hulusi akar hakan fidan 

III.Abdulhamit’in 18 Brümeri!..

Napolyon Bonapart 9 Kasım 1799 tarihinde ‘Büyük Fransız Devrimi’ne noktalı virgülü koyan darbesini yapar.

Böylece Fransa’da direktörler yönetimi (çoklu başkanlık mı diyelim, bilemem) sona erip Kenan Evren’in ‘Konsey’ine benzer bir Consulat yönetimi işbaşına geçer.

Ardından İmparatorluk-mimparatorluk ama tarih yazınına ‘Napolyonvari yönetim’ diye ‘terim’ kazandırılmış olur.

Fransız Tipi Başkanlık’ denilse yeridir.

Ne ki, asıl, yeğen Louis Napolyon, ki “Fransa’da Başkanlık” yazı dizimizde sözetmiştik, 1-2 Aralık 1852 yılında bir ‘darbe’ yaparak ve yine asıl ‘Fransız Tipi Başkanlık’ rejimini getirecektir.

Marx, bunu “Louis Napolyon’un 18 Brümer”i başlıklı çalışmasında derinlemesine ele alacaktır.

Brümer, Fansız Devrimi’nin takvimine göre, 22 Kasım-20 Aralık arasındaki ayın adı olup, sisli ay anlamına gelir.

Değil mi ki tüm aylar doğal olaylara uygun olsun istenmiş, 22 Kasım-20 Aralık arasına da ‘sis’ düşmüştür.

Öyle bir ‘sis’ ki, benzer tarihi olayları nitelendirmek için de çok yerindedir.

Tıpkı, ‘Türk Tipi Başkanlık’ denilen ‘sisli’ ve ‘püsküllü darbeli’, rejim, sistem, ıvır ve zıvır için biçilmiş kaftandır.

Ne ilgisi var demeyin.

Çok ilgisi var ve Türkiye’de ‘Başkanlık’, ‘Yeni Anayasa’, ‘Dr Recep yönetimi’, ‘Yeni Türkiye’, ‘Bahçeli’nin sayın cumhurbaşkanı’, ‘Devletimizin Bekası’, ‘Emperyalist kuşatılmışlık’, ‘Vatan Savaşı dahil’ ne kadar ıvır ve zıvır varsa hepsi içindedir.

‘Fetö Darbesi’, ‘Püskürtülmüş Darbe’, ‘Kontrollü Darbe’, neydi şu son genelkurmay başkancığının adı işte o ve başçavuşun MİT’inin ‘dereyi geçinceye değin sırtlarında taşıdıkları darbe” hepsi ama hepsi içindedir.

Söylesem başıma iş alacağım söylemesem cici gibi çatlayacağım.

Yahu şu ‘Püsküllü Darbe’yi kim yaptı?

İkiyüz bilmem kaç ‘şehit benzeri’ ve ikibin ‘gazi benzeri’ adam ile yüzbinlerce ‘mağdur’.

Birinci elden dinleyelim dedik; anlattıkları ıvır ve zıvır.

Sanki biz ‘Sansar Vakfı’ndan burs alarak yetiştik.

Sen onu Bilal’ciğime anlat; Merve mi neydi bacısının adı ona anlat.

*** *** ***

Memet askere gider.

Iğdır mıdır, Artvin mi ne; Rus sınırının tam karşısı.

Kışın kar iki metre, dağ taş bembeyaz.

Memet de sınır, şimdilerde nasılsa ‘hudut’ oldu, nöbetinde.

Arada bir yaban domuzları geçiyor ama, in yok cin yok çevrede.

Memet de biraz kestireyim diyor.

O arada komutan çıkıp gelmez mi?

Memet uyurken tüfeğini alıp saklar ve ardından Memet’i uyarır.

Memet selam-melam çakar ama, suç da büyüktür: nobet yerinde uyumak.

Komutan Memet’e silahının nerede olduğunu sorar.

Memet sağa bakar yok, sola bakar yok. Nöbetçi kulübesinin etrafını tarar yok.

Rus askeri gelip alamayacağına göre, döner komutana

-       Komutanım boşuna kaşını gözünü (Memet başını-kıçını der ama biz dememiş olalım) oynatma; silahı sen saklamışsındır...

Bu denli açık ve net.

Boşuna kaşınızı-gözünüzü oynatmayın; öyle Patek’li-metekli komisyonlarla bu ‘Darbe’yi gizleyemezsiniz.

Siz yaptınız!

O gece, saat dokuzdan itibaren bir ‘Komedi Darbe’ olduğu görünüyordu.

Ben, öyle, o nerede idi bu nerede idiye inanmam.

Ölenlerin şehit olup olmadıkları da kuşkuludur.

Köprüde ölen ilk ‘Kahraman’ın oğlunun adı Abdullah Tayyip olup, AKP’nin reklamını yapan adamcağız değil miydi?

Durup dururken darbecilerin adam vurmadıklarına da eminim.

Vurulanlar ‘ya beni vur ya seni vuracağım diyen tipler’miş gibi geliyor bana..

Kaldı ki ‘şehit’ olup olmadıklarını bizzat saptayabilirim.

Benim cennnete gideceğim kesin, eğer bu ’15 Temmuz’cuları orada görürsem ‘şehit’ olduklarını da       size yazabilirim.

O güne değin ‘iletişim olanakları’ da gelişmiş olacaktır kuşkusuz.

Şimdi başa dönüp, yazının başlığını açabiliriz.

Şu III. Abdülhamit var ya, sizi temin ederim, ki ben öyle olduğundan adım kadar eminim, 15 Temmuz’da tam bir ‘18 Brümer Darbesi’ yapmıştır.

Adıyla sanıyla, tarihsel banzerlikleriyle tam da III.Napolyon’un, yani Louis Napolyon’un 2 Aralık Darbesi gibi..

Sisili mi sisli.

Civcivlerime bakmaktan zaman ayırıp Türkiye’deki ‘zırıltı’ları dinlemek istemiyorum.

Ancak her televizyona baktığımda, aşağı Fetö yukarı Fetö’yü görüyorum.

Aşağı darbe, yukarı şehit.

Yıl oldu beyler yıl.

Tüfeği hala bulamadıysanız, komutan saklamıştır komutan.

Neydi o genelkurmay başkancığının adı?

Ona sorun.

Yoksa o Başçavuş yok mu, ona da sorabilirsiniz.

O eski Candarma Genel Komutanı (Başta Eşref Paşa olmak olmak üzere tüm jandarma komutanlarıma selam olsun), şimdinin 2. Başkanı mı ne, ona sorun.

Bu sonuncunun ruhunu bilirim ruhunu..

Dedim ya, söylesem başıma iş alacağım söylemesem cici gibi çatlayacağım.

Ama ben bu ‘Darbe Öyküsü’nün ciğerini bilirim ciğerini.

15 Temmuz Türkiye’nin ‘18 Brümer’idir.

Nokta.

Sizler inansanız da öyledir inanmak istemezseniz de öyle.

Reşat Petek ya da İsmail Çok-Kahramanlarla, daha doğrusu bu ‘Meclis’le bu iş anlamaya çalışmanın olanaksız olduğunu söyleyebilirim.

İlla 1871 ‘Paris Komünü’ gibi eylem mi gerekiyor anlayabilmeniz için?

Açıp biraz tarih okuyun derim.

Orada hepsi var.

Habip Hamza ERDEM – 29 Mayıs 2017

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Mostly sunny

25°C

Istanbul