ataturk_1924_225

Yine mi ‘Ulus-Devlet’?

Kubilay Kızıldenizli, 25 Mart 2012 tarihinde, Dünya48 adlı örütbağ gazetesinde, İşçi Partisi Genel Başkan eski Vekili Mehmet Bedri Gültekin'in "PKK' nın anadili Türkçe" yazı dizisine  "PKK' nın anadili Türkçe yazı dizisine eleştiriler” başlıklı yazısı ile kimi eleştiriler yöneltmektedir.


Kürtçe bir ‘dil’ midir değil midir konusundaki görüşlerimi daha önceki yazılarımda dile getirmeye çalışmıştım.

Burada bu ‘boş’ tartışmaya yeniden girmek niyetinde değilim.

Bence tartışılmaya değer olan ‘ulus-devlet’ kavramının kendisidir.

Uzun bir süredir, Türkiye’de, ‘ulus-devlet’ kavramının bilinmediğini; bu kavramın gelişigüzel kullanıldığına dikkat çekmeye çalışıyorum.

Ulus ile devlet arasına çizgi konulmalı mı konulmamalı mı?

Giderek ‘ulus-devlet’ yerine ‘ulusal devlet’ demekle hançerin taşı düşer mi düşmez mi gibi bir başka ‘boş’ tartışmaya da gerek yok sanıyorum.

‘Ne’ olduğu ya da ‘neyi dillendirdiği’ bilinmedikten sonra arasına çizgi değil kafasına şapka da geçirilse değişen bir şey olmayacaktır.

Ancak, ‘ulus-devlet’ diye adlandırğımız şeyin, her ne ise o, bir ‘tarih’i yok mudur? Başsız ve sonsuz mudur? Ölümsüz müdür?

Önünde sonunda bu tür bir soru ile karşılaşılmayacak mıdır?

Nitekim Mehmet Bedri Gültekin; "Emperyalizme karşı mücadele, emperyalizmin yıkmaya çalıştığı ulusal devlet mevzisinden verilecektir ama hedef, ulusal devleti olduğu gibi ihya etmek olmamalıdır." diyerek, ‘ulusal devlet’in emperyelizm tarafından yıkılmaya çalışıldığına; ulusalcıların da ‘ulusal devlet’ mevzisinden emperyalizme karşı mücadele edeceklerine ancak bu mücadelenin sonunda ulusal devletin ‘olduğu gibi’ ihya etmekle yetinilmeyip ‘daha başka işler’in de yapılacağından sözetmektedir..

Burada, Kubilay Kızıldenizli haklı olarak  Mehmet Bedri Gültekin'e şu soruyu sormaktadır:

"Emperyalizmin saldırılarına karşı eğer ulus devleti savunma misyonuyla hareket edeceksek ve savaşı kazanacaksak, daha sonra biz, hangi sistemdeki bir devlet yapısını "ihya edeceğiz ?”

Güzel..

Gerçi Mehmet Bedri Gültekin “İran, Türkiye, Irak ve Suriye arasında konfederatif bir sistemin” kurulabileceğinden ve hatta bu tür bir  “konfederatif sistemin”  geçmişte kurulmasının tartışıldığından bile sözetmektedir.

Bu ‘konfederatif sistem’e, ‘Batı Asya Birliği’ gibi bir ad bile bulunmuştur.

Tartışılmakta olan asıl konu ‘dil’ olduğuna göre, konuya uygun olsun diye ‘dilin kemiği yok’ diyerek başlanabilir diye düşünüyorum.

Dilin kemiği olmadığı için de bu tür ‘tartışma’larla bir yere varılamamaktadır.

Oysa ‘tartışma’nın bir yere vardırabilmesi için öncelikle ortak bir ‘dil’e sahip olmak gerekmektedir.

“Ortak dil’ derken, burada kullanılan ‘kavram’lar üzerinde anlaşmaktan sözettiğim açıktır.

Benim ‘devlet-ulus’ dediğim ‘şey’e tartışmacı taraflar  ‘ulus-devlet’ diyecek olursa; benim ‘devlet-ulus’tan sonraki aşamayı adlandırmayı düşündüğüm ‘ulusal devlet’e de ‘konfederatif sistem’ diyeceklerdir. Böylece bu tartışma, diğerleri yanında, sadece bir ‘ortak dil’e sahip olamadığı için kesinlikle sonlandırılamayacaktır.

Bu tartışmann böyle sürüp gitmemesi için burada kesiyorum.

Buraya kadar dile getirilmeye çalışılan konu anlaşılmış mıdır anlaşılamamış mıdır?

Yineleyelim; siz özünde devlet-ulus diye adlandırılması gereken toplumsal biçimlenişe ulus-devlet ya da ulusal devlet diyecek olursanız; devlet-ulustan sonraki aşamaya ne diyeceğinizi şaşırıp kalabilirsiniz.

Oysa devlet-ulus ya da çok daha doğru biçimiyle ‘burjuva devlet-ulus’ tarihsel kategorisini burjuva olmayan ‘bir devlet-ulus’un izleyeceğini söylemek çok daha mantıklı değil midir?

İşte o nedenledir ki ‘burjuva devlet-ulus’a ulus-devlet ya da ulusal devlet demek doğru değildir diyorum.

Çünkü ulusal devlet, ‘burjuva devlet-ulus’tan sonra gelecek olan ve gelmesi için mücadele ettiğimiz bir tarihsel kategoridir.

Nokta.

Gerisi bence tartışma olsun diye tartışmadır.

Ve bu tür bir tartışmada taraf olmak istemem.

Benim yapmaya çalıştığım, benim ‘ulusal devlet’imin ‘nasıl ve ne zaman’ kurulacağı konusunda kafa yormaktır.

Olanağı varsa ‘o güzel günler’i bir an önce görebilmek..

Habip Hamza ERDEM - 10 Nisan 2012

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Partly cloudy

30°C

Istanbul