru’dur.           

Türkiye’de ‘Muhtar’ bile olamaz idi.           

Doğu Perinçek’in deyimiyle, ABD  onu, Abdullah Gül ile birlikte, ‘kulaklarından tutup iktidara oturttu’.           

O da tuttu, 2002 yılından buyana, tam 15 yıldır, adım adım, parça parça, geceyarısı yasalarıyla, birbiriyle ilgisi olmayan alanlarda, ‘torba yasa’larla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıktı.           

Son yazımda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ‘ne yazık ve ne acıdır ki yıkılmıştır’ diye yazdım.           

Bizim tatlısu demokratlarından çıt çıkmadı.

Dudak bükmüşlerdir.

Politikacıları ise artık saymıyorum.

Onlar ‘politika’ dedikleri ‘gevezelik’leriyle meşgul olsunlar.

Ben ‘bilimsel’ düşünür bilimsel yazarım.

Türkiye’nin en aklı başında insanları anımsayabilirler.

Ben ‘ekonomi politik’ okuyorum dediğim zaman, Server Tanilli de, Strasburg’da bana ‘biz Gaëtan Pirou okuduk demişti.

Şimdi anımsamıyorum ama, Gaëtan Pirou’nun ‘Ekonomi Politiğe Giriş’ diye bir kitabı Türkçeye çevrilmiş olmalı.

O arada Néo-libéralisme, néo-corporatisme, néo-socialisme, Paris, Gallimard, 1939, Les doctrines économiques en France depuis 1870, Librairie Armand Colin, 1925, Doctrines sociales et Science économique, Paris, Librairie du recueil Sirey, 1929 , La Monnaie Française Depuis La Guerre 1914-1936, Paris, Sirey, 1936, La monnaie Française de 1936 à 1938, Paris, G. Thone, 1938, L'Utilité marginale de C. Menger a J.-B. Clark : conférences faites à l’École pratique des hautes études en 1931, Éditions Domat Montchretien, 1945 başlılkı çalışmaları da var.

Benim okuduğum kitabında, bilim diyordu Gaêtan Pirou, doğada ve toplumda, yinelenmeleri arar.

Eşşek bile çamura bir kez düşer” gibi bir örneği de vardı, ki ben de, 1984 yılında yazdığım bir eleştiri yazımda, o günlerin bir yardımcı doçentine, aynı örneği vermiştim.

Şimdi Türkiye’nin irili-ufaklı politikacılarına aynı örneği vermek durumundayım.

Bu, III.Abdülhamit’in ‘gayrimeşruluğu’na 15 yıldır, sayenizde, şu ya da bu şekilde dayandık.

Ancak bendeniz, bırakalım ‘Sözde halkoylaması’nı, bu anayasa değişikliğinin kabul edildiği geceden itibaren, ‘Meclis’in meşruiyetini yitirdiğini yazdım, bundan böyle de yazmayı sürdüreceğim.

Ayrıntılarını da sunabilirim.

Hem de en ince ‘hukuksal’ ayrıntısına değin.

Türkiye’ye ‘Devlet’i ve ‘Ulus’u öğretecek kadar da bilirim.

Ve iddia ediyorum; III.Abdülhamit hem ‘gayrimeşru’dur ve hem de Türkiye’nin başına gelebilecek en büyük ‘tehlike’dir.

Türk halkına ‘düşman’dır; bölge halklarına ‘düşman’dır, insanlığa ‘düşman’dır.

Yurt ve ‘ulus’ sevgisi yoktur.

Bencildir.

Korkaktır.

Zalimdir.

Ve ‘Hile ve desise’ ise Türkiye Cumhuriyeti’nin başına sarılmıştır.

Gayrimeşruluğun da derecesi olabilir.

Ancak, sözde halkoylamasına dayandırdığı tüm uygulamalar ‘gayrimeşruluğun hasıdır’.

Öyle Katar’dı, Matar’dı, PKK idi, Fetö idi, Ekonomi idi, siyaset idi gibi sorunlar ikincil plandadır.

Türkiye’nin en öncelikli sorunu, III.Abdülhamit’ten kurtulmaktır.

Efendim oyların %50’sini almış görünüyor.

İsterse % 99’unu alsın.

Gayrimeşru gayrimeşrudur.

Hukuk da öyle söylüyor, bilim de öyle diyor.

İleri geri ‘halkımız halkımız’ diyenlere söylüyorum.

Sizin halkımıza ‘zerre kadar’ güveniniz yok.

Siz ancak, politikacı artıklarıyla ne yapılabileceğinin hesabını tutabilirsiniz.

Ne var ki, ‘halkımız’ bu düzeni yıkacak.

Bilim böyle diyor.

Sizin bu ülkeye yapabileceğiniz ‘en hayırlı iş’ ise, halkımızın ayağına köstek olmamaktır.

Geç de olsa, Kemal Kılıçdaroğlu, durumu saptayabilmiş.

Bakalım gereğini de yapabilecek mi?

Habip Hamza ERDEM – 14 Haziran 2017

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Cloudy

13°C

Istanbul