pekin_mao225

Çin sosyalist mi kapitalist mi?

Çin sosyalist mi, yoksa kapitalist mi tartışmalarına rastlanıyor.

Çin Halk Cumhuriyeti’nde bugün iktidarda bulunan Çin Komünist Partisi, Çin’in sosyalizmin alt basamaklarında olduğunu vurguluyor.

Çin’in toplumsal ekonomik kurulu şu üzerine bir nitelemede bulunmak için, önce elbette sosyalizm konusunda bir fikir sahibi olmamız gerekiyor.

*** *** ***
Kapitalizmden sınıfsız topluma geçiş süreci!

Sosyalizm, iktidarın emekçi sınıflarda bulunduğu kapitalist toplumdan sınıfsız topluma geçiş sürecidir.

Dolayısıyla sosyalizm, en sonunda sınıfların kalmadığı bir toplumun adım adım kuruluşudur. Elbette her süreç gibi çelişmelidir; iniş çıkışlıdır.

Bu sürecin yönelişleri şöyle sıralanabilir:

- İktidarın emekçiler tarafından ele geçirilmesinden sonra her düzlemde fiilen emekçilerin yönetiminde bir siyasal sistemin kuruluşu.

- Üretim araçları üzerinde özel mülkiyetten adım adım kolektif mülkiyete geçiş.

- Üretici güçlerin özgürleşmesiyle üretimin gelişmesi ve adım adım bolluk toplumuna ilerleme.

- Herkese emeğine göre bölüşümden adım adım herkese ihtiyacına göre bölüşüme ilerlenmesi. Dolayısıyla değişim ekonomisinin adım adım sınırlanması ve bolluk toplumunun kurulmasıyla birlikte ortadan kalkması.

- Kafa emeği ile kol emeği, sanayi ile tarım ve şehir ile köy arasındaki farkların adım adım kalkması.

- İdeolojik-kültürel düzlemde toplumun geçmiş özel çıkar ve sınıf tahakkümü sistemlerinin değer yargılarından ve yabancılaşmasından, özetle ideolojisinden arınması, yeni paylaşmacı insanın oluşması.

- Toplam olarak sınıfların arasındaki farkların bütün siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel temelleriyle ortadan kalkması. İnsanların değil yalnız araçların yönetildiği bir toplumun kurulması.

*** *** ***
“Burjuvazisiz burjuva devleti ve burjuva bölüşüm ve değişim ilişkileri”

Yukarıda özetlediğimiz sosyalizmi kurma sürecine baktığımız zaman, her sosyalizm biraz kapitalizmdir.

Çünkü sosyalizm döneminde, hâlâ kapitalizmin bölüşüm ilişkisi olan “Herkese emeğine göre” geçerlidir ve buna bağlı olarak hâlâ değişim ekonomisi yürürlüktedir. Yani emekçiler, emekleriyle ölçülen bir ücret alırlar.

Oysa sınıfsız toplumun bölüşüm ilişkisi, kapitalizmden bütünüyle farklıdır :

“Herkese ihtiyacına göre.”

Bütün bu nedenlerle, Lenin‘in de işaret ettiği üzere, sosyalizmin kurulu şu sürecinde, “hem ekonomi, hem devlet bir yönüyle kapitalist karakterdedir.”

Lenin, sosyalizmi “burjuvazisiz burjuva devleti” ve “sömürüsüz burjuva bölüşüm ve değişim ilişkileri” diye tanımlamıştır. Bu tanımı Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin kurulu şunu ve kapitalizme geri dönüşü incelediğimiz Stalin’den Gorbaçov’a adlı kitapta basit bir şemayla canlandırmaya çalıştık.

sosyalizm_sureci_onceki_donemle_kiyaslama225

(Doğu Perinçek, Stalin’den Gorbaçov’a, Gözden geçirilmiş 4. basım, s. 280)

Herhangi bir sosyalizm sürecinde şemadaki grileri görürseniz, o ülkenin kapitalist olduğuna hükmedersiniz; beyazları görürseniz, bu kez o ülkenin lekesiz bir sosyalizm olduğunu düşünürsünüz. Oysa ikisinin de hayatta bir karşılığı bulunmuyor.

Sosyalizmin bir geçiş süreci olması, eski ile yeniyi bağrında taşıması anlamına geliyor.

*** *** ***
Kapitalizme geri dönüş tehlikesi!

Sosyalizm uzun bir süreçtir.

Bu süreç boyunca proletarya ile burjuvazi, sosyalizm ile kapitalizm, Marksizm ile burjuva ideolojisi arasındaki mücadele, başka deyişle sınıf mücadelesi devam eder.

Her sosyalizmi kurma girişimi, kapitalizme geri dönüş tehlikesini içerir.

Sosyalizmde bölüşüm ilişkilerinin kapitalizmin bölüşüm ilişkileri olması (emeğe göre ücret) kapitalizme dönüşün toplumsal-ekonomik temelini oluşturur.

Sosyalizmin kuruluş sürecinde, üretim araçlarının kolektif mülkiyete dönüşümünün esas olarak tamamlanmasından sonra geri dönüş tehlikesi, Devlet ve Parti içindeki kapitalist yolculardan gelir (Kruşçevler-Brejnevler-Gorbaçovlar).

Bunlar 20. yüzyılın sosyalizm pratiklerinden üretilmiş olan teorik birikimin esaslarıdır.

*** *** ***
Çin’de sosyalizmin mucizesi!

Çin’e gelince, 1949 yılında dünyanın en Ortaçağlı, en geri, en yoksul ülkesiydi.

Çin, 60 yılda dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir gelişme gösterdi.

Milli demokratik devrimin ve arkasından sosyalist devrimin özgürleştirdiği emek gücü, bu büyük mucizenin yaratıcısıdır.

Çin’in bu olağanüstü başarısını kapitalizme mal etmek isteyenler kapitalistlerdir.

Onlara soralım: Sizin kapitalizminiz ABD, İngiltere, Yunanistan, Portekiz, İspanya, Bangladeş, Pakistan, Mali veya Somali’de niçin Çin’deki başarıyı gösteremiyor ve çöküş alâmetleri gösteriyor?

60 yıl önce Afganistan toplumu ile Çin toplumu aynı düzeydeydi.

Farkı yaratan ne?

*** *** ***
Tarihin dışında tarafsız duruş!

Bugün Gelişen Dünyaya bakıyoruz, Çin, Vietnam, Venezuela, Brezilya, Hindistan vb, hepsi emperyalizmin denetimine şu veya bu ölçüde set çeken bağımsız ülkelerdir.

Hepsinde kamu ekonomisi belli bir ağırlığa sahiptir ve plan yapılıyor.

Bunlar için de Çin ve Vietnam sosyalizmin alt basamaklarında olduklarını belirtiyorlar ki doğrudur.

Diğerleri de bağımsızlıkçı ve halkçı çizgide (milli demokrasi) büyük başarılar kazanıyorlar.

*** *** ***
Çin’e Çin’den ve Suriye’den bakalım!

Ergin Yıldızoğlu kardeşimiz, emperyalist ülkeler ile BRICS ülkelerinin “her ikisi de kapitalist” diyerek, tarihin dışında duruyor. (Cumhuriyet, 2 Nisan 2012).

Dünyadaki büyük savaşta böyle tarafsız duran iyi niyetli insanlarımıza şunu öneriyorum:

Çin’e Suriye’den bakın.

Çin’e İran’dan bakın.

Çin’e Afrika’dan bakın.

Çin’e Türkiye’nin fabrikalarından, gecekondularından bakın.

Çin’e Silivri’den bakın.

Çin’e çöken ve çürüyen Avrupa’nın umutsuz insanlarının penceresinden bakın, örneğin Yunanistan emekçilerinin bulunduğu yerden bakın.

Çin’e bölünen, parçalanan, mezhep ve din savaşlarına itilen ülkelerden bakın.

Çin’e ABD’de kuponla ekmek alan 40 milyon çaresizin bulunduğu yerden bakın.

Çin’e Çin emekçisinin yanından bakalım.

Çin’e rahat koltuklarımızdan, kahvemizi yudumlayarak bakmayalım.

*** *** ***
Lavoisier Kanunu!

Çin’e 19. yüzyıldan, yani tarihin dışından bakarak, insanlığa karşı cihat açmaktan öte bir yere varamazsınız.

Ve unutmayın sosyalizm bir çırpıda kurulmaz, aşamalarla kurulur.

Doğada ve toplumda her kuruluş, bir süreçtir. Yeni, eskinin içinden filizlenir ve her yeninin içinde eskinin kalıntıları vardır.

Kapitalizm bir çırpıda yok olmaz ve sosyalizm de yoktan varolmaz.

Aynen Lavoisier’nin Kanunu gibidir:

Hiçbir şey yoktan varolmaz, yani yeni toplum da eski toplumun bağrından çıkmıştır.

Doğu PERİNÇEK - 11 Nisan 2012 - Silivri

Yarın : BRICS, yeni uygarlığın habercisi mi, yoksa kapitalizmin tekrarı mı?

Son Yazılar

Cloudy

13°C

Istanbul