huseyin_karanlik_dogan_yurdakul_halil_berktayi_yalanliyor225

Hüseyin Karanlık Ve Doğan Yurdakul'dan, Halil Berktay'a Yanıt!

1970'lerde yayınlanan Halkın Sesi dergisi sahibi Hüseyin Karanlık ve Aydınlık dergisinin o dönemdeki sahibi Doğan Yurdakul, Halil Berktay'ın 1 Mayıs 1977 çarpıtmalarına yanıt verdiler.


Halil Berktay’ın “Kanlı 1 Mayıs solcuların işiydi” sözlerine o dönem Aydınlık’ın sahibi olan Doğan Yurdakul ve Halkın Sesi dergisinin sahibi olan Hüseyin Karanlık’tan tepki geldi. Yurdakul ve Karanlık, Berktay’ın sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirttiler.

Doğan Yurdakul, Berktay’la 12 Eylül öncesinde çok yakın olduklarına değinerek şunları ifade etti:

“Biz Halil Berktay’la 12 Eylül öncesi çok sık beraberdik. Hatta bir ara İstanbul’da karşılıklı apartmanlarda oturduk. Birbirimize yemeğe gider gelirdik. Birlikte çalışma yapardık, yazı yazardık. Epey yakındık eskiden. Şimdi yazılarını okuyorum, konuşmalarını dinliyorum ve üzülüyorum. O zamanlarda tanıdığım bir insanın nereden nereye savrulduğunu görmek insanı üzüyor.”

KANLI 1 MAYIS SÜRECİNDE NELER OLDU!

Yurdakul Kanlı 1 Mayıs’ın tanıklarından biri olduğunu belirterek Berktay’ın eksiklerini tamamlamak istediğini söyledi. Yurdakul, “Çünkü bu tarihe geçmiş bir olay. O gün meydanda on binlerce insan vardı, onların hepsi tanık, sadece Halil Berktay tanık değil. O bakımdan tanıklardan biri olarak bir de ben o günü anlatmak istiyorum, öncesini ve sonrasını bilen birisi olarak konuşmak istiyorum” dedi.

Yurdakul, Kanlı 1 Mayıs sürecini şöyle anlattı:

“Halil Berktay o zamanlar TİKP’nin yöneticilerinden biriydi. Berktay Halkın Sesi ve Aydınlık’a yazılar yazardı. “Gruplardan hiçbiri barışçı ve demokratik değildi” diyor. Şunu hemen söyleyeyim, ben o dönemde Aydınlık’ın sahibiydim. Hüseyin Karanlık da haftalık Halkın Sesi dergisinin sahibiydi. Biz DİSK’e gidip 1 Mayıs mitingine katılmak istediğimizi söyledik, yazılı müracaatta bulunduk. Bize herhangi bir cevap verilmedi. Zaten oradaki tavırdan da anladık ki, bazı sol grupları alana sokmayacaklar. Bunun üzerine biz Aydınlık Dergisi’nin Cağaloğlu’ndaki bürosunda bir basın toplantısı yaptık Hüseyin Karanlık ile beraber. Ve alana alınmak istenmeyen sol gruplara çağrıda bulunduk. Provokasyon olacak, provokasyona gelmeyin, sizin o alana girmek için zorlamanız meydanı polis provokasyonuna açık hale getirir diye bir çağrıda bulunduk.”

“1 MAYIS 1977’DE TAKSİM’E BERKTAY’LA BİRLİKTE GİTTİK!”


Berktay’ın “Hiçbir grup barışçı ve demokratik değildi” sözlerine karşı çıkan Yurdakul, “Biz normal olarak mitinge katılmak istediğimizi belirttik. Bizim o tutumumuzu “Aydınlık hareketi olarak bu işin çok sarpa sardığını sezmekten kaynaklanan bir taktik geri çekilmede bulunmuşuz” şeklinde değerlendirmesi tarihi gerçeklere aykırı. Yani taktik geri çekiliş falan doğru değil” dedi.

Berktay’ın hatırlamadığı şeyleri söylediğini belirten Yurdakul Halil Berktay ile birlikte katıldıkları mitingi şöyle anlattı:

“Berktay “Sanıyorum Beşiktaş’tan bir sendikanın kortejine katıldık” diyor. Bir kere, hatırlamadığı şeyleri söylüyor. İnsan bunu hatırlamaz mı? İkimiz birlikte, TUMADDER vardı o zaman, Tutuklu ve Mahkumlarla Dayanışma Derneği, o derneğin pankartı altında katıldık. İnsan bunu hatırlamaz mı, 1 Mayıs tarihi bir olay. Aydınlık’ın tavrını yanlış hatırlıyor. İnsan bunu eksik bırakırsa başkaları tamamlayacak tabi ki. Bütün gruplar dışarıda değildi, DEV-YOL’u almıştı örneğin, alanın da büyük çoğunluğu DEV-YOL’du zaten. Ben kürsüye çok yakın bir yerdeydim. Saraçhane’den gelen gruplarla diğerlerinin karşı karşıya gelişini görmedim. Ama oraya barikat kurmuşlardı alana sokmamak için. Eli sopalı insanlar vardı. Epey kalın sopalarla orayı tutmuşlardı. Yani kararlıydılar gelenlerle çatışmaya. Hem “Derin devlet yoktu” diyor, bunun sonradan uydurulduğunu söylüyor. Hem de diyor ki, “Bütün grupların içinde ajan provokatörler vardı” diyor. Bu tam bir çelişme. Grupların içinde ajan provokatörler vardı ne demek, polis ve MİT’in ajanları var o grupların içinde demek. Buraya da ajanları bu çatışmayı yaratmak üzere sokmuşlar. Olayı onlar çıkardılar zaten.”

BERKTAY NEYİ SÖYLEMİYOR!

Yurdakul, Berktay’ın Sular İdaresi ve The Marmara’dan ateş edilmesi konusuna palavra demesini ise şu sözlerle eleştirdi:

“Ömer Laçiner de ona cevap vermiş. Saraçhane yokuşunun başında çatışma başlar başlamaz, alanın her yanından ateş edilmeye başlandı. Havaya ateş edenler, Sular İdaresi tarafına ateş edenler oldu. Sular İdaresi tarafına ateş edenler varsa, demek ki oradan da alana ateş edenler vardı. İnsanlar kaçışmaya başladı.”

Berktay’ın açıklamalarında Kazancı Yokuşu’nun geçmediğine değinen Yurdakul, “Silahlar patlamaya başladıktan sonra, panzerler alana girdi ve insanları Kazancı Yokuşu’na doğru sürdüler. Niye oraya doğru sürdüler, çünkü daracık bir yer orası. Zaten en çok insan orada öldü. Yaklaşık 30 kişi orada öldü. Orada bulunan kamyonu geçemedikleri için insanlar birbirlerini ezdi. Bu da provokasyonun bir parçası, bunu da söylemiyor Berktay” dedi.

TELSİZ KONUŞMALARI YAYINLANDI!


Kanlı 1 Mayıs’tan sonra bunun bir devlet provokasyonu olduğunun ortaya çıktığını belirten Yurdakul, sonraki süreci şöyle anlattı:

“Biz daha sonraki günlük Aydınlık’ta bir kontrgerilla yayını yaptık. Daha sonra kitap da oldu. Orada polis telsizi konuşmalarını verdik. Polis veya MİT bilemiyorum ama telsiz konuşmaları zapt edilmiş. Onları yayınladık. Yüksek bir yerden alanı izliyorlar, alanın içinde ajanları var. Telsiz konuşmalarında kod isimleriyle o ajanlardan bahsediyorlar. Daha sonra bunların kimler olduğu da çıktı yavaş yavaş ortaya. Son olarak, bir gerçek daha var. Bülent Ecevit, kontrgerillanın üstüne gitmeye karar verdiği zaman, Özel Harp Dairesi’ni Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar’a soruyor “Nedir bu rezalet” diye. Ecevit’in sorduğu sorular içinde 1 Mayıs da var. “Özellikle 1 Mayıs 1977 olayı bu izlenimi vermektedir” diyor. “

Ertuğrul Özkök ve Güneri Cıvaoğlu gibi gazetecilerin Halil Berktay’ın sözlerinden etkilendiğini söyleyen Yurdakul, “Gerçeğin ortaya çıkması için tüm tanıkların dinlenmesi gerektiğini” söyledi.

Doğan Yurdakul’un Soner Yalçın’la birlikte yazdığı Bay Pipo kitabının 287. sayfasında ayrıntılarıyla anlatılan Ecevit’in Sancar’la görüşmesi olayın bir provokasyon olduğunu ortaya koyuyor.

MADEM BİLGİSİ VARDI, NEDEN SUSTU!

Kanlı 1 Mayıs sürecinde Halkın Sesi dergisinin sahibi olan Hüseyin Karanlık ise Odatv’ye yaptığı açıklamada Halil Berktay’ın yalan söylediğini belirtti. Karanlık, “Aradan yıllar geçti madem bu kadar önemli bir bilgisi vardı niye bu güne saklamış Halil Berktay” dedi.

Karanlık, “O günlerdeki ortamda, Kanlı 1 Mayıs tertibini darbe yapmak isteyen Gladio merkezi düzenledi. İşin merkezinde Gladio var. Bunu nasıl yaptılar? 1 Mayıs’a giden süreçte önce yapay psikolojik bir gerginlik ortamı oluşturdular. Özellikle Tercüman gazetesi başta olmak üzere, kontrol ettikleri basın-yayın organlarıyla günler, haftalar öncesinden 1 Mayıs’ta kan dökülecek Maocular-Leninciler birbirine girecek, kan gövdeyi götürecek gibi sistemli yayınlar yaptılar” dedi.

PROVOKASYON OLACAĞINI BELLİYDİ!

Çıkan olayların çok daha önceden bir merkez tarafından planlandığını söyleyen Karanlık, gelişmeyi gördüklerini ifade ederek şunları söyledi:

“ O zaman biz haftalık Halkın Sesi dergisini çıkartıyorduk, ben de o derginin sahibiydim. Aramızda bir değerlendirme yaptık, büyük bir tertibin bağıra bağıra geldiğini tespit ettik. Bunu tespit etmek için olağanüstü bir sezgiye gerek yoktu. Gazeteleri izleyen, durumu gözleyen herkes bunu tespit etti. Dolayısıyla buna karşı önlem almak için biz aramızda konuştuk ve bazı girişimlerde bulunduk. Neydi bunlar; bu tertibi hazırlayan merkezi tehşir ettik. Bu tertibe çanak tutan DİSK içinde belli bir yer elinmiş o zaman Doğu Berlin’den yönetilen ve o zaman bizim sahte TKP dediğimiz bir grup vardı DİSK içinde. Onların inisiyatifinde gelişiyordu 1 Mayıs hazırlıkları. Onlar da ısrarla bu tertip hazırlayan merkezin işini kolaylaştıracak şekilde biz “Maocu bozkurtları almayacağız” diyorlar ve benzeri şekilde propaganda yapıyorlardı. Yani gerginlik ortamını bir çatışmaya sürükleyecek tahrik eden bir çizgi izliyorlardı.”

Gerginliğin tırmanmaması için alana bağımsız bir kortej yerine emekçi örgütler içerisinde sendikalarla ve demokratik kitle örgütleri ile girdiklerini belirten Karanlık “Ben ve Gün Zileli 1 Mayıs gösterisine ayrı bir grup halinde girmemek gerektiğini savunduk. Bir tertip geldiğini, bir kontrgerilla tertibi olduğunu çünkü daha önce benzer olaylar oldu, öyle bir ortama sürükleniyor Türkiye, bu oyuna gelmemek gerektiğini ve DİSK yönetimindeki sahte TKP grubunun buna çanak tutttuğunu anlatmaya çalıştık ama başaramadık. Biz kendi görüşümüzü uyguladık. O zaman ki Aydınlık veya Halkın Sesi grubu olarak ayrı bir kortej oluşturmadık, sendikalarda kitle örgütlerinde zaten arkadaşlarımız doğal üyesidir birçoğu o şekilde girdik” dedi.

HER ŞEY ÖNCEDEN TERTİPLENDİ!

Görevlendirilmiş kışkırtıcıların işaretiyle profesyonel hazırlıklar sonucu kanlı olayların meydana geldiğini belirten Karanlık şunları söyledi:

“Taksim’de zaten o katliamda ölenler özellikle Kazancı Yokuşu’nda boğularak can verenlerdir. Yani ateşli silahlarla öldürülen kişi sayısı azdır. Buna karşılık o Kazancı Yokuşu’na sürülen, kaçar haldeki, panik haldeki kitledeki boğulmalar sonucundaki ağırlıklı olarak can kayıpları olmuştur. Bu da bütün alanı kontrol edecek tarzda profesyonel ekiplerin önceden hazırlık yaparak ve polis panzerlerini de kullanarak oluşturulmuş bir tertip şeklidir. Olayın esası budur.”

PROVOKASYON DARBE’NİN ÖNÜNÜ AÇMAK İÇİN YAPILDI!

Yeni Akit gazetesinin “İşçi Partililer niye 1 Mayıs alanına kortej halinde girmediler, olacakları nereden biliyorlardı” şeklindeki haberine karşılık veren Karanlık sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nereden biliyorduk? Bilmeyen kimse yoktu ki. Bas bas bağırıyordu tertip ve esasen 1 Mayıs’tan sonra da kanlı tertipler devam etti. Çiğli’de Ecevit’e suikast yapıldı. Daha sonra Ecevit’in seçim mitinginde suikaste uğrayacağı, ateş edileceği miting sırasında o zaman Başbakan Demirel aracılığıyla bir mektupla Ecevit’e bildirildi. Yani o mitinge gitmeyin size karşı suikast planlanıyor, bunlar darbe peşinde bir gruptur diye Demirel’in mektubu vardır. Gerçekten de o zaman hem askeri içinde hem polis içinde ve hem de çeşitli siyasi gruplar içinde örgütlenmiş darbe merkezinin, kontrgerilla merkezinin seri tertiplerdir. 1 Mayıs, Sirkeci araba vapurunun batırılması vardır, başka bombalı eylemler vardı. Bunlar darbe için zemin hazırlamak üzere hazırlanmış seri olaylardır. Demirel’in müdahalesiyle ve o zaman o darbede adı geçen komutanların 30 Ağustos öncesi bir olağanüstü bir tertiple emekli edilmesiyle o darbenin önüne geçilmiştir ne zamana kadar 12 Eylül 1980’e kadar. Ama darbeciler 1 Mayıs’tan sonra ve Ecevit’e suikast girişimleri içersinde güç ve mevzi kaybetmesine rağmen daha sonra tertipler zinciri devam etti, Çorum, Maraş gibi... Ve en sonunda Amerika 12 Eylül 1980’de amacına ulaştı. Olay budur... Böyle bir süreç içinde ve zemin içinde anlaşılabilir 1 Mayıs tertibi ve tertibin içindeki çeşitli güçlerin tutumları.”

Karanlık, Berktay’ın The Marmara ve Sular İdaresi’nden ateş edilmediğini iddiasına şöyle yanıt verdi:

“Sular İdaresi’nden ateş açılması konusuyla ilgili çok somut araştırma inceleme yapan Çetin Yetkin gibi savcıların tespitleri de var. Bizim de o zaman ki tespitimiz Sular İdaresi’nden ateş edilmek suretiyle çok sayıda ölüler verildiği tespitin doğru olmadığıdır. Çünkü biz 1 Mayıs sonrasında da olaylar nasıl oldu, ne şekilde olduğuyla ilgili bunları tam olarak aydınlığa çıkarmak için yoğun bir çalışma yürüttük. Esasen 1 Mayıs gösterileri o tertibin oluştuğu sırada bizim dergimiz Halkın Sesi güçlü bir radyo alıcı vasıtasıyla bürosundan polis telsizini, yani polis telsizlerinden konuşan darbe merkezinin konuşmasını dinlemiştir, o zaman da yayınlamıştır. Dolayısıyla 1 Mayıs tertibinin ne şekilde tertip edildiği şeklinde yoğun araştırmalarımız olmuştur. Esası şudur; çeşitli merkezlerden, Intercontinental Oteli, Tarlabaşı’ndan ateş ilk işaret fişeği gibi atılmıştır. Oralardan gelen ateşler ve panzerler marifetiyle kaçışan kitlenin önemli bir bölümü Kazancı Yokuşu’na sürülmüştür ve orada katliama uğramıştır. İşin esası budur.”

Odatv - 05 Mayıs 2012

Son Yazılar

Mostly cloudy

14°C

Istanbul