vampirler225

Kantin Boykotu!

Bir ABD darbesi olan 12 Eylül’ü gelmiş geçmiş en Amerikancı hükümet olan AKP hükümetinin yargıladığını sanmakla uyguladıkları faşizan yönetimi “ileri demokrasi” sanmak aynı şeydir.


Oynanan bu tiyatro, beni şimdiki demokrasi baloncuklarının “en berbat dönemdi” dediği 90’ların ilk yarısına götürdü.

YIL: 1993!

1993-1994 öğrenim dönemi. İTÜ Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği öğrencisiyim. Fakültemiz, İTÜ’nün Maslak’taki yeni kampusunda ama en arkada bulunmakta.

Kampus merkezindeki yemekhaneye gitmek, hepimiz için yorucu. Zira yol uzun, kestirmesi de çamurlu… Çok kapsamlı bir mühendislik dalı olması nedeniyle başka mühendislik dalları derslerini de içeren bölümümüzde ders sayısı oldukça fazla… Kimi günlerde öğlen saatlerinin de derslerle dolu olduğunu anımsıyorum.

Bu nedenle, öğrencilerin büyük bölümü yemekhaneye gitmek yerine fakülte kantininde karınlarını doyurmaya çalışıyordu. İçimizdeki bazı varlıklı aile çocukları için pahalı yiyecekler de vardı. Ama genelimiz, ucuzundan, pilav üstü az kuru ile karın doyuruyorduk. Yanında da ekmek.

EKMEK KAVGASI!

Günlerden bir gün kuru fasulye yanında verilen ekmek de paralı hale geldi. Nasıl olur diye yanına gittiğim “özel kantinin” sahibi, bana kira, maliyetler gibi açıklamalarda bulundu. Kendisinden özetle bu giderleri pilav üstü kuru fasulyeye değil de, daha pahalı olan pizza ve hamburgere yansıtmasını istedim. Nasılsa pahalı yiyecekleri alan arkadaşlarımıza çok dokunmazdı…

Önerimi kabul etmeyen kantin sahibine, “o zaman kantini boykot edeceğimizi” söyledim. Genel bir boykota dönüşmeyeceğini varsaymış olmalı ki, “sen bilirsin” deyip konuyu kapattı.

Yakın arkadaşım Tayfun Temel ile birlikte hızla bir çalışma yürüttük. Üzerlerinde neden boykot yaptığımızı yazdığımız renkli kartonlar hazırladık. Ve ertesi gün, başta kendi dönemimiz olan birinci sınıf olmak üzere, üst sınıfları ve fakültedeki ikinci bölüm olan Deniz Teknolojisi öğrencilerini de bu boykota dâhil ettik.

Hiç unutmam, öğlen saatinde kantindeki bir masa üzerine çıkarak yaptığım kısa konuşma sonrası, dekanımız rahmetli Prof. Dr. Ali İhsan Aldoğan kantine gelmiş ve odasında benimle görüşmek istediğini söylemişti.

Uzun uzun konuşmuş ve kendisini ikna etmiştim. Sonra kantin sahibini de çağırmıştı ve üçlü görüşmenin sonunda kuru fasulye yanında yediğimiz ekmekten para alınmamasına yeniden dönülmüştü.

YIL: 2012!

Bir bölümünüz kim bilir, “ne var bunda, koca köşeyi bunu anlatmak için mi kullandın” diyecektir.

Ama anımsatayım. İleri demokrasi içinde bulunduğumuz 2012 yılında, İstanbul’daki İsmail Erez Endüstri Meslek Lisesi’nde kantin boykotuna katılan Lise 3. sınıf öğrencisi Abdülmelik Yalçın, İlçe Öğrenci Disiplin Kurulu kararıyla okuldan atıldı!

Üstelik Abdülmelik ve arkadaşları, 18 yıl önceki bizlerden daha da haklılar! Çünkü öğrenciler kantin fiyatlarının yüksek olmasını evden yiyecek getirerek, “paylaşma masaları” kurarak protesto etmişler. Okul yönetimi bu haklı duruma sert tepki göstermiş; okul müdürü, sivil polislerle birlikte masaları dağıtmış!

Bunun üzerine 17 öğrenci, haklı olarak “kantin fiyatları pahalı olduğu için karnımızı doyuramıyoruz” yazılı bildiriler hazırlamışlar! 17 öğrenci için de disiplin soruşturması başlatılmış ve Abdülmelik okuldan atılmış.

Gurur duyduğumuz öğrenci, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe verip, “yanlış bir şey yapmadım” demiş.

Evet, Abdülmelik yanlış bir şey yapmadı, en insani hakkını, karnını doyurma hakkını savundu.

Ne mutlu ki bize, karnımızı doyurma hakkını gasp edenlerden hesap soran yiğit Abdülmelik’lerimiz var!

Sıra bizde, sıra sizde!

Bakalım, karın doyurma hakkını arayan Abdülmelik’in elinden alınan öğrenim hakkını savunabilecek miyiz?

O “ucube” kararı Milli Eğitim Müdürlüğü’ne geri aldırtabilecek miyiz?

Mehmet Ali GÜLLER - 06 Nisan 2012 - Aydınlık

Son Yazılar

Clear

27°C

Istanbul