yikilacaksin_fasist225

Vurgun, Zulüm, Kanunsuzluk Diz Boyu… Ama Bu Böyle Gitmez…

Tüm dünyanın ve ulusumuzun gözü önünde önceden düzenlenmiş, planlanmış bir orta oyunu oynanıyor. Askerler, siviller “darbecilik”le, “çetecilik”le yargılanıyorlar.


Ama ortada ne bir örgüt, ne de bir örgüt yöneticisi var… Şimdiye dek bulunamadı.

İnsanlarımız zindanlarda çile dolduruyor.

Onların “Tutuksuz yargılanma” isteklerini ise yargıçlar, “Henüz delillerin toplanmadığı, delillerin karartılabileceği” gerekçesiyle reddediyorlar.

2007’den bu yana deliller hâlâ toplanamamış!..

Bir zamanlar, 12 Eylül Döneminde de aynı görüntülerle karşılaşmıştık. Bir yargıcın “Tutukluğun devamı”na, bir başka yargıcın “Tutukluğun kaldırılması”na karar verdiği duruşmalar sonucunda aydınlarımız, tamı tamamına 38 ay 20 gün zindanlarda tutulmuşlar, sonra da “suçsuz” bulunarak salıverilmişlerdi. Yattıkları süre yanlarına kâr kalmıştı.

Yine O yıllarda yapılan itirazlara, savunmalara kulaklar tıkanmış, duymazlıktan, görmezlikten gelinmişti.

Aynı ortaoyununu, aynı filmi günümüzde bir kez daha izlettiriyorlar bize.

Suç kanıtları: Dijital CD’ler…

“İftira CD’leri” de diyebiliriz bunlara… Çünkü darbe planlarını içerdiği ve 2002-2003 yıllarında kaydedildiği ileri sürülen bu dosyaların, 2007 Microsoft Office programı ile yazıldığı bilirkişiler, uzmanlar tarafından belirlendi.

Bu CD’lerin tertip olduğunu artık çocuklar bile biliyor.

Bu ülkede kalemlikler “el bombası”, antika tüfekler “Uzun namlulu suikast silahı” olarak zapta geçirildi. Yasa dışı “kaset ve görüntüleme merkezleri” kuruldu…

Belli ki bütün bu tertiplerin arkasında birileri var… Ama bugüne değin hiçbirinin izine rastlanmadı. Onları ortaya çıkarmak için herhangi bir çaba da gösterilmiyor.

Ama avukatların savunma yapmalarına izin verilmiyor. Avukatlar savunma yapamıyor.

Sanıklar savunma yapamıyor. Yaparlarsa cezalandırılıyorlar…
Çürütülen kanıtlar dikkate alınmıyor.

“İçerideki subaylarla birlikte görev yapan dışarıdaki emekli komutanlar tanık olarak dinlensin, gerçekler ortaya çıksın” deniliyor. Duyan yok. Kulak asan yok. Aldıran yok…

Yani hukuksuzluk devam ediyor. Yani mevcut yasalar ve Anayasa, herkesin gözü önünde paspas gibi çiğneniyor.

Üstüne üstlük, Balbay’lar, Özkan’lar, Perinçek’ler hâlâ tek kişilik hücrelerde tutuluyorlar.

Milletin milyonlarca oyu ve iradesiyle seçilen, milletin güven duyduğu, kendisini temsil etmek üzere TBMM’ne gönderdiği milletvekilleri hâlâ dört duvar arasında. Ve yargıçlar milletimiz gibi onlara güven duymuyor. Ama PKK davasından yargılanan terörist sanık, milletvekili seçilince, aynı gün serbest bırakıldı.

Değerli bilim adamı, Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’a ise ne hasta babası gösterildi, ne anası… Her ikisi de çocuklarının özlemiyle, hasretiyle gözlerini dünyaya kapadılar…

Bu bir zulümdür.

İşkencedir.

Zalimliktir.

AKP iktidarı bir öç alma, bir intikam makinesi gibi çalışmaktadır.

O, bir Öç alma iktidarıdır.

Nefret iktidarıdır.

Atatürk’ten, Kubilay’dan, Cumhuriyetten, devrimcilerden, devrimlerden nefret etmekte, öç almaktadır. İşbirlikçi, dinci atalarının öcünü almaktadır.

Ulusalcılardan, tam bağımsızlıktan yana olanlardan, vatanseverlerden nefret etmekte, öç almaktadır.

28 Şubatçılardan, askerlerden nefret etmekte, öç almaktadır.

Emperyalizmle birlik olup, yurtseverleri sırtından bıçaklayan ihanet şebekesi, ihanet erbabına olmayan itibarları yeniden verilmek istenmekte, el üstünde tutulmaktadır.

Tüm hayatı boyunca Cumhuriyetle, Cumhuriyet devrimleri ile mücadele eden Said Nursi’ler, İskilipli Atıf Hoca’lar işte bunun için her gün anılmakta, adına anma törenleri düzenlenmektedir…

Bu madalyonun bir yüzüdür. Bir de öteki yüzü var: Çalan, çırpan, sömüren mutlu azınlığın dünyası…

Yani doğal dokunulmazlığa sahip olanlar…

Yani yargılanamayanlar: Milletvekilleri, AKP’li belediye başkanları, parti yöneticileri, taraf medya, yalakalar, yandaşlar…

Yani bir eli yağda, bir eli balda olanlar…

Yani milyonların açlığı, perişanlığı, sefaleti üzerinde ömür sürenler, saltanat yaşayanlar…

Düzenin devamından yana olan talancılar, vurguncular…

Aynı evde üç karıyla, dört karıyla yaşayan ulema takımı, garibanların evini yok pahasına alıp, milyonların üzerine oturan milletvekilleri…

YANİ VURGUN, TALAN, ZULÜM ÜLKEMİZDE DİZ BOYU… AMA BU BÖYLE GİTMEZ…

Hocam, aydın bilim adamı Oktay Sinanoğlu’nun sözleri ile:


“…Bu böyle gitmeyecektir.
Birtakım bilinçlenmeler, kıvılcımlanmalar başladığını görerek seviniyorum.
Umutsuzluğa kapılmadım…
Bu millet sıkıntılardan geçiyor.
Aklını başına alacak, kendi kuvvetinden güç alacaktır!
Amerika bitmiştir!
Avrupa bitmiştir!
Aklımızı başımıza alarak hedeflerimize yürüdüğümüz takdirde…
Dünya’daki iki güç: Biri Brezilya, diğeri Türkiye’dir…”

BU BÖYLE GELMİŞ AMA BÖYLE GİTMEYECEKTİR…

Ali ERALP - 11 Nisan 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar

Partly cloudy

27°C

Istanbul