necdet_ozel_tayyip_erdogan_birlikte225

Erdelhun havaları : ‘Özel’ yetkili genelkurmay başkanı mı?

Tayyip Erdoğan’ın Anadolu Ajansı konuşmasından, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “göz bebeğimiz” olduğunu öğrendik. “Ben size silah alacağım” da diyordu!

Şunları sıralayabiliriz, Harp Akademileri Komutanı Arslan Paşa’dır; Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin Akademi ziyaretini ve emr-i vaki konuşmasını çok geç duymuştur. Erdoğan’ın Akademi’ye muvasalatı demlerinde, Orgeneral Özel ile imkan ölçüsünde, yüksek bir tartışma yapmış olduğunu düşünebiliriz. Güzel, Anadolu Ajansı haberine göre, Kara Kuvvetleri Komutanı Hayri Paşa, Deniz Kuvvetleri Komutanı Murat Paşa, Hava Kuvvetleri Komutanı Mehmet Paşa ve Jandarma Umum Komutanı Bekir Paşa Hazretleri, bu mühim konferansı dinleyemediler ve herhalde yetişmemişlerdir. Bunun yerine, Erdoğan’ın imam-hatipten sınıf arkadaşı Vali Hüseyin Avni ve yine imam-hatipli Belediye Reisi Topbaş ile bir ayetin iki harfinden isim türetmiş Yasin Doğan Beyler yetiştiler ve muhtemelen Tayyip Bey’i çok alkışladılar. Ancak Erkan-ı Umumiye Reisi Orgeneral Özel’in ne kadar alkışladığını, Anadolu Ajansı haber yapmadığı için bilemiyoruz. Bildiğimiz, Ankara Radyosu’nda “Erdelhun Havaları” plaklarının devam etmekte olduğudur.

Yeni zengin ile yeni rejim!

Herhalde açıklama tarihi, konferansın kendisinden daha önemli olmuşa benziyor. “31 Mart 2012” tarihinde Tuskon’da, Fethullahi oldukları varsayılan, daha çok inşaattan, nouveau riche, yeni zenginlere hitap etti; “köhne” rejimi devirdiklerini ilan etmişti. Fethullahi yeni zenginlere, “yendik, islami devlet önünüzdedir” haberini verdi, biat istedi ve mümkündür ki, uzun düştü, “Osmanlı bakiyesi toprakta” bir devletten söz ediyordu. Bunu daha sonra geri aldığını tahmin ediyoruz, televizyonları ve gazeteleri vermediler, halbuki bu aralar çok cömerttiler. Televizyon ve gazeteleri hep ve çok cömerttirler.

İkinci 31 Mart!

Yanımda, Fransızca-Farsça sözlüğü hiç eksik olmuyor, “ancien” karşılığı köhne’dir; rejim-i sabık veya devr-i sabık olarak da söyleyebiliyoruz. Bu “Ancien Régime” sözünü, “Devr-i Sabık” uyarmak için ortaya atmıştım, islamistler ve bu arada Gül ve Tayyip Bey, benim attıklarıma çok meraklıdırlar ve kaptılar. “Yeni Türkiye” bunun zıttıdır, şimdi hep kullanılıyorlar ve Tayyip Bey, “darbeci köhne rejimi” sona erdirdiklerini, resmen Tuskon’da dillendirdiler. Necdet Özel Paşa’nın pek yandaş bir incelikle ve pek eksik katılımla, sanki komuta heyetini bölmeyi göze alarak, düzenledikleri konuşmanın Anadolu Ajansı tarafından verilmesi, işte bu ikinci 31 Mart tarihinden bir gün sonrasına denk düşüyordu, pek mühimdir.

Cumhuriyet’i savunmak!

Bendeniz, “ancien régime” tarihsel kategorisini, hukuka dayanmayan bir mahkumiyet sistemine dikkat çekmek üzere ve yine Silivri’de tekellüm etmiştim. Balyoz davasında, esas hakkındaki mütalaa bunu teyit etti; iddianamedeki bir tek iddiayı, bir tek kanıtı, sözü, cd’yi, vesaire vesaire, etkileyemedik ve bir tekimizin bile cezasını değiştirmediler.

Bunu, önceden anlatmak istiyordum; bu nedenle, Mithat Paşa’nın iddianameyi soran mahkemeye, “sadece başındaki besmele ile sonundaki tarih sahihtir” sözünü aktarıp duruyordum.

Ve bir kırık plak misli, Mithat Paşa’nın siz bizi idam ile hükmetmişsiniz” sözünü tekrarlamayı sürdürüyordum. Biz suçluyuz, biz Cumhuriyet’in kuyruğuyuz, Rusça’sı “hvost”, bu mahkumiyetimiz için kafidir. Ben bunu, benim bir kısım saf cürüm arkadaşlarıma hiç anlatamadım, artık “ders olsun” diyorum.

Özel bir genelkurmay!

Tayyip Erdoğan’ın Anadolu Ajansı konuşmasından, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “göz bebeğimiz” olduğunu öğrendik.

“Ben size silah alacağım” da diyordu.Desteklenecektir ve “demokrasiden, hukuktan, laiklikten ve sosyal devlet ilkesinden sapmış bir Türkiye’nin çıkışı” olamayacağı açıklamasını bir müjde sayıyoruz. Sağolasın Orgeneral Özel, diyorum ve çok Özel bir genelkurmay ortaya çıkmak üzeredir. Bunu ekliyorum.

Rüştü Erdelhun vakası!

Aydınlık-Bakış’ta, Rüştü Erdelhun tarihçesini de okuduk, Orgeneral Erdelhun, 28 Nisan’da İstanbul’da ve 29 Nisan’da Ankara’da bize karşı silah kullanılmasını emretmişti. 1960 yılındayız, nerede ise, ben hem İstanbul ve hem Ankara’da idim, temas halinde idik. Ankara’da Binbaşı Vehbi Ersu, ateş emrini pek uzun süre uygulamayı reddetmişti. Bizi, Ankara’da, 229’uncu Alay kuşatmıştı, Alay Komutan Vekili Albay Sabri Süer’di, benim hareketin başında ve iki kızınınsa içerde olduğunu biliyordu. Bizim oğlumuz Devrim’in dedesidir; mermiler sadece Siyasal ve Hukuk Fakültesi’nin üst duvarlarını deldiler. Hayat işte budur ve hep hayatın içindeyiz.

Heba edilmiş yıllar!

İkinci Meşrutiyet devrim’di, bayram var, 1908 tarihindedir; Cumhuriyet, 1923 tarihinde ve devrim’dir. 27 Mayıs 1960 devrim’dir. Eylül 1980 ise darbedir ve Erdoğan’ın akademideki “her darbe döneminde ülke on yıllarını kaybetti” sözü çok çok doğrudur. Bu darbe akepe’yi çıkardı, ve 2002-2012 gerçekten heba edilmiş yıllar olmakla, sözü sahih’tir.

Bitiriyorum.

Biz mi, devam ediyoruz.

Not: Bu yazı, Abdullah Gül’ün HarpAkademileri’ni ziyaretinden önce yazılmıştır.

Yalçın KÜÇÜK - 10 Nisan 2012 - Aydınlık

Düzeltme ve ekler :


Yalçın Küçük’ün 4 Nisan 2012 tarihli “Dünyanın günahkarlarının başına” yazısında önemli bir yanlışlık olmuştur. İncelemede yer yer “mason” sözcüğü geçmektedir ki, hatalıdır ve doğrusu “marran” veya marrano’dur. İspanya’da ve Portekiz’de, zorla ve işkence ile Katolik olan Yahudiler’e verilen addır, aşağılayıcı bir anlamı vardır, “domuz” anlamına gelmektedir.

Marranizm: Sombart’ın kapitalizmin kurucuları olarak gösterdikleri marranolar ve “domuzlardır”. Dağıldıkları yerlerde Yahudiliğe döndüler, ancak dönmeyenleri, yalnız evlerinde Yahudiliği yaşayanları çokturlar. Kristof Kolomb’un bir marrano olduğu ciddi bir iddiadır. Spinoza ise marrano’ydu ve nerede ise iki dinden bir felsefe çıkarmıştı. Marranolar üzerine çok değerli bir kitabı yazan Yirmiyahu Yovel, thus religious life of the Judaizing Marranos had taken up a heterodox content, diyor ki, çok yerindedir. Artık dinsel yaşamları saf değildir, karışıktır.

Sabetayizm: Marranizm genel ve Sabetayizm özel haldir. Sabetayizm aynı zamanda,bir sect ve daha doğrusu, dindir. Dinleri çok disiplinlidir.

Müslüman olarak yaşamakta sorunları yoktur, ancak Müslüman olarak ölmek istemezler, cenaze törenleri, yerleri başkadır. Aynı anda iki dinin kuralları uygulanmaktadır. Sabetayist olmayanlar bunu göremezler, Karacaahmet’te Bülbülderesi, Zincirlikuyu’da belli bölümler, Nakkaştepe ve yakın zamanda Kilyos, İstanbul’daki mezarlıklarıdır. Camileri ayrıdır.

Türk-Müslüman ile cinsel ilişki günahtır. Yapmazlar ve evlenmezler, ama yine de günahkarları vardır. Dizi ve eğlence sektörü bir alandır ve bu açıdan zordadır. Hıristiyanlar ile cinsel ilişki serbesttir ve bu nedenle ithalat artmaktadır. Birbirlerini bulabiliyorlar, o zaman, medyada bayram havası yaşatılmaktadır.

Son Yazılar

Sunny

18°C

Istanbul