orgutlenmeyen_aydinin_sorunu225

Örgütlenmeyen aydın halkı nasıl örgütleyecek?

Tekin Tek!

Türkiye'de aydınlarımızı saran en büyük hastalıklardan biridir örgütlenmemek. Bu Türk aydınının en büyük zaafını oluşturmaktadır. Sorunları tespit etmek, çözüm üretmek önemlidir. Ancak çözümü üretecek siyasal mekanizmadan uzak durmak çözümsüzlüğün de ta kendisidir.

Kimi aydınlarımız tarafsızlığından bahsetmektedir. Bir siyasal örgütlenmenin içine girmeden yani taraf olmadan toplumun her kesimine bilinç verme görevinden bahseder. Kulağa hoş da gelmektedir, "herkese bilinç götürmek"!

Ancak meselenin özünde sadece toplumun bilinçsiz kalması yatmıyor. Halk iktidarını inşa edecek bir siyasi partide kuvvet yaratmamak gibi önemli bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Evet halk bilinçlenecek diyelim, bu bilinçlenen halk sorunları neyle çözecek? Sistemin şantajlarla siyaseti yönlendirdiği günümüzde toplumun önüne koyduğu sandıklarda yine sistemin kendisi çıktığı aşikar. Bilinçlenen halk "sandık demokrasisinde" mi çözecek sorunlarını?

Kendin örgütleneceksin ki halkı örgütleyebilesin!

Bazı aydınlarımız da partilere eşit mesafede durduğunu söyleyerek kendilerine siyasi partileri birleştirme görevi de biçer. Eğer bir partide örgütlenirse kendi çevresindeki kitleyi kaybedeceğinden korkar, ya da etki ettiği alanın daralacağını iddia eder.

Siyasi partileri birleştirme konusuna değinecek olursak eğer, öncelikle siyasi oluşumlar bir program etrafında birleştirilir. Bu programda birleşme siyasal örgütlenme etrafında olur. Yani birleşmek için de bir parti gereklidir. Türk aydını partide örgütlenmiyorsa halka nasıl örgütlen diyebilecektir? Partide örgütlenmeyen Türk aydını halkı nasıl örgütleyecek? Önce aydın partide örgütlenecektir ki halkı örgütleyebilsin. Aydının kendisine sorması gereken budur.

Halkla birleşmenin tek yolu partileşmek!

Aydın bir siyasal örgütlenme içerisine girerse, etkilediği kesimden kopar mı? Aydın kopacağını iddia etmektedir, ilginçtir ki girmediği bir pratiği öngörmektedir.

Aslında parti, halk tabanıyla buluşmanın aracıdır. Parti her yerdedir.

Sokakta bildiri dağıtır, metro durağında gazete satar.

İşten atılmış işçinin yanında saf tutmuştur parti.

Direnişe geçmiş işçinin çadırında havayı solumuştur parti.

Toplumun öncülerini toplamış Milli Anayasa Forumu yapmıştır parti.

Sözde soykırıma karşı ayağa kalkmış Paris'e gitmiştir parti.

İşte parti halktan kopmanın değil tam aksine halkla birleşmenin tek yoludur. Peki Türk aydınının bunun aksini söylemesinde yatan gerçek nedir? Örgütlenmemekte direten Türk aydını bencildir, rahatlığını bozmak istememekte, liberal bataklığında çırpınmaktadır ve kibir sahibidir. Bu tipteki Türk aydınları, halka örgütleneceği ve kuvvet yaratacağı merkezi göstermeyerek büyük hata yapmaktadır. Yığınakta hata yapılmaktadır.

Mustafa Kemal, Şefik Hüsnü, Nazım Hikmet, Hikmet Kıvılcımlı ve Mehmet Ali Aybar gibi aydınlarımız partilidir. Türk aydını da büyük üstadlarını örnek almalıdır.

Devrimci şair Brecht'in dediği gibi;

İki tane gözün varsa senin,

Binlerce gözü var partinin,

Her yoldaşın bildiği kendi kenti,

Beş kıtanın beşini de biliyor parti...
.

Kemalistler - 09 Nisan 2012
http://kemalistler.net/

Son Yazılar

Sunny

25°C

Istanbul