isci_sinifi_kendisiyle_birlikte_tum_halki_kurtaracaktir225

İşçilerin Birliği Sermayeyi Yener Mi?

19. yüzyılda işçi hareketi, Batı Avrupa’da niçin yenildi?

20. yüzyılda işçilerin birliğinin sermayeyi yendiği tek bir ülke var mı?

Peki Yeni Ortaçağ denen 21. yüzyılda durum nedir?

Castro’nun Milli Kurtuluş Kuvvetleri Havana’ya girerken, sahte Komünist Partisi’nin bildirilerinde ne yazıyordu?

Bugün Türkiye’de sermaye sınıfı bütünüyle hedef alınarak ne yapılır?

Başarının anahtarı?


*** *** ***
19. yüzyılda işçi hareketi, Batı Avrupa’da niçin yenildi?

Bu sorunun yanıtını 19. yüzyıl işçi sınıfının öğretmenleri olan Marx ve Engels tek bir cümleyle özetlemişlerdir :

İşçi hareketi başta köylülük olmak üzere diğer halk sınıflarıyla birleşmediği için yenilgiye uğradı.

Kaynakları bu yazının sonunda sıralayacağız.

Marx, hayatının son yıllarında Türkçe ve Rusça öğrenmeye başlamıştı.

Niçin acaba?


1917 ve 1920 Devrimlerinin Batının sanayi ülkelerinde değil de, Doğunun köylü ülkelerinde gerçekleşeceğini sezdiği için elbette.

*** *** ***
Gelelim 20. yüzyıla!

20. yüzyılda, işçilerin birliğinin sermayeyi yendiği tek bir örnek yoktur.

Rusya’da 1917 Şubat Devrimi “Cumhuriyet” sloganıyla gerçekleşti. Ekim Devrimi, işçi, köylü ve askerlerin birliğiyle oldu.

Emekçi devrimi, 1918 yılından 1921 yılına kadar İngiliz, Fransız ve ABD emperyalistlerinin 310 bin askerine ve onların denetimindeki gericiliğin 300 bin askerine, toplam 600 bin kişilik emperyalist-gerici orduya karşı savaşarak devrimi zafere götürdü.

Bu savaş, “işçilerin sermayeye karşı” savaşı değil, Leninlerin sürekli vurguladıkları gibi bütün Rus halkının yabancı müdahalesine ve gericiliğe karşı savaşıydı. Aynı olay, 1941-1945 Savaşında bir kez daha yaşandı. Adına “Anavatan Savaşı” dendi.

1945’ten sonra Doğu Avrupa ülkelerinde Bulgaristan’dan Çekoslovakya’ya kadar gerçekleşen devrimlerin hepsi Vatan Cepheleriyle oldu.

Vatan Cepheleri, sınıfsal olarak işçiden vatansever sermaye sahiplerine kadar bütün milleti kucaklıyordu.

Devrim 20. yüzyılda artık Doğudaydı.

Çin’den Küba’ya kadar bütün Ezilen Dünya devrimleri emperyalizme karşı vatan savunmasında gerçekleşti.

O devrimlerde işçiler, sermayeyi yalnız başlarına yenmedi.

Fidel Castro ve Che Guevara’nın önderliğindeki Küba Milli Kurtuluş kuvvetleri, başkent Havana’ya girerken, Küba’nın sözde “Komünist Partisi”, caddelerde diktatör Batista’yı destekleyen bildiriler dağıtıyordu.

Ve işte o bildiriler, Castro’yu lanetlerken “işçilerin birliği sermayeyi yenecek” türünden lafazanlıkları da ihmal etmiyordu.

İşçinin diktatöre karşı milletiyle birleşmesini önleme girişimleri, hep aşırı sol maskenin arkasına saklanmıştır.

Çin, Kore, Vietnam, Küba, Cezayir, Mısır, Kamboçya, Laos, Nikaragua, Zimbabve vb devrimleri hep bu tecrübelerden geçerek başarıya ulaştı.

Hepsinde işçi sınıfının önce partileri, milli demokratik devrim stratejisini uyguladılar ve işçiden milli sermayedara kadar bütün milleti birleştirdiler.

Bu devrimlerin hepsi kendilerini milli diye adlandıran cepheler sayesinde başarıya ulaştı.

*** *** ***
İki yüzyılın bilançosu!

Dünya tarihinde son iki yüzyılda “işçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganıyla başarılmış tek bir devrim olmadığı gibi bir tek büyük mücadele de yoktur.

Düşman ise, hiçbir başarılı devrimde “sermaye” diye tanımlanmamıştır.

İşçi sınıfı, bütün başarılı devrimlerde hedefi, “komprador burjuvazi”, “işbirlikçi burjuvazi”, “acenta burjuvazi” veya “vatan hainleri” diye tanımlamıştır.

*** *** ***
Balkonların ve barikatların tanımı!

Balkondan yapılan tanımlarla, barikatlarda veya fabrikanın damında tehdit altında yapılan tanımlar farklıdır.

“Sermaye” dediğimiz zaman, 15-20 işçi çalıştıran yüzbinlerce işyerinden, birkaç yüz işçi çalıştıran onbinlerce işyerinin sahibine kadar millî olan bütün sermaye sahiplerini hedef alır ve işçiyi yenilgiye mahkum eden siyaseti keşfetmiş olursunuz.

Son iki yüzyılın devrim tecrübelerinde sermayeyi bir bütün olarak hedef alan bütün Menşevik-Troçkist ve Sosyaldemokrat örgütler, ya balkona çıkmış, ya da işçi sınıfına ve vatanlarına ihanet etmişlerdir.

Lenin’e suikast yapıp ölümüne neden olanlar ve Çin Devriminde Mao’ya karşı düşmanla bir olanlar hep onlardır.

*** *** ***
Geldik 21. yüzyıla!

Geldik 21. yüzyıla. Zamanımıza ciddi teori erbapları “Yeni Ortaçağ” adını veriyor.

Anlamı şudur : Bugün 20. yüzyılın gerisine düştük.

Sovyetler Birliği’nin dağılması vb hep bu olayın parçasıdır.

Ayakta kalan ve mucizeler yaratan Çin Devrimi, hâlâ demokratik devrimden sosyalizme geçiş diye tanımlanan bir aşamadadır.

Vietnam ve Küba da, Çin’in yolunu benimsemişlerdir.

Küba Komünist Partisi önderleri, 1990 öncesi hatalarını dürüstçe belirtiyor ve Çin’in başarılarını örnek aldıklarını vurguluyorlar.

Küba yöneticileri, sağlık ve eğitim alanları dışında, daha geri mevzilere çekildiklerini söylüyorlar.

Vietnam bu çizgide, dünyanın en hızlı gelişen birkaç ülkesinden biridir.

Bugün dünyanın bütün kapitalist ülkelerinde mafyalaşmış olan mali sermaye iktidardadır.

Ve bütün ülkelerde, emek partileri, bu mafya sermayesini hedef alan devrim programlarını benimsediler.

Dünyanın iktidarda olmayan en büyük Komünist Partisi olan Japonya Komünist Partisi, Rusya’da önemli bir güç olan Rusya Komünist Partisi, hepsi önlerindeki devrimi milli demokratik devrim olarak saptıyorlar ve sermaye sınıfı içinde ayrım yapmaya büyük özen gösteriyorlar.

*** *** ***
İşçilerin birleşmesi yetmez!

İşçiler elbette birleşecektir. Ama bu başarı için yetmez!

İşçiler, ülke çapındaki iktidar mücadelesinde, köylülükle, esnafla, zanaatkârla yani küçük sermaye sahipleriyle ve milli sermayedarla birleşerek başarıya ilerler ve ilerleyecektir.

Hele bugün Sıcak Para Diktası altında olan ve Ortaçağın tarikat-cemaat ağlarında çırpınan Türkiye’de, genel sermaye düşmanlığı, işçi düşmanlığından ve devrim düşmanlığından başka bir sonuç vermez.

*** *** ***
Başarının anahtarı!

Tek tek işletmelerdeki mücadelelere gelince, son 20 yılın deneyimi göstermiştir ki başarının anahtarı şu maddelerde özetlenebilir :

1) O işletmenin işçisini birleştirmek.

2) O işletmenin işçisini işçi sınıfının ve bütün emekçilerin dayanışmasıyla ve ortak mücadelesiyle birleştirmek.

3) Mücadelenin iş güvenliği, sosyal güvenlik, yaşam koşullarını iyileştirme gibi demokratik devrim kapsamındaki taleplerini doğru formüle etmek ve işçiyi toplumdan soyutlayacak lafazanlıklardan kaçınmak.

4) Haklı zeminde, başarıyı amaçlayan, demiri tavında döven, duracağı yeri iyi bilen, başka deyişle gerektiği an ateşkesler yapan bir eylem çizgisi izlemek.


*** *** ***
Kedisini kurtarmak için, herkesi kurtarmak!

İşçiyi, işçinin içine düğümleyen öneri ve sloganlar, tuzu kuru olanlardan gelir.

Sırtlarında yumurta küfesi yoktur ve yenilgi onların dünyasında yaşanmaz.

Sokağa atılacak, ekmeksiz kalacak olanlar, onlar değildir.

Dikkat ediniz, işçiyi kendi dar sınıf gettosuna kapayanlara, büyük sermaye dokunmaz.

Generallerin ve genelkurmay başkanlarının vatansever ve NATO karşıtı oldukları için hapse atıldığı bir ülkede, onlara kimse dokunmaz.

Çünkü işçi ile Cumhuriyet hareketini bölmeye çalışmak gibi gerici bir rolleri vardır.

İşçi sınıfı, bencil değildir.

İşçi sınıfını, bütün halkla birlikte iktidara taşıyacak olan elseverliğidir, yurtseverliğidir.

İşçi sınıfı, kendisini kurtarmak için, bütün halkı kurtarmaya mecbur olan sınıftır.


*** *** ***
Marx Ve Engels’ten 19. Yüzyıl dersleri!

Marx ve Engels, işçi sınıfının 19. yüzyıldaki yenilgi nedenini, köylü hareketiyle ve diğer halk sınıflarıyla birleşememiş olmasına bağladılar, hep köylü hareketiyle birleşme gereğini vurguladılar.

(Sovyetler Birliği Komünist Partisi (Bolşevik)Tarihi, Aydınlık Yayınları, Eylül 1975, s.99 ve 199).

Marx, Almanya’da işçi sınıfının “bütün dikkatini köylülüğün demokratik enerjisini geliştirmeye yöneltmesi” üzerinde duruyordu.

(Lenin, “Karl Marx”, Werke, c. 18).

Marx, 1856 yılında Engels’e yazdığı mektupta, “Almanya’da her şey, proleter devriminin köylü savaşının bir çeşit ikinci baskısıyla desteklenmesi olanağına bağlıdır” diyordu.

(Marx-Engels, Ausgewählte Werke, c.2)

Engels, 1890’larda devrimin köylülüğü kazanmaya bağlı olduğunu şöyle vurguluyordu :

“İktidarı ele geçirebilmek için parti, şehirden köye gitmeli, köyde güç haline gelmelidir.”

(Engels, Bauernfrage in Frankreich und Deutschland, Marx-Engels, Ausgewählte Schriften, c.2, Diet Verlag, Berlin 1953. S. 39).

Bu bilgileri daha geniş incelemek için: Doğu Perinçek, Bilimsel Sosyalizm ve Bilim, s. 97 vd, özellikle s. 108 vd, s. 115vd.

Doğu PERİNÇEK - 09 Ocak 2013 - Silivri

Yazarlar

Mostly sunny

15°C

Istanbul