dogan yurdakul19

Anılarla... Doğan Yurdakul’un Ardından...

68 Gençliği...

27 mayıs 1960 ihtilalinden sonra yapılan, Devrim Anayasa’sının demokrasi ve özgürlük ortamında, 68 gençliğinin her şeye; kültüre, sanata, edebiyata, müziğe, tiyatroya, sinemaya, spora, siyasete... ilgi duyduğu yıllardı. Ankara Sinematek Derneğinin film gösterilerinde tanıştık, işini özveriyle yapan bir genç Doğan ve arkadaşı Leyla. Sinema dünyasının klasiklerini, başta kuramcı ünlü sovyet yönetmenler Eisenstein/Ayzeyştan, Pudovkin, Sovyet Sinemasının büyük ustalarının filmlerini izliyoruz. Potemkin Zırhlısı, Grev, Ana... O filimlerle ‘‘sinemada devrim, devrimde sinema’’ yaşanırdı. Doğan’la Adakale sokakda Türk Hukuk Kurumunda, kültürel etkinliklerde, ya da Kızılay’da eylemlerde yollarımız kesişirdi.

Yön’den Aydınlık’a...

Çalıştığı gazeteler, Yeni Gün, Vatan ve Ulus, ünlü Yön ve Kim Dergileri olmuş. İlginçtir Doğan buralarda basketbol ve spor yazarlığından, at yarışları muhabirliğine kadar her alanda koşturmuş! Gülerek anlatırdı... Doğan, ablası Sevil Yurdakul ile evli olan Türkiye’nin Düzeni, kitabının yazarı Doğan Avcıoğlu’nun Devrim dergisinde de çalışıyor. Aydınlık dergisinin siyasi ve ideolojik nedenle ikiye bölünmesi tartışmalarında PDA/Proleter Devrimci Aydınlık saflarında yer alıyor.

Doğan 1946 Aydın doğumlu. Sivasta ilk okula başlıyor, babası orada vali Şefik Yurdakul. Sonra ağabeyi Uğur Yurdakul, Doğu Perinçek ve Uğur Mumcu’nun okul arkadaşı olduğu Ankara Deneme Lisesinde okuyor. Üniversiteyi, Ankara Hukuk Fakültesini bitiriyor 1969’da.

Amerikancı 12 mart 1971 Askeri Darbesi...

12 mart 1971 Amerikancı askeri darbesi sırasında, Fransa’ya mimarlık öğrenimine devam için gittim. Rastlantı! Fransa Türkiye Öğrenci Birliği / FTÖB’te Doğan’la karşılaştık. Doğan parkalı, FTÖB’te Aydınlık’çılarla beraber siyasi mücadele yürütüyor,  Sorbonne’da  ‘‘Fransız filolojisi ve uygarlığı’’ alanında lisans üstü öğrenim yapıyor, Cenevre’de doktora yapmayı planlıyordu. O yıllar, her cuma akşamı FTÖB’te tartışmalı konferanslar düzenlenir, hararetli siyasi ideolojik tartışmalar yapılırdı. İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker’in, CHP’li öğrencilerin,  1950’lerde kurduğu bu dernek; o yıllar solcu, devrimci grupların elinde idi. Bir yanda Milli Demokratik Devrimi savunan AYDINLIK’çılar, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Dev-Yol taraftarı maceracı sol; Karşı tarafta erken sosyalist devrimi savunan ‘‘revizyonist’’ TKP ve TİP.

Jean-Paul Sartre ile Görüşme...

FTÖB’de duvarlara devrim şehitlerinin giderek uzayan listeleri asılıyordu. Doğan, Paris’te, Türkiye’deki mücadele ve baskılara karşı, destek için fransızların ünlü entellektüeli, yazar Jean-Paul Sartre ile görüşüyor. J.P. Sartre, Çin Devrimi ve Mao’yu, 1968 eylemleriyle dünyayı ve Fransa’yı sarsan Çin Kültür Devrimi’yle keşfetmiş, Küba devrimini ve Kastro’yu da destekliyor. Kurucusu olduğu ‘‘Varoluşculuk Felsefesi’’ni rafa kaldırıp, Halkın Davası (La Cause du Peuple) dergisini militanca çıkarıyor. Hatta bu yüzden yasaklanan dergisini sokaklarda Simone de Beauvoir ve arkadaşları ile beraber sattığı için daha önce  tutuklanmıştır.

FTÖB...

Paris’te, FTÖB eylemlerinin, Türkiye’de yankılanması üzerine, ortalıkta sivil polis kimlikli kişiler peydah oldu. Bir süredir ortada görünmeyen Doğan’nın yokluğu dikkat çekmeye başladı. 1971 yılının sonuna doğru idi, Siviller, Doğan’ın nerede olduğunu dolaylı laflarla sorup duruyor, öğrenciler de, ‘‘Doğan’ın nerede olduğunu bilmiyoruz, sana ne!’’ diyordu. Sanırım 1972 yılının ilk aylarında, bu sivillerden Satılmış adlı biri, Doğan’ın Söke dağlarında yakalandığı haberini verdi, sırıtarak! Doğan, TİİKP davasından tutuklanıp, Mamak cezaevine yollanmış. 1972 mayısında, yurtsever anti-emperyalist devrimciler Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızılderede katledilişleri, Sinan Cemgil’in öldürülmesi... FTÖB’de yapılan toplantılarda nefretle lanetleniyordu.

TİİKP Davasında Tarihi SAVUNMA...

Aralarında Doğan’ın da bulunduğu, TİİKP davası sanıkları 1974 Genel Affının dışında tutulmuş. Aynı yılın temmuz ayında Anayasa Mahkemesi kararıyla, arkalarında Türk Devrimi için tarihi bir SAVUNMA bırakarak serbest bırakılmışlardı. Paris’ten giden Salih Zeki Pekin, Muzaffer Tunçağ gibi Aydınlık’çılar da benzer mücadeleleri nedeniyle Savunma’yı imzaladılar! Savunma, Aydınlık yayınlarında çıktı. Türkiye’de yankılar yarattı. Fransa’da da öğrencilerin el kitabı oldu.

Kiriş Ali lakaplı Doğan, daha sonraki yıllarda Mamak ve Ulucanlar Cezaevi hikayelerini, mizahlı bir dille anlatır. Erkan Yücel, Filistin askısında işkence komedisi oynar... Erkekler koğuşu ile Kadınlar koğuşu arasındaki şifreli yazışmalar yapılır... Hapishane evlilikleri ile son bulan aşk mektupları yazılır... İlk eşi Leyla Güz ile böyle evleniyorlar... Nikah’tan sonra herkez kendi koğuşuna dönüyor, balayı yok!

Gladyo’nun 1 Mayıs 1977 Taksim Tertibine Uyarı!

Doğan, Mamak sonrası Aydınlık dergisi ve Halkın Sesi dergilerinde sorumlu görevler üstleniyor. Gladyonun 1 mayıs 1977 Taksim tertibini Aydınlık adına basın toplantısı yaparak, Türkiye’yi uyarıyor. Aralarında o zaman Ragıp Duran’ın da olduğu Fransadaki Aydınlıkçı öğrenciler bu tertip uyarısını fransızcaya çevirip, tüm basına ve dünyaya duyurdu. Amerikancı Gladyo duyulan bu tertipten vaz geçer, geriye püskürtülür umuduyla.

Maceracı sol örgütler Taksim’e girecegiz diyerek tutturup, tertip tuzağının üzerine koşturuyorlar. Yüksek binalardan halka ateş açılıyor. Panzerler kitlenin üzerine sürülüyor. Taksim provakasyonun sonucu Kazancılar yokuşunda pek çok yaralı ile otuzdört insanımız yaşamını kaybediyor. Aydınlık tertibin telsiz konuşmalarını tesbit edip, belge olarak yayınlar, olaylardan sonra.

Halkın Günlük ‘‘Yumurtası’’ Aydınlık Geliyor!

Aydınlık, 1978’de yurtiçinde ve dışında halktan yardım kampanyaları ile günlük gazete olarak çıkar. Doğan, gazetenin Ankara temsilcisidir. Aydınlık habercilikte sınır tanımaz. Gerçekler halka ulaştırılmalıdır, ilkesiyle yayın hayatına atılır. Doğan o kadar işin arasında, Karagöz – Hacivat mizah yazıları yazar. İncili Çavuş hikayeleri anlatır. Mizah ciddi iştir! Yurtdışından muhabirler de, siyasi söyleşiler, haber, kültür ve sanat yazılarıyla, dünyayı okuyucunun ayağına  getirir. Dünya çapında duyulan haberlerde; Örneğin Ayetullah Humeyni ile ilk söyleşiyi yapan bizlerin, altında Aydınlık imzası vardır. Siyasi yorum ve başyazılarıyla Doğu Perinçek, Türkiye’nin siyasi yaşamına yön veriyordu.

12 eylül 1980 Amerikancı Askeri Darbesi...

12 eylül 1980 Amerikancı Askeri Darbesinden sonra Doğan, Yankı dergisinde yazıyor. Yazdığı makaleler yüzünden TCK 142. Maddeden 222 yılla suçlanınca, yurtdışına öğrenime devam için çıkıp, Belçikaya gidiyor. Benzer fikir suçları, TCK 142 ile aydınlar ve devrimciler üzerinde Demokles’in Kılıçı olarak sallanıyordu. Aynı nedenlerle eşi Leyla yurtdışına öğrenime Fransa’ya geldi. Doğan da, sonra Paris’e geçti. Sıra anne Armağan Anar’a bırakılan 2 yaşındaki Reyhan’a gelmişti. Onu da bir gece dost bir diplomat getirdi Paris’e. Fransızlar, Charles de Gaulle havaalanında sorun çıkardılar. Dış işleri ile İç İşleri arasında otorite sürtüşmesi yaşandı. Bilek güreşini Dış İşleri kazandı. Yurdakul’lar sabaha kadar mücadele edip çocuklarını aldılar. İki aile beraberdik, zafer kazanılmıştı. Küçük Reyhan’ı ‘‘kaplumbağa’’ arabamıza alıp, neşeli mutlu Paris’in yolunu tuttuk.

Ailelerimiz arasında sıkı bir dostluk kurulmuştu. Çocuklarımız, Güneş ve Deniz ile Reyhan birlikte büyüdüler. Aramızda yalnızca eşim Nebahat’in yemekleriyle Doğan’ın yemekleri arasında bir rekabet yaşanırdı! Fakat fransızca, Türk Mutfağı yemek kitabını yıllar sonra 2005’de Leyla Güz yazdı: ‘‘Mes recettes turques’’ / ‘‘Les meilleures recettes turques’’. (Leila Guz & Regine Teyssot)

Doğu Perinçek ile FKP Kongresinde...

Doğan, Brüksel, Cenevre ve Paris’te çeşitli işlerde çalışmıştı. Partili devrimci olarak mücadeleye devam etti. 1991’de Fransız Komünist Partisi’nin (PCF) Kongresine Sosyalist Parti Genel Başkanı Doğu Perinçek davet edilmişti. Kongreye üç kişilik parti heyeti olarak Başkanla beraber, Doğan ile katıldık. O kongrede FKP’nin ünlü genel sekreteri Georges Marchais, yerini seçimle Robert Hue’ye bıraktı. ‘‘Küçük Sakal’’ lakaplı R.Hue ise ileride FKP’yi adeta tasfiye edip, kendi adına parti kuracaktır! Kongreye Rasih Nuri İleri de davetliydi, TKP adına. Doğu Perinçek ile aynı uçakta gelmişlerdi.

1987’de çıkmaya başlayan ‘‘2000’e Doğru’’ dergisine yazıyorduk. Doğan, emekçilerin yaşamından mizah konuları bulup ilginç yazılar yazardı. Bir gün ‘‘Ölmeyen Çinlileri’’ keşfetti. Ölen çinlilerin yerine ona benzeyen başka çinli göçmenler getiriliyormuş. Yenileri de eski kimlikle yaşama devam ediyor...! Eşim Nebahat Akdora, Gökşin Sipahioğlu’nun Sipa Press fotoğraf ajansında çalışıyordu. Dost ve arkadaşlardan bize pek çok haber, fotoğraf gelir, Doğan’la değerlendirirdik.

Yurtdışına konferanslar vermeye gelen Mehmet Bedri Gültekin için Paris’te bir konferans salonu tutulacaktı. Son anda Paris’de ‘‘Ha’’ deyince, salon bulmak zordur. Doğan işi üslendi. Büyücek bir basketbol salonu bulmuş.Uygun bir fiyata orayı kiralamış. Konferansı salonun bir ucunda yaptık. Mehmet Bedriye mahçup olmadık, derdi.

Paris’te Bizden Yıldızlarla...

1984’de sürgünde yaşayan Zülfü Livaneli, Theodorakis’in solistlerinden Maria Farantouri ile Paris’te, Theatre de la Ville / Şehir Tiyatrosu’nda bir konser verdi. Doğan gençlik arkadaşı Livaneli ile buluştu. Doğan, müziğe ve klasik gitara meraklıydı. Evinde klasik gitar çalardı.

Sonraki yıl 1985’de Esin Afşar Fransa’ya konserler vermeye geldi. Paris, Laterniere Tiyatrosu’ndaki konserlerine Ankara Atatürk Lisesinden arkadaşımız, gitaristi Tarık Öcal eşlik ediyordu. Erkan Yücel’in ve Doğan’ın da yakın arkadaşı olan Tarık, o yıllar ‘‘Gitar Alaturka’’ kasetini çıkarmış, çok tutulmuştu. Esin Afşar’ın kızı, eşimin kardeşi sinema sanatçısı Talat Bulut’la evliydi, o nedenle bizim evde bir araya geldik. Türkiye’nin sanat, kültür, müzik ve politika sorunlarını konuştuk. Esin Afşar bir yıl sonra 1986’da Theatre de la Ville / Paris  Şehir Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. Birlikte gittik. Afşar, 12 eylül darbesinden sonra Kenan Evren’in önüne Aydınlar Dilekçesi’ni koyan yürekli aydın, Atatürkçü sanatçımızdır, bizim.

Bir akşam Doğan telefon etti. Çetin Altan, Paris’te, bize gelecek, siz de gelin! Doğan, Çetin Altan’ı Doğan Avcıoğlu’nun 1960’larda çıkardığı Devrim Gazetesi döneminden tanıyor. Çetin Altan’la tanıştık. Oğullarından biri yanındaydı. O hemen hiç konuşmadı, dinledi gece boyu. Doğan güzel yemekler yapmıştı. Lenin ve Sovyet Devrimi konuşuldu. Çetin Altan, ABD-Türkiye, SSCB-Küba denkleminin hala geçerli olduğuna dikkat çekiyordu. Berlin Duvar’ı daha yıkılmamıştı. Kendisine pasaport veren Turgut Özal’a bir gül attı. 1960’lı yıllardaki Akşam gazetesindeki ‘‘Taş’’ köşe yazılarından söz ettik. Bizler farklı görüşlerle konuşup tartışan özgür düşünceli Aydınlık’çılardık. Çetin Altan, Doğan’a evinden ayrılırken, onu önceleri iyi tanıyamamış olduğunu söyler, aydın ve uygar kişiliğini kutlar.

Doğan, bir taraftan türkçeye çevirmeyi düşündüğü kitapları okur, seçerdi. Bunlardan Manuel Vasquez Montalban’ın, Merkez Komitesinde Cinayet, siyasi polisiye romanını, 1992’de Afa yayınladı. Kitabın çeviri dili güzeldir.

Doğan’la Zaman Tuneli’nde...

PCF/FKP ‘‘Komüncüler/Les Communards’’ korosu konserleri için bizden türkçe Enternasyonal Marşını söyleyecek bir şarkıcı istedi. Aramızda konuştuk. Doğan, Parti çevresinde türkü söyleyen Kahramanmaraşlı Pervin’i önerdi. Pervin’in sesi türkü söylemeye uygundu. Ama prova yapmasına rağmen, Enternasyonal’i hep türkü havasında söylüyordu. Konserde, Enternasyonal Marşını türkü havasında yorumlayarak ‘‘trajikomik’’ bir hava yarattı. Pervin daha sonra kendini geliştirdi. Paris’te yaşayan Türk Halk Müziği ustalarından dersler aldı. Anadolu’dan türküleri derlediği bir kitap çıkardı.

O yıllar Paris’te Doğan’la amatör futbol yapıyorduk. Halil Berktay’ın Manchester’de doktora çalışması yaptığı bir dönemdi, partiden henüz kopmamıştı. Türkiye’den otobüsle geliyor, sonra İngiltereye devam ediyordu. Halil, Centre National de la Recherche Scientifique (CNRS) Fransa Ulusal Bilimler Akademisi’nden François Georgeon’u bize tanıştırdı. F. Georgeon, Osmanlı ve Çağdaş Türkiye tarihi uzmanıdır. Çalışmaları türkçe yayınlandı. Spora ilgi duyan Georgeon bize katıldı. Türk Kahvesinin tarihçesini araştırdığı kitabını yıllarca sonra yayınladı. Futbolcu’lar arasında ‘‘İnsan Olarak Yılmaz Güney’’(Kaynak Yayınları) derlemesini yazan M.Ş.Güzel de vardı.

Doğan’ın, Aydınlık çeviri bürosundan arkadaşı Ahmet Tahir Türkistanlı ve edebi türkçe bilen eşi Yvon, Çin Radyosu Türkçe Yayınlarından emekli olup Londra’ya dönmüşlerdi. Doğan’la Leyla arkadaşlarını ziyarete gider, Çin Mutfak kültürünün reçeteleriyle dönerlerdi.

2016 yılında kaybettiğimiz, 68 kuşağından partili arkadaşı, Köln’de kitapçılık yapan Ömer Özerturgut’u Paris’e davet etmişti. Geceden kalma Doğan sabah misafirinin kapı zilini duymamış Ömeri kapıda bırakmıştı. Almanya’dan kalk gel, kapıda kal! Hırçın mizaçlı Ömer küplere bindi. Kapıyı bir arkadaşı gelip açtı. Doğan mışıl mışıl uyuyordu. Ömeri duymadı...

Yel Değirmenleri Diyarı...

Canlı cenaze Faşist Franko’nun 1975’te ölümünden sonra İspanya rahat bir nefes almıştı. Franko ölmeden önce yazı, Balear adalarında, Palma’da geçiriyormuş.  Buraya 1972’lerde ilk gelişimde Franko’nun Şatosunun önünden sessizce geçiliyordu. Zat gürültüden rahatsız oluyormuş! Yıllar sonra 1984 yazında iki aile İspanya’nın Mallorca-Balear adasına, Deia/Deya köyüne gittik. Köy, geçen yüzyılda Chopin’in aşkı, yazar George Sand ile hava değişimine geldiği Valldemossa köyüne yakın idi. George Sand ile Frederic Chopin/Şopen müzesini gezdik. Tarihi piyanosunu gördük... Bir gece kaldığımız pansiyondan çıktık. Etraf milislerle dolu idi. Meğerse, Franko’nun geri getirdiği kraliyet rejiminde ailenin çocukları böyle devamlı ‘‘korunuyormuş’’! Mehmet  Ali Ağça da, Papa’yı vurmadan önce bu adada tatil yapmış. Bunlar Doğan’ın konularıydı...

Doğan Türkiye’den ayrı kalışını, özlemlerini, üzüntülerini sık sık iki kadeh içerek bastırırdı. Bu alışkanlık sağlığında kalıcı etkiler bıraktı. Arkadaşı doktor Fıtrat Demir Onger karaciğerine dikkat çekip, uyarırdı. Doğan’la birlikte geçen yıllarda aramızda, sınırsız düşünce özgürlüğü dışında, en ufak bir tartışma yaşanmadı. Bu olgu, aramızdaki karşılıklı sevgi, saygı ve dostluğu anlatır.

Doğan Silivri Cezaevinde...   

TCK 142. Maddesinin iptali üzerine 1991’de Doğan özlemini duyduğu Türkiye’ye  dönme kararı aldı. Dönüşünden sonra, Türkiye 24 ocak 1993’de Uğur Mumcu’nun gladyo suikastı ile sarsıldı. Doğan, o müthiş beşyüz bin kişinin katıldığı cenaze törenini bize telefonla anlatmıştı. Bir ara Uğur Mumcu Vakfında ve Evrensel’de çalıştı. 1996-97 yıllarında  Ankara’da Siyah-Beyaz gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni oldu. Önerisi üzerine, Paris’den haftalık sanat, kültür, müzik, sinema yazıları yazdım, Siyah-Beyaz’a. Orada gazeteci arkadaşımız Hikmet Çiçek de yazıyordu. Doğan sonra 32.gün TV programının Ankara temsilciliğini yaptı. 2011 yılında ODATV koordinatörlüğünü yaparken FETÖ’cü Gladyo’nun kumpaslarından birinin hedefi oldu. Bir yıl Silivri cezaevinde tutuklu kaldı. Eylül 2011’de ölen 2. eşinin cenazesi için ‘‘mahkeme’’ zırhlı araç tahsis etti. Tabii  kaçmaması için! Kendisiyle annesi Nermin hanımın evinden  telefonlaştık. Biz ona moral destek veririken, O, bize gülerek mizah yapıyordu. Silivri’de ‘‘Mizahi ve Siyasi’’ bir savunma yaptı. Metni ilk eşi Leyla’ya ve bize yolladı. FETÖ’cü Mahkemeyi ‘‘Ti’’ye aldı. 23 şubat 2012’de serbest kaldı.

Son Görüşme...

Doğan, 2016 temmuz FETÖ darbesinden sonra, sonbaharda Paris’e geldi. Kızının ikinci çocuğunu, torunlarını görecekti. Paris’de Zehra hanımın, Bizim Restoranı’nda buluştuk. Eski dostlar eşlerimizle geldik. Doğan’ın ilk  ve son eşi oradaydı. Ekonomist Ahmet Kızıl, artık bir XIX. yy Osmanlı  antika uzmanı olan Ahmet Benli, FKP’nin gazetesi l’Humanite/İnsanlık’dan bir gazeteci. Sosyal Demokrat çizgide  Sosyalist Partiden bir dergi yazarı kadın gazeteci... Bu gazeteciler Doğan, FETÖ kumpasıyla Silivri’de tutuklu iken destek veren dostlarıydı.  Kadehler kalktı, Doğan’a Evet, Er-Doğan’a Hayır espirisiyle!

Kedilerle Yaşama Elveda...

Doğan, bir çok yazar gibi kedileri severdi. Paris’de küçücük kızına bu sevgiyi aşılamak için ‘‘Sarı Sarman’’ bir kedi almıştı. Kediye, Citron/Limon adını takmışlar. Bir gün oturdukları 7. Kat balkonundan kedileri düşmüş, ama ‘‘Dört ayak üstüne!’’. Pek bir şey olmamıştı. Kediler düşerken gövdelerini paraşüt gibi açıyorlar... Kediler yedi canlı olur... Kedi olalı bir fare tuttu... Kedi ulaşamadığı ciğere pis der... Bir süre ‘‘Kedi Edebiyat’’ı yaptık aramızda..

3 eylül 2017 ortak arkadaşımız Ahmet’ten bir telefon. Doğan’ı duydun mu? Datça’da... Kötü haber... Datça yarımadası ince uzun. Doğan’la aramızda 35-40km var, Mesudiye Ovabükü’ne. Eşe, dosta telefonlar, haber doğru. Doğan, Datça Devlet Hastahanesinde.

Nedret Hanım İstanbul’a gitmiş. Kedisine su, yiyecek ve ilaç vermek için gece mutfağa gidiyor. Düştüğünde başını bir tabureye çarpıyor. Adli tıp raporuna göre son yaşam izi böyle... Cenazesi 6 eylülde Ankara Ahmet Hamdi Akseki Camisinden kaldırıldı, Cebeci asri mezarlığında toprağa verildi.

Gladyo-Mafya-Tarikat Rejiminin Yeraltı Dünyasını Anlatan Kitaplar...

Şükrü Doğan Yurdakul son yıllarda gazetecilikten çok, yazarlık çalışmalarına kitaplara yöneldi. Onun kitaplarının ana teması Gladyo-Mafya-Tarikat rejiminin yeraltı dünyasını araştırmak; Mafya babalarının biyografi/özgeçmişlerini yazmaktı. Tarihi belgeleri derledi. Yakın tarihimize ışık tutan kişilerin anılarına yöneldi. İki roman yazdı. Kendi düşünce ve beğeni dünyasına uyan kitapları türkçeye çevirdi. Bir de kapsamlı ve özel bir türkçe dili olan 1712 sayfalık Büyük Fransızca-Türkçe Sözlük hazırladı. Üzerinde heyecanla çalıştığı son çeviri kitabının sayfalarını Soner Yalçın’la paylaştığını Ulusal Kanal Televizyon Gazetesi programcısı Halil Nebiler duyurdu.(6.9.2017) OdaTv’de yayınlanan ‘‘Can dostumun veda mektubu’’, belki de Dr.A.Brayer’in  ‘‘İstanbul’da Dokuz Yıl / Neuf Annee a Constantinople’’ kitabının tamamlanması için Soner Yalçın’a bırakılan manevi mirası işaret ediyor!

Aydınlık, Doğan Yurdakul’un ölümünden sonrası çıkan sayılarında, eski yazarına geniş yer ayırdı. Basında, Yurdakul’un unutturulmak istenen devrimci kimliğine vurgu yaptı.                              

Gürler AKDORA - 08 Eylül 2017 - Datça

Yazarlar

Partly cloudy

19°C

Istanbul