brechtteki_mao225

Brecht’teki Mao!

Brecht, bilgeliğine ve dervişliğine baktığınız zaman insanlığın tarih birikimi;
İnsanlığın önüne koyduğu sorunlara bakarsanız, gelecek yüzyılların çoban yıldızıdır.


Brecht’in kahramanları seyircileridir. Seyircisini kahraman yapmak, onun ustalığıdır. Son perdede kurtarıcı, sahnedeki oyuncuların içinden çıkmayacaktır. Hepimizi ve sahneyi de kurtaracak olan, herkesin koltuğunda oturuyor sandığı seyircidir. Oyunun sonunda seyirci artık seyirci değildir; sahneye el koymuştur.

Geçmiş tiyatrolar gününüz kutlu olsun. 27 Mart’tı biliyorum.

Tülay Günal ve Genco Erkal’ın oynadıkları “Ben Bertolt Brecht”i izlemek isterdim. Brecht’in olduğu her yerde, insanlığın büyük geleceği vardır.

Brecht, 1956 yılında öldü. O’nu hep 20. yüzyılın büyük yazarı olarak düşünürüz. Türkiyemizde daha çok Hitler rejiminin zorbalığındaki kofluğu, yaldızlarındaki yalanı gösteren oyunlarıyla tanınmıştır. Oysa Brecht, 3 bin yılın yazarıdır.

*** *** ***
BOYUN EĞENLERİN YABANCILAŞMASI!

Zalimlerin insanlığa yabancılaşması, sanatın evrensel temasıdır. Brecht’in sahnesinde ise, zulme boyun eğenlerin kendi insanlığına yabancılaşmasını görürüz.

Yunus Emre, “Çok canavarlar yürür donunda (içinde) dervişlerin” demişti. Brecht, bilincimizdeki kahraman ile o canavar arasındaki savaşı apaçık önümüze koyar; bizim yakamıza yapışır adeta. O nedenle O’nun oyunlarında hep kendimizi bulmuşuzdur.

*** *** ***
SEYİRCİNİN KAHRAMANLIĞI!

Bu açıdan Brecht’in kahramanları seyircileridir. Seyircisini kahraman yapmak, onun ustalığıdır. Son perdede kurtarıcı, sahnedeki oyuncuların içinden çıkmayacaktır. Hepimizi ve sahneyi de kurtaracak olan, herkesin koltuğunda oturuyor sandığı seyircidir. Oyunun sonunda seyirci artık seyirci değildir; sahneye el koymuştur.

Hiçbir yazar, insanın yüreğindeki aslanla Brecht kadar sıcak arkadaşlık kuramamıştır.

Brecht, en zavallımızın dahi bir köşesine gizlenmiş cevheri arayıp bulan yazardır. Olağanüstü birikimiyle o cevherin bir yerde saklı olduğunu bilmektedir.

*** *** ***
SIRADANLARIN SIRDAŞI!

Bir bakıma insanlığın ve tek tek hepimizin sırdaşıdır Brecht. İçimizde biriken sırlara vakıftır. Ve o enerjiyi derin kuyularımızda bulup eyleme dönüştürmektedir.

Brecht, yoksullarda yalnız yoksulluğu görmemiştir.

Brecht, sıradan insanda yalnız sıradanlığı görmemiştir.

Brecht, boyun eğen insanda, yalnız boyun eğmeyi görmemiştir.

Boyun eğmeyi isyana dönüştüren gerilimi hiçbir yazar, bize O’nun kadar güçlü duyuramadı.

*** *** ***
ÖNÜMÜZDEKİ YÜZYILIN ÇOBAN YILDIZI!

Brecht; “Faşizmi anlatan yazar” tanımıyla 20. yüzyıla gömülebilecek bir hatıra değildir. O, Hitler rejimine karşı mücadelenin ötesinde, Çin imparatorluğundan zamanımızın sosyalist devletlerine kadar, yönetme ve yönetilme ilişkisinin insan ruhunda binlerce yıldır kanattığı yarayı deşti.

Yönetmeyi zorunlu kılan üretim ve bölüşüm ilişkilerine parmak bastı.

Brecht, bilgiliğine ve dervişliğine baktığınız zaman insanlığın tarih birikimidir. Ama insanlığın önüne koyduğu sorunlara bakarsanız, gelecek yüzyılların çoban yıldızıdır.

*** *** ***
ERKEN MAO KİMLİĞİ!

Sosyalizmin kapitalist yolcuları, hep büyük Brecht’i bastırmış, gözlerden ırak tutmuştur. Hiçbir yazar, sosyalizmin sorunlarını, daha 1950’lerde O’nun kadar derin ve geniş bir ufukla işlememiştir.

Okuyucularıma Brecht’in iki büyük eserini mutlaka ama mutlaka okumalarını öneriyorum.

Birincisi “Turandot ve Aklayıcılar Kongresi” oyunudur. Sevgili Sezer Duru benim dileğim üzerine çevirmişti, özlemle anıyorum.

İkincisi Ahmet Cemal’ın usta işi çevirisiyle yayımlanan “Me-ti’nin Özdeyişler Kitabı”dır.

Bu iki eserinde Brecht’in Erken Mao kimliğiyle tanışırız. Özellikle Sovyetler Birliği tecrübesini 1950’lerin başlarında olağanüstü bir zekâyla, sağlam bir gerçeklikle ve devrimci bir eylem adamı olarak bütün çelişmeleriyle geleceğe güvenle ve devrimci iyimserlikle tahlil etmiştir. Her iki eserinde de, bildirisini Çin tarihi ve felsefesi üzerinden anlatır.

*** *** ***
ŞİDDETİ YALANLA BEYAZLATMA GÖREVLİLERİ!

Brecht’in “Turandot ve Aklayıcılar Kongresi”nde Almanca entelektüel sözcüğünden türettiği Tuiler, devlet ve parti içinden türeyen yeni iktidar sahiplerinin ideolojik hegemonya aygıtlarının çarkları, vidalarıdır. Ülkede haksızlık kol geziyorsa, onların görevi “neden böyle olması gerektiğini öğretmektir.”

Hepimiz Sovyetler Birliği’ndeki gidişin niçin öyle olması gerektiğini yıllarca dinlemedik mi? Bir devrimci aydının kafası neye çalışmalıydı? Sınıflaşma yönündeki gidişin normalliğini açıklamaya mı, yoksa normal olarak gösterileni aşmaya mı?

Sevgili Sezer’in “Aklayıcılar” diye çevirdiği Beyazlatıcılar, Ki Leh olsun, Hi Wei olsun, Munka Du olsun, önce gerçeğin yarısını söylerler. Ama asıl kritik sorunda, işlevleri “beyazlatmak”tır, şiddeti yalanla tamamlamaktır.

Sınıflar var, ırgatlar ter döküyor, halkın feragat ve fedakârlığı eşsiz. Buraya kadar güzel! Ama baldırı çıplakların iktidar olmasına gelince, işte o kritik noktada, efendilerine satılık bahaneleri vardır. Asıl cinayet, bu gerekçeleri filozof Ka Me (Karl Marx)’nin kitabından alıntılarla perdelemeleridir. Brecht, Tuileri yazarken, kendi karşıtını yazmıştır. Nâzım Hikmet de İvan İnanoviç’i yazarken O’ndan esin alıyor.

Tahtını sınıflı toplumun üzerine kurmuş otorite sahiplerinin, Maolardaki, Brechtlerdeki, Nâzım Hikmetlerdeki gerçek aşkını boğmak için hangi yöntemlere başvurduklarını on yıllar boyu yaşadık.

Onlar, Turandot’taki Kai Ho’dur:

“Bir de Kai Ho var, işte kitabı burada. Şimdiye kadar onun hakkında bildiklerim, budalaların ona budala, sahtekârlıkların ona sahtekâr dedikleri. Ama nerede bulunduysa ve düşündüyse, büyük tarlalar pirinç ve pamuk doldu, insanlar da mutlu oldu.”

*** *** ***
KAFKA’NIN KAİ HO’SU YOKTU!

Evet Kafka da hantallaşan devleti ve bürokrasiyi yazmıştı. Ama selam olsun İrfan Yalçın’a, Kafka’nın Ka Meh’i, Mi-en-leh’i, Nien’i, Mao Zedung’u, Kai Ho’su, en önemlisi başkente ilerleyen “yasaklı adam”ı yoktu.

Brecht’in sözlüğündeki “ben”

Dostlar Tiyatrosu’nun sahnesindeki Brecht’in sesi buraya kadar geliyor: “Ben Bertolt Brecht”.

O ben, ses bize ulaştığı an, artık Bertolt Brecht değildir, benim, sensin ve odur. Bertolt Brecht’in sözlüğünde öyle yazıyor.

Doğu PERİNÇEK - 08 Nisan 2012 - Silivri

Kitaplar :
1- Turandot ve Aklayıcılar Kongresi, Kaynak Yayınları, çev. Sezer Duru, Kasım 1986.
2- Me-ti’nin Özdeyişler Kitabı, Alan Yayınları, çev. Ahmet Cemal, Aralık 1982

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul