koy_enstituleri_bir_okuma_ani225

Devrim nöbetindeki Köy Enstitülü!

Bugün Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 70. yılı.


Kemalist Devrimin 1938’de Büyük Devrimci Atatürk’ün ölümüyle sona erdiğini düşünenlerimiz vardır.

Örneğin iz bırakan şair ve düşünürümüz, dostluğuyla mutluluk duyduğum Attila İlhan bu görüşteydi.

*** *** ***
Son atılımlar!

Oysa 1942’de Köy Enstitüleri’nin açılması ve 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun çıkarılması, Kemalist Devrimin son atılımlarıdır.

Bu atılımlar CHP’nin 1935 yılı Mayıs ayında toplanan 4. Genel Kongresinde aldığı derebeyliği tasfiye kararının uygulamalarıydı.

1937 yılı 6 Şubat’ında yapılan Anayasa değişikliğiyle toprak ağalarının topraklarına çok düşük ve taksitli ödemelerle el koyma koşulları getirilmişti.

Ancak Devrim 1938 yılında önderini yitirdi ve arkasından İkinci Dünya Savaşı geldi.

Köy Enstitüleri, cephenin dış tehdide döndürüldüğü yıllar içinde açıldı; çok önemlidir.

*** *** ***
Tarih dersi!

İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye Atlantik sistemine bağlandı ve “Küçük Amerika” süreci başladı.

Bu olay, kuşkusuz devrimin kireçlenmeye başlamasının sonucuydu.

Devrimin soluğunun kesildiği koşullarda ABD Türkiye’ye girdi ve böylece toprak ağalığı ve şeyhlik, dünya ölçeğindeki koruyucusunun kanatları altına girdi.

Köy Enstitüleri’ne “komünist” damgasını Atlantik ötesindeki akıl hocaları vurdu.

Enstitüler, daha CHP yönetimi zamanında çelmelendi.

İşte 12 Eylül 1980’e oradan geldik.

1945’ten sonra Atatürk’ün “Arasız devrimler” siyasetinin terk edilmesine, CHP içinden önemli bir itiraz yükselmedi.

“Küçük Amerika” sürecine direnenler Bilimsel Sosyalistlerdi.

Bu, büyük tarih dersidir.

*** *** ***
Türk Devriminin icatçılığı!

Köy Enstitüleri, Kemalist Devrimin dünya eğitim birikimine bıraktığı çok önemli bir mirastır.

Türk Devriminin yaratıcılığının önemli örneklerindendir.

Hasan Ali Yücel’leri, Tonguç’ları, emek veren ve yetişen öğretmenlerimizi saygıyla anıyoruz.

Halen Kırıkkale ilimizin Sulakyurt ilçesi Kalekışlacık köyünde oturan Köy Enstitülü öğretmenimiz Muharrem Tekin, İç Anadolu bozkırından 6 Şubat 2012 günü Silivri’ye gelmiş ve iki gün nöbet tutmuş.

Ergenekon ve Balyoz davalarını izlemiş.

Köy Enstitülü her zaman devrim nöbetindedir.

Muharrem Tekin öğretmenimiz köyüne döndükten sonra yazdığı mektupta, bakın Köy Enstitüleri’ni ne güzel anlatmış.

Anlatmasını bilmek de bir Köy Enstitülü terbiyesidir.

*** *** ***
Köy Enstitülü öğretmenimiz Muharrem Tekin’in mektubu!

Atlantikçiler dediler ki, çok partili hayata geçin, demokrasiyle yaşayın!

Köy Enstitüleri’ni kapatın, o okullar ‘kominist’ yetiştiriyor.

Bizi bizden çok iyi bilen ABD, 500 imam hatip okulu, 6000 kursu açılmasını istemiş ve desteklemiştir.

Köy Enstitüleri fakir halk çocuklarının okulu idi. 21 Köy Enstitüsü açıldı. İlerde çoğalacaktı.

Yalnız öğretmen yetiştirmekle kalmayacaktı. Sağlık memuru yetiştirmeye başlamıştı.

Planında ziraat teknisyeni, ziraat mühendisi, doktor, nahiye müdürü, kaymakam, vali yetiştirmek vardı. Köy Enstitüsü sayısı çoğalacaktı.

Kalkınma köyden başlayacak, göç olayı olmayacak, toprak ve tarım reformu yapılacaktı.

Bugünkü PKK olayı zinhar olmayacaktı.

*** *** ***
117.000 mezun verseydi!

İşte yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın baş belası ABD Ortadoğu’da değil at koşturmak, ismi dahi olmayacaktı.

Başımıza ne gelmişse, geliyorsa, gelecekse hepsinin kökeninde Köy Enstitüleri’nin kapatılması yatıyor.

Köy Enstitüleri’ni kapatmakla suyu kökten kestiler. Köy Enstitüleri 17.000 mezun verdi.

117.000 mezun verseydi, bu kötü günleri görmezdik.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, Japonya, Almanya, Hollanda’nın seviyesinin çok üstünde olurduk.

*** *** ***
Taş ocağından taşımızı sökerek!

İkinci Dünya Savaşında dünya ateşler içinde yanarken, biz devletimize yük olmadık.

Köy Enstitülerimizi biz, kerpicimizi, tuğlamızı kendimiz dökerek, taş ocağından taşımızı sökerek, mahalline kağnılarla çekerek, domatımızı, fasulyemizi, biberimizi, sütümüzü, yoğurdumuzu kendimiz üreterek nasırlı ellerimizle yaptık.

Devletimiz, demir, kereste, çimento, çivi ihtiyacımızı verdi. O günlerde mesele istiklalimizi koruyacak tek varlığımız medarı iftarımız Ordumuzu beslemek, ayakta tutmaktı. Yalnız bizde değil dünyanın her yerinde ekmek karneyle yeniliyordu.

*** *** ***
İnsanı değil toprağı sömürmek!

Bize, Atatürk, bayrak, vatan, millet sevgisi yüreğimize yazılmıyor, murç ile kazınıyordu. İnsanları değil toprağı sonuna kadar sömürmek çok iyi öğretiliyordu.

Kısa sürede Fakir Baykurt, Osman Şahin, Adnan Binyazar, Mahmut Makal, Mehmet Çimi, Mürüvvet Bilen, Ayşe Baysal, Pakize Türkoğlu, şu an isimleri aklıma gelmeyen binlerce aydın yetiştiren Köy Enstitüleri, şimdiye kadar devam etseydi 100 bin, 200 bin aydın yetiştirecekti.

ABD ve Avrupa Birliği bize hükmedemeyecekti.

Dünyada bir eşi olmayan büyük Atatürk’ün devrimi sürekli devam edecek, onurlu gururlu bir devlet olup dünya lideri olacaktık. Türki devletlerle daha yakın, iç içe olacaktık.

*** *** ***
Devrim nöbetçisinin yüreğine murçla kazınan!

Şiirsel anlatımlar değil mi?

Taş ocağından taşımızı sökerek…

Ve bilince murç ile kazınan halka hizmet ruhu, emeğe güven, özgüven, çetin mücadele azmi…

Köy Enstitülerinin mirasını bu iki sayfalık mektupta görüyoruz.

Ya 17 bin değil de, 117 bin Köy Enstitülü yetişseydi.

Tekrar Atatürk’ün “Arasız devrimler” işaretine geliyoruz.

Muharrem Tekin öğretmenimiz bana yazdığı her mektubu şöyle bitiriyor:

“80 yaşındayım. Doğal afetler hariç, Türkiye’nin düzlüğe çıktığını görmeden öleceğim.”

İşte Köy Enstitülünün devrimci ruhu!

Doğu PERİNÇEK - 17 Nisan 2012 - Silivri


KİTAP : Köy Enstitülü büyük yazarımız Osman Şahin’in Köy Enstitülerini anlatan kitabı BOZKIR’DA VİVALDİ.

Son Yazılar

Mostly cloudy

15°C

Istanbul