bitkisel_ardillik225

Permakültür İlkeleri : Doğal Ardıllık Nedir? Ardıllığı Anlamak ve  Süreci Hızlandırmak!

Permakültür Peyzaj Tasarımı : Ardıllığı Anlamak ve Hızlandırmak!

Permakültür Peyzaj Tasarımı ile oluşturulmuş küçük çiftlik sistemleri, aynı doğal sistemler gibi ardıllık süreci sayesinde daha üretken safhalara evrilir.

Fakat Permakültür’de biz, doğanın kendi ardıllık sürecini onlarca yıl beklemektense, normalde yavaş işleyen bu süreci akılcı tasarım yoluyla hızlandırır, basit çiftlik yaşamı ihtiyaçlarını karşılamak için her aşamasında ürün elde edebiliriz.

ARDILLIK NEDİR?

Doğal sistemler, aşama aşama daha üretken durumlara evrilir. Bu ardıllık süreci, çıplak kalmış ya da yangın, kuraklık, sel veya lav akışı gibi etmenlerle zarar görmüş arazilerde doğal şekilde başlar. Böylesi verimsizleşmiş araziler, ilk önce dirençli, dayanıklı “öncü” bitkiler tarafından kolonize edilir.

Kısa ömürlü azot bağlayıcı çalılar ve otları kapsayan bu türler, doğal yara bandı görevi görür. Otların ve diğer öncülerin rolü, daha üretken ve biyoçeşitliliğe sahip sistemler için gereken uygun koşulları yeniden oluşturmaktır. Bu sebepten ötürü bunlar genellikle nispeten kısa ömürlü çok yıllık (sadece birkaç yıl yaşayan) ya da tek yıllık (bir yıldan kısa yaşayan) bitkilerdir.

PERMAKÜLTÜR TASARIMINDA ARDILLIĞI HIZLANDIRMAK!


Kısa, orta ve uzun vadede faydalı getiri sağlayacak bitki ve hayvan sistemlerinin ardıllığını dikkatle planlayarak, uzun vadeli, istikrarlı ve verimli üretim sistemlerinin oluşumunu hızlandırabiliriz.

• Hali hazırda var olan öncüleri değerlendirme!

Uzun vadeli planlarınızda yer almayan ot ve diğer öncüler biçilip yeşil gübre toprağa kazandırılabilir. Bu işlemi bitkiler tohuma kaçmadan önce yaparsanız sadece toprağı zenginleştirmekle kalmaz, yeniden tohum vermelerini engellediğiniz için yabani ot mücadelesinde de avantaj sağlarsınız. Önemli mineraller barındırdıkları için, bazıları sıvı gübre yapımında da kulanılabilirler.

• Toprağın İyileştirilmesi!

Toprak, ideal koşullara sahip olmadığı için öncü bitkiler ortaya çıkar. Toprak yapısını düzeltmek, hem yabani otları engeller, hem de istediğiniz türlerin gelişimini güçlendirir.

• Arzu ettiğiniz türlerin iyileştirilmiş toprağa ekimi!

Toprak koşulları uygun olduğunda, daha üretken çeşit çeşit türü başarıyla ekebilirsiniz. Bitki sistemleri iyi hazırlanmış toprağa ekilir ve besi hayvanlarından da korunursa, güzelce gelişecekler ve hem gölge yaparak, hem de kapladıkları fiziksel alan sayesinde yabani otları eleyeceklerdir.

Sistem geliştikçe, meyvelerinden ve yem özelliklerinden faydalanmak için sırasıyla daha büyük besi hayvanları periyodik olarak sisteme dahil edilebilir, karşılığında et, süt, yün ve tüy sağlarlar.

2. Mıntıkada, çiftlik kullanımına yönelik ve ticari meyve ağaçları yer alır, bu ağaçlara kardeş bitkiler eşlik eder ve aralarına faydalı tek yıllık bitkiler ekilebilir.

3. Mıntıkada çok amaçlı çeşitli yem bitkileri ekilebilir: meşe, dut, gladiçya ve tagasaste etrafına kümelenmiş şifalı ot ve çalı birlikleri.

4. Mıntıkada bal, kereste, çit kazığı, yakacak odun, ağaç kabuğu ve meyve sağlayacak koruluk alanlar tasarlanabilir. İlk aşamalarda, (yeniden oluşan doğal ormanlarda olduğu gibi) epey yoğun bir ekim işlemi gereklidir.

Ağaçlar olgunlaştıkça, bitkiler seyreltilerek çit kazığı elde edilir. En güçlü ağaçların rahatça büyüyebilmesi için düzenli yapılan seyreltme işlemi, zamanla daha büyük ve kullanışlı kazıklar ve keresteler sağlayacaktır. Birçok ağaç türü bir kereden daha çok kabaklamaya (ağacın zemine yakın bir noktadan kesilmesi) müsaittir ve yeniden boy atarak faydalı kereste sağlayabilir. Bu şekilde yeniden ekim yapmaya gerek kalmaksızın devamlı ürün verirler.

• Besi hayvanı aşaması!

Kuruluş safhasında hiçbir besi hayvanı içeri alınmaz. Fakat otsu katman oluşturulduktan sonra, yavaş büyüyen üretken ağaçlar da kafeslerle korunduğu taktirde, küçükbaş hayvanlar (tavuk, Afrika/Beç tavuğu gibi) sisteme dahil edilebilir. Böcekleri yiyerek ve araziye gübreleyerek verimliliği arttırırlar.

İlk birkaç sene, sistemden yumurta ve et, ayrıca iç içe ekilmiş tek yıllık sebze ve otlar elde edilebilir.

3 ile 5 yıl sonra, sistem yarı-dayanıklı aşamaya geçer ve kaz gibi daha büyük hayvanların düzenli otlamasına olanak tanır (bu hayvanlar daha genç ağaçların yapraklarını yiyebilir, kabuklarını soyabilir). Çitle çevrilmemiş genç bir okaliptüs ağacının, tagasaste, akasya ve atripleks gibi hoş lezzetli türler ile çevrelenerek korunduğunu da gördüm.

Evrimini tamamlamış, oturmuş bir sistem 5 ila 15 yılda oluşturulabilir. Koyun, keçi ve domuz gibi besi hayvanlarına yemsağlayabilir, bunun dışında çok çeşitli pazarlanabilir ürünler (odun, su ve hayvansal ürünler) verir

Sistem olgunlaştığında, idare edilmesi dışında çok az enerji girdisine ihtiyaç duyar, kendi gübresini ve malçını kendisi üretir. Ardıllık ilkesi, su kültürüne de uygulanabilir. Gölet ilk oluşturulduğunda sadece bitki ekilir. Ancak bunlar yerleştikten sonra ve sistem yarı-dayanıklı hale geldiğinde, balıklar ve kabuklular için uygun ortam sağlanır.

• Tasarıma öncülerin dahil edilmesi!


Birçok öncü tür, kurak şartlar altında bile dayanıklı, üretken ve güçlüdür. Baklagil ağaçlar (ör. akasya, gladiçya, tagasaste) çok özenli bakıcılardır; meyve, yemiş ve kerestelik ağaçlara küçükken koruma ve besin sağlarlar. Bu öncü türleri, kademeli uygulamalarınızda erkenden dikmek önemlidir, çünkü toprak yapısını ve mikroiklimi, sonradan ekilecek bitkiler için uygun hale getirirler. Birçoğu yangın bariyeri ve çalı çit olarak da kullanılabilir, aynı zamanda yüksek proteinli hayvan yemi ve kovan balı üretiminde polen kaynağı ve çeşitliliği sağlarlar.

Çeviri: Emre Rona - 06 Nisan  2012  - Permakültür Platformu
http://permakulturplatformu.org/

Yazının orjinali:

http://www.small-farm-permaculture-and-sustainable-living.com/succession_in_permaculture_landscape_design.html

*********************************************************************************************************

gida_ormani_olsturmak1_225

Doğal Ardıllık!

Yangın veya Başka Bir Felaketten Sonra Toprak Nasıl İyileşir?

Dünyada yangın ya da insan eliyle çıplaklaştırılmış toprakların hepsi (ki genelde ikisi bir arada oluyor), benzer bir iyileşme sürecinden geçer. Buna “doğal ardıllık” (natural succession) denmekte. Doğal ardıllık, toprağın, bitkilerin ve hayvanların zarar gördükten sonra yeniden istikrar kazanma sürecinde içinden geçtiği ekolojik aşamaları tanımlar (doğal ardıllık, canlıların belirli bir ekosisteme çok uzun vadeli adaptasyonunu tanımlayan “doğal seleksiyon” ile aynı şey değildir).

Yeni Bir Döngü Başlıyor!

Doğal ardıllık döngüsü, yangın gibi ciddi bir felaket yüzünden bir bölgedeki bitki örtüsünün yok olup, toprağın çıplak kalmasıyla başlar.

‘Geçiciler’ – Doğa’nın Hız Tutkunları!

Çıplak toprağa ilk yerleşenler, yapraklı, hızlı üreyen, görece az sayıdaki otsu bitki türleridir (bunlara ‘çimen harici otlar’ [forbs] denir; yabani çiçekler ile “yabani otlar”dır). Bu hızlı büyüyen bitkiler kısa sürede filizlenir, büyür ve yeniden tohum verirler (bunlara çöl ikliminde “geçiciler” denir, çünkü güçlü bir yağmurdan sonra kısa sürede filizlenir, büyür, tohum verir ve gözden kaybolurlar). Genellikle aynı mevsimin devamında çimen türleri ortaya çıkar.

Çimenler – Toprak İşçileri!

Başlangıçta yavaş olmalarına rağmen, çimenler kısa bir sürede çimen harici otların yerini alır, çünkü kurak yaz mevsiminde daha avantajlıdırlar. Fevkalade kök sistemleri sayesinde uzun süren kuraklık dönemlerinde bile pek uykuya geçmezler; oysa diğer otlar kuraklığı ancak tohumları sayesinde atlatır, yeniden filizlenmek için yağmurları bekler. Her kuraklık döngüsünden sonra çimler biraz daha yayılır ve zamanla diğer otların büyümesini engeller. Fakat çayırlar (periyodik yakma işlemi yapılmaz ise) kendi başlarına istikrarlı, durağan bir sistem oluşturamazlar ve sadece birkaç yıl hüküm sürebilirler. Bir süre sonra “öncü” çalılar ve ağaçlar çayırlarda görülmeye başlar.

‘Öncü Ağaçlar’ – Orman Başlasın!

Öncü ağaçlar dayanıklı türlerdir –nispeten küçük, yavaş büyüyen, tadını hayvanların sevmediği türler– ve çorak, az besinli (mesela verimsiz topraklı) ortamlarda bile bodur şekilde de olsa olgunlaşabilirler. Nahoş tadı, yavaş büyümesi ve kısa boylu olmaları (elbette ki çimenlerden daha uzundurlar) sayesinde, zor iklimlerde, verimsiz topraklarda ve aşırı otlatma yapılan tüm kurak arazilerde bile başarılı olurlar. Çimen otlayan büyükbaş hayvanlarla başa çıkmak zorundayken, bu ağaçlar fazla rahatsız edilmeden büyüyebilirler (ovalarda yaşayan Kızılderililerin ve yeni gelen sömürgecilerin hayatları doğaya bağlıydı, işte bu yüzden yakmak arazinin çayır safhasında kalması için şarttı). Bu çayırlık, öncü ağaçlar filizlenmeye başlayıp araziye iyice yerleştikten sonra, bir ‘bodur ağaç’ ormanı halini alacaktır. Tek tek ağaçlar filizlenmeye başlar, bunlar büyüyerek çimenlerin tepesinden gölge yaparlar. Otlatmanın yarattığı baskı, gölgeleme ve (çimenlerin dayanabildiği ama gelişemediği) fakir toprak yapısı hep ağaçların yararınadır, kısa bir süre sonra araziye hakim olurlar.

Bodur Döngü!

Bodur ağaçlar zamanla baskın bitki örtüsü halini alır, çatı katmanları araziyi tamamen örter [çoğunlukla mesquite (Fabaceae Prosopis) veya ardıç gibi agresif, dayanıklı tek bir cins yıllarca hakim tür olarak kalır]. Bodur ağaçların yoğun çatı katmanı, yerdeki çimenleri tamamen gölgeleyerek yok eder, diplerine döktüğü yaprak veya iğneler sayesinde malç ve zamanla toprak üretir. Mesquite, ardıç veya diğer bodur ağaçlar (ortalama 40 veya daha fazla yılda) yetişkinliğe ulaştıklarında, kendi döküntüleri ile sürekli malçlanan, görece zengin ve ufalanmış yeni bir üst toprak katmanını yaratmış ve koruyor olurlar.

Ağaçlar Nemi Arttırır, Toprak Üretir!


Ağaçların çatı katmanları sayesinde devamlı gölgelenen orman zemini artık serindir ve nem miktarı etraftaki açık alanlara kıyasla çok daha yüksektir. Bu nemli ve zengin üst katman toprağını, şu anda Güneybatı (ABD) bölgesinde hakim olan aşırı otlatılmış çayırlarda görülen sıkışmış, çıplak, su geçirmeyen tozlu arazilerdeki toprak yapısı ile karşılaştırabilirsiniz (toprak erozyonuna işaret eden çimen adacıklarının* her zaman eşlik ettiği bu bahsettiğim verimsiz koşullar, aşırı otlatılmış hemen hemen tüm kurak arazilerde görülür).

[* Çimen adacıkları, etrafındaki toprak erozyon yüzünden akıp gittiği için yüksek adaların üstünde kalan bitkileri tanımlar. (İng: Pedestalling)]

Ağaçlar Toprak Ürettikçe Çeşitlilik Artar!

Bodur ağaç ormanı olgunlaşıp, beraberinde zengin bir orman toprağı oluşturduğunda, bu uygun koşullardan faydalanmak için daha büyük ağaçlar ve sarmaşıklar sisteme dahil olur. Bodur koruluğun ilk aşamasında kendilerine yer edinemeyecek bu uzun ağaçlar ve sarmaşıklar, zenginleşmiş toprak ve bodur ormanın yarattığı hava akımı sayesinde artık büyüyebilir, yaşlı, kısa ve yavaş büyüyen diğer türlerin tepelerinde yükselerek onları gölgede bırakırlar.

Ormanın ‘Zirvesi’!


Zamanla, zirveye ulaşan orman sistemindeki yüksek ağaçlar ve büyük sarmaşıklar zeminde büyüyen bitkileri neredeyse tamamen gölgede bırakır (ormanın çayırlarla veya geniş nehirlerle birleştiği noktalar istisnadır – buradaki alt bitki örtüsü güneş alır ve hem tür çeşitliliği hem de toplam üretkenlik anlamında ormanın en zengin bölgeleri haline getirir). Eskiden çayırların yakılmasındaki en büyük etken de, çalıların ve ağaçların buraları zamanla ormanlaştırmasına engel olmaktır.

bitkisel_ardillik

Eski Ormanlar, Yenilerin Oluşmasını Engeller!

Yetişkinliğe ulaşan bir orman zamanla sağlıksızlaşmaya başlayacaktır (doğada hiçbir şey sonsuza kadar yaşamaz). Bir kere, ağaçların büyük bir kısmı yaşlı olduğunda –yaşlı ağaçlar kocaman gövdelerini ayakta tutabilmek için çok fazla enerji harcar– başka bitkilerin büyümesi için geride fazla enerji bırakmazlar. Dahası, organik madde ve besinlerin büyük bir kısmı ağaçlar tarafından kullanıldığından, diğerlerine yetersiz gelir. İşte bu yüzden yağmur ormanları, yakıldıktan sonra uzun vadeli tarım yapmak için elverişli değildir – yangın, organik maddeyi yok eder ve ağaçların gövdesinde toplanmış besinleri küle dönüştürür, kül de topraktan hızlıca akıp gider. Filizlenip büyüyerek ormanı gençleştirecek yeni ağaçlar ise, yüksek ve yoğun yaprak katmanı yüzünden yeterli güneş ışığı alamaz.

Yeniden Doğmak – Ölümden Sonra!

Yaşlı ormanlar zamanla güçsüzleşir, yangın, rüzgar, insanlar veya diğer sebeplerle yok olan ağaçların etrafında açık alanlar oluşur. Doğal ardıllık süreci burada yeniden başlar; ister tamamen yanmış bir ormanda olsun, isterse tek bir büyük ağacın devrilmesiyle oluşan ufak bir açıklıkta.

Başlangıç Yok, Son Yok!

Hemen hemen her yerde, bu ardıllık aşamaların her biri (çimen harici otlar, çayırlık, çalılar ve bodur örtü, öncü orman, olgun orman), tek bir bölgenin farklı kısımlarında ayrı ayrı gözlenebilir. Çimen harici otların hakim olduğu kısa ömürlü yangın sonrası aşama bile, yakma uygulaması artık uygulanmadığından pek rastlanamasa da, yeni temizlenmiş herhangi bir sebze bahçesinde görülebilir. Her bir ardıllık safhası, müdahale edilmediği takdirde, içinde bulunduğu ekosisteme bağlı olarak aynı “zirve” durumuna doğru ilerleyecektir; ve her “zirve”, zamanla kaçınılmaz olarak yeni bir başlangıca doğru yol alır. Çöller bile, çok yavaş bir şekilde de olsa ve bizim ‘ağaç’ olarak görmediğimiz bir zirve bitki örtüsüyle, aynı iyileşme sürecini takip eder.

Bahçıvanlar ve çiftçilerin, uygun yetiştirme koşullarını sağlayabilmek için çok çalışmaları gerekliliğinin arkasındaki sebep işte bu doğal ardıllıktır. Bahçıvanlar sürekli bahçelerindeki çimen harici otları, çimenleri ve ağaç filizlerini temizler; çiftçiler de her birkaç yılda bir ağaç ve çalı filizlerini temizlemek ve meralarını korumak üzere arazilerini yakar (ya da günümüzde buldozerler ve zehirli ilaçlar tercih edilir).

Yakmak Toprağı Geçici Olarak Tazeler, Uzun Vadede Tüketir!

Çayırları yakmak (1950’lere kadar Teksas’ta pek yaygındı, günümüzde de yeniden ilgi görmeye başladı) oldukça karmaşık bir beceridir ve de tartışmalı, karmaşık bir meseledir. Kurak çayır toprakları gözü dönmüş bir şekilde tüketildiğinden, artık çok az organik madde içerdiğinden, fosfor ve kalsiyum gibi önemli besinleri büyük ölçüde kaybetmiş olduğundan ötürü, çok değerli organik maddenin yakılarak hemen uçacak küle dönüştürülmesi oldukça şüpheli bir yaklaşım olarak görülmelidir. Çok daha iyisi, hem orman hem de çayır özelliklerini aynı anda veya sırasıyla elinde tutan bir zirai yaklaşım olurdu.

‘Tarımsal Ormancılık’ – İki Ortamın En İyi Özellikleri!

Birçok geleneksel kültür, karmaşık tarımsal orman sistemleri oluştururken ağaçlar ile diğer ekinleri birleştirmiştir. Uzun vadeli rotasyon sistemleri, monokültürlerin başının belası olan bitki hastalıkları salgınlarından azade, çeşitlilik içeren ve sürdürülebilir bir verimlilik elde etmek için, ekin alanı ve çayırların ormana evrilme ‘içgüdüsü’nden yararlanabilir. Olgun zirve ormanları (yaban alanlar hariç) başlatılıp, düzenli aralıklarla tamamına yakını hasat edilerek (rüzgar bariyeri, yaban yaşam geçitleri ve adalar, vs. için el değmemiş zirve orman alanları bırakma koşuluyla) tarım arazisine dönüştürebilir.

Hatta, hem toprağın makineyle işlenmesine ve hasadına hem de tarla, mera ve orman özellikleri birlikteliklerinin tüm avantajlarından faydalanabilmeye olanak tanıyan, ağaçlar ile ekin alanları veya çayırlık şeritleri dönüşümlü kullanan modern sistemlerde yaratılabilir.

Yazan: Jack Rowe
Çeviri: Emre Rona - 26 Mart 2012 - Permakültür Platformu

http://permakulturplatformu.org/

Yazının orjinali:

http://permaculture-and-sanity.com/pcarticles/how-land-recovers-from-fire.php

*********************************************************************************************************
Permakültür İlkeleri – Ardıllık!

Akşamüzeri, yeni diktiğim fidanları suluyordum. Sulama işi için 30 metrelik damla sulama sistemi kullanmayı denedim, ama bu yöntem zamandan ve sudan tasarruf yapıyor gibi gelmiyor bana; her ağaca tek tek su vermeyi tercih ediyorum, böylesi daha hızlı, ancak böylesi de işin başında durmamı gerektiriyor. Tabi sulama yaparken düşünecek bol bol vaktiniz oluyor. Ağaçları tek tek sularken, her biri kendi hayatta kalma derdine düşmüş birbirinden ayrı bir grup bitki olarak görüyorsunuz onları. Bir süre sonra bu tek tek ağaçlar, bir bütün olarak hareket eden hareketli bir ekosisteme dönüşecek. İşte sulama yaparken bunları düşünüyordum.

Gelişiminin erken safhalarında, çayırdan genç bir ormana dönüştüğü ardıllık sürecinin hızlanmasına destek sağlayacağım. Yapılması gereken ilk işler sulama, malçlama ve destek türlerin ekilmesi olacak.

Su kaynağını, uzun vadede yağmur hendekleri ve ağaçların kendisi oluşturacak. Killi toprak sayesinde hendekler uzunca bir süredir su tutmakta. Toprağa organik madde ekleyerek, solucanların ve mikropların toprağı iyice geçirgenleştirmesini, böylelikle de suyun toprağın derinlerine emilmesini, buradan aşağıya akarak ağaçları sulamasını hedefliyoruz. Bu zaman alacak bir süreç, o yüzden bu ilk Yaz boyunca sulamayı kendim yapmam gerekecek.

Böyle büyük bir arazi için malç toplamak ve dağıtmak bayağı ağır bir iş. Ben ağaçların etrafındaki çimensi otları orakla biçip, oldukları yerde ağaç köklerinin etrafına malç olarak bırakmayı planlıyorum. Bir önceki gece de ağaçları iyice sulayıp, malçın tutabileceği nemli ortamı hazırlayacağım. Biçilmiş otları kullanarak yabani otları bastırmak fikri hoşuma gidiyor, hem böylece malç taşımak da gerekmiyor. Ağaçların yarısı İtalyan Kızılağacı (Italian Alder), bunları da etraflıca budayıp çıkanları malç olarak kullanacağım.

Ağaç bloklarının kenarlarına karakafes otu ve iğde dikeceğim. İğde azot bağlar, arılar için yem görevi görür, meyve verir ve gölge yaparken, karakafes otu da derinlerdeki besin maddelerini yukarı çekecek, kili parçalayacak, arılar için besin sağlayacak ve malç olacak, ayrıca otları gölgede bırakacak.

Her bir ağaç, sadece orada hayatta olmaları sayesinde, zamanla tüm sistemin gelişebileceği uygun koşulları oluşturacak. Yaprakları zemindeki otları gölgede bırakacak; bunların üzerlerinde yoğunlaşan su, biriken toz ve gübre (kuş ve böcek) ile birlikte yağmurlarla toprağa dökülecek, böylece mineral ve besin maddeleri de beraberinde gelecek. En son yapraklar dökülerek, toprağı zenginleştirecek, mikroplar beslenecek ve humus oluşumuna katkıda bulunacak. Kökleri derinlere inip alt katmanda yayılarak toprağın havalanması ve su geçirmesini sağlayacak. Kökler mikorizal mantarlarla birlikte besin maddelerini yukarı çekecek, dökülen yapraklarla bunları yeniden toprağa bırakarak, diğer bitkilere de besin kaynağı olacak. Son olarak, sonbahar mevsiminde yumuşak kökler ölünce, daha da fazla organik madde toprağa karışacak, mikroplar beslenecek, hava, su ve mikroorganizma hareketi için toprakta yeterli boşluk oluşacak.

Ağaçlar, sadece yaşayarak, istedikleri koşulları kendilerine sağlayabiliyorlar, ama öyle bir nokta gelecek ki, hepsinin gücü birleşip bütüne etki etmeye başlayacak. Grubun toplu hareketi sonucunda rüzgar hızı kesilecek ve hayvanlar için barınacak yer sağlanacak. Bu, topraktaki buharlaşmayı ve yapraklardaki terlemeyi azaltacak, aynı zamanda da yüksek oranda nemli bir ortam yaratılacak. Yapraklar, yer örtüsünü gölgeleyerek su kaybını ve besin maddesi için yapılan rekabeti daha da azaltacak, sonuçta büyüme hızları artacak. Bu daha fazla gölge, daha fazla barınacak alan ve fotosentez gücü ortaya çıkararak, toprağı daha da güçlendirecek, böylece büyüme hızları daha da artacak. Yerin altında ise, bitkiler arasında oluşan mikorizal mantar ağları, ağaçların verdiği enerji karşılığında su ve besin akışı sağlayacak. Böcekler, kuşlar ve memeliler biyoçeşitliliği arttıracak, besinlerin toplanıp geri dönüştürülmesine yardım edecekler. Bu noktada, ayrı ayrı seçilmiş, planlanarak ekilmiş bitkiler, artık kendi başlarına ayakta duracaklar. Bunun ne kadar süreceği hakkında hiçbir fikrim yok; üç, dört ya da daha fazla yıl sürebilir, ama olacağı günü iple çekiyorum.

Yazan: Deanom - 27 April 2010
Çeviri: Emre Rona - 21 Mart 2012 - Permakültür Platformu

http://permakulturplatformu.org/

Yazının orjinali:

http://deanom.wordpress.com/2010/04/27/permaculture-principles-succession/

Son Yazılar

Partly cloudy

30°C

Istanbul