kenan_evren_izmir_konusmasi4_225

32 yıl rötarlı “maskaralık”

Şurda bir terslik yok mu sizce?

AKP, CHP, MHP, BDP, SP, BBP, ÖDP, TKP, EMEP, THKP/C, TİKKO ve kendisini “solcu” diye tanımlayan diğer örgütler “12 Eylül davası”nda birleştiler.

*** *** ***
AKP’nin gösterdiği hedefe vuruyorlar!

Kendisini ayrı gösterebilmek için zorlamalar, yapaylıklar, hatta itiş kakışlar; manzarayı değiştirmiyor. AKP’nin muhalifiyim diyen onca örgüt “sıra sıra” AKP ile aynı mevziye dizilmişlerdir.

Cephe AKP’nin cephesidir.

Ve AKP ile aynı cephede AKP’nin gösterdiği hedefe vurmaktadırlar.

Vurdukları hedef 12 Eylül değildir.

Onlara o hedefi gösteren bugünkü 12 Eylül rejimidir.

*** *** ***
Sıra sıra inciler!

“Sıra sıra dizildiler” diyen Tayyip Erdoğan’dır. Muhaliflerini kendi cephesinde savaşa süren komutan edasıyla manzarayı şöyle betimliyor:

“Bize muhalefet edenler, mahkeme kapısında sıraya girdiler. Şu anda salon dolu ve şöyle bini aşkın kişi de mahkemenin önünde.” (Gazeteler, 5 Nisan 2012)

*** *** ***
Amerika’yı keşfedemeyenler!

Yakın zamana kadar köylerde, kasabalarda yaşlı amcalara rastlardık bastonlarıyla İngiliz emperyalizmine karşı savaşırlardı. Hâlâ Çanakkale, Yemen, Hicaz, Sakarya cephelerindeydiler, henüz Amerika’yı keşfedememişlerdi.

Savaşta da, siyasette de kuşkusuz en temel mesele, doğru mevzide olmaktır.

*** *** ***
Senaryodaki roller!

Bugün yürüyen rejim, 12 Eylül darbesiyle kurulan Turgut Özal‘ın Mafya-Tarikat rejimidir. Ve o rejimin efendileri, cephesini şaşırmış “muhalif”lerine yön gösteriyor. O kadar ki, TMMOB, DİSK, KESK gibi meslek örgütleri, Tayyip Erdoğan’ın parmağına bakarak Genelkurmay binasına yürümeye yöneliyorlar ve Tayyip Erdoğan’ın polisi, Genelkurmayı bu kahramanlardan kurtarıyor.

Senaryoda roller böyle yazılmış.

*** *** ***
Zihnini 12 Eylül’de unutanlar!

32 yıl önce ABD’nin darbe görevlisi olan Genelkurmay ve 32 yıl sonra ABD’ye yenilmiş olan TSK!

Bu 32 yılı göremeyecek kadar, zihnini 12 Eylül’de unutmuş olanlar, 12 Eylül’e karşı savaşmıyorlar, fakat Bekir Coşkun‘un deyişiyle 12 Eylül’ün “maskarası” olmuşlardır.

*** *** ***
“Maskaralığın” nedenleri!

Bu gecikmiş 12 Eylül savaşçılarının bir kısmı, 12 Eylül’de de ABD cephesindeydi.

Bir kesim, 12 Eylül’den sonra “yorgun demokrat” oldu, Cervantes‘in değirmenleriyle savaşıyor.

Solcularımız, bugün ABD emperyalizminin bir nolu hedefinin Türk Ordusu olduğunu görmek istemiyorlar, çünkü cepheleri emperyalizme dönük değildir. AKP’nin yazdığı senaryoda oynamak kolaylarına geliyor.

PKK’nin güdümündeki BDP ise, bütün geleceğini ABD planına bağlamıştır ve 12 Eylül üzerinden gerçek hedefine vurmaktadır. Türkiye ve Ordu düşmanlığı, her stratejik cepheleşmede onları Tayyip Erdoğanlarla buluşturmaktadır.

CHP ve MHP ise “Darbeciler temizlensin” sloganıyla Atlantik cephesinde askerlik hizmetlerini sürdürüyorlar. Bedelli askerlik!

*** *** ***
Doğru mevzide ve tutarlı olmak!

Bu 12 Eylül tiyatrosu, Türkiye’de 12 Eylül’ün Gladyo-Mafya-Tarikat rejimine karşı doğru mevzide, oyuna gelmeyen, tutarlı mücadele veren örgütün İşçi Partisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Düşman da bunu görmekte ve İşçi Partisi’ni hedef almaktadır. Ricciardone‘nin her yerde hayaletine rastladığı örgüt, İşçi Partisi’dir.

Ümit Kaftancıoğlu 1978-1980 yıllarında Aydınlık‘ın yazarıydı. Halk kültürümüzün hem çok verimli bir emekçisi, hem de kahramanıydı. Oğlu Ali Naki Kaftancıoğlu‘nun 12 Eylül tiyatrosu konusundaki açıklamaları Ümit’e duyduğum özlem ve güveni ateşledi.

Her zaman Kemalist Devrim mevzisindeki tutarlı Bilimsel Sosyalist Muzaffer Erdost, 12 Eylül davasına niçin müdahil olmadığını açıklıyor:

“Aletlerin aleti olmam.” (Aydınlık, 6 Nisan 2012)

*** *** ***
Cereyanı göğüsleyen büyük yazar!

Ve Bekir Coşkun...

Halkın büyük yazarı, her zaman cereyanı göğüsleyen yazardır.

Aydınlık, Bekir Coşkun’un 5 Nisan yazısının tekmilini birden yayınlamalıdır:

Kaçırmayın...

Koşun...

Koşarken sormalı:

“Niye koşuyoruz?...”

“Darbe yapmışlar...”

(...)

32 sene öncenin hesabını, 32 sene sonra sorduklarına göre; demek ki darbeye 32 sene sonra kızdılar...

Cumhuriyeti yıkıyorlar şu an...

Laikliği savunan başta Genelkurmay Başkanı hapiste, şeyh imam okulda derse başladı önceki gün itibarıyla...

Kimsenin sesi çıkmıyor...

Herkes sindi...

Korkudan...

Ama televizyonlar, gazeteler 12 Eylül’e horozlananlarla, küfür edenlerle, hesap soranlarla dolu sabah akşam...

Yiğitlikleri de tuttu...

32 yıl sonra...

Bir gün bu günlerden utanacak olsalar bile...

Demek 32 yıl ister...

Doğu PERİNÇEK - 07 Nisan 2012 - Silivri

Son Yazılar

Partly cloudy

20°C

Istanbul