chp_basinda_bir_akpli225

Cehenneme giden yolda muhalefet taşları! (1)

CHP’ye neden bu kadar yükleniyorsunuz, yollu yakınanlar var; bense, ne yazık, yeterince yüklenilmediği korkusu içindeyim.


4+4+4 oyununu bozmayı Cemil Çiçek’ten beklediler ve şimdi 12 Eylül çocuklarıyla kol kola, 12 Eylül’den hesap sormacılık oynuyorlar.

AKP’ye kendi başına kazanamayacağı zaferler sunmayı görev edindiler.

CHP için, ne yapsın, güçsüz diyorlar; iktidarla mücadele edeceğine kendi içinde mücadele ediyor, diyorlar.

İkisi de pek yersizdir:

Artık meselenin yalnızca, muhalefette kifayetsizlik değil, muhalefete isteksizlik olduğunu görüyoruz.

CHP’li olmaktan utanıyormuş izlenimi veren, her fırsatta CHP adına özür dileyen bir genel başkan mı CHP’lileri meydanlarda toplayacak; toplayabildiğine “imam hatipleri biz açtık” diye övünerek mi güç kazanacak; artık gülemiyoruz ve kaybetmeyi göze aldığı, yalnızca kendi seçmeni değil, cumhuriyettir, diyoruz.


Bu ahval ve şeraitte, “CHP’nin kendi içindeki mücadele” sözünün ise pek acıklı kaldığını anlamak durumundayız.

CHP içinde, tek bir İsa Gök bu ülkede cemaatten haberdar görünüyor; Kılıçdaroğlu’ysa, yargıda cemaat var diyemeyiz buyuruyor, sanki çocuk uyutuyor.

Herhalde Emine Ülker ve Birgül Ayman Hanımlar’a düşen, çocuk rahat uyusun diye sessizliği korumak olmamalıdır.

Bizim işimiz de ninni söylemek ya da zamansız ağıtlar yakmak değil, suç desinler, günah desinler, yükleniyoruz.

*** *** ***
Komisyon sevdası!

Şafak Pavey'e mi, Kemal Kılıçdaroğlu'na bakacağız?

Birisi, Amerika'nın gözdesi; Michelle Obama ödüllerinden Amerikan elçiliklerinde resepsiyonlara koşuyor. Son ödülü Lions Kulüpleri Birliği'ndendir.

Gülmek pek güzel bir şey, ancak gülmeden konuşamıyor.

Diğeriyse, politikayı özür dilemek ve soru sormaktan ibaret sanıyor.

"Sayın Başbakan niye açıklama yapmıyor," en büyük hitabeti budur.

Bir de meclisteki dizi dizi "AKP aklama komisyonlarına" büyük sevdası var, açılan her komisyona koşmayı görev biliyor; lügatinde reddetmek yoktur.

Çiçek'in Anayasa Komisyonu'nda pek rahat görünüyorlar.

Eğitim Komisyonu'nda da Çiçek'e çok güvenmişlerdi, oyundur, AKP'ye güven vermek işleridir.

Onlar Çiçek'ten medet umarken, Eğitim Komisyonu bildiğini yaptı.

Şaşılacak bir yan bulamıyoruz.

Çünkü hem Çiçek'in yapacağı bir iş yoktu, hem de yapmayacağı kesindi. Oyaladılar, oyalandılar.

Sonunda çok kızdılar, ama Çiçek'in Anayasa Komisyonu'ndan çıkmayı dahi akıl edemediler.

Etmezler ve çıkmazlar; kifayetsiz değil isteksizler.

*** *** ***
CHP baharı!

Bahar gelmişti, Tandoğan'a çıktılar.

Medyanın Nagehanlar'ı Cumhuriyet Mitingleri başlar mı diye korkarken, Kemal Bey onları yatıştırmak için, aman korkmayın, imam hatipleri açan biziz, dedi; güvence verdi. Bahar gelmişti, Tandoğan'a çıktılar, çiçek topladılar ve faturayı Çiçek'e kestiler.

Kız çocuklanna okuma yerine çocuk yaşta evlilik ve kapanma düzeni geliyordu, ama Kemal Bey'in aklına, Abdullah Gül'ün 15 yaşında aldığı, okuldan çıkıp türbana giren eşi gelmiyordu.

Gelmez; kifayetsiz değil, isteksizler.

Kemal Bey Tandoğan'da çiçek topladı ve Çiçek'e kızdı.

Komisyonları çok seviyordu ve Eğitim Komisyonu'na bizleri almadılar yollu ağlıyordu.

"Çiçek kendini meclis başkanı değil, evraktan sorumlu müdür görüyor," diyordu.

Sevinmeli miyiz; Kemal Bey'in gerçeği keşfetmesinin bedeli Türkiye'nin gençlerinin gelecekleri ve zihinleridir.

Ancak, daha önemli soru, gerçekten ders alınıp alınmadığıdır.

CHP, Gül'e noter, Çiçek'e evrak memuru derken, Anayasa Komisyonu'ndan çıkmamakla "Büyük Ortadoğu'da Küçük Türkiye anayasası" çalışmalarına bir yalancı meşruiyet damgası basma işlevi görmektedir.

İlk adımda şimdiden anlaştılar: Ilımlı Türkiye'nin anayasasında Türklük sözü fazladır; Kemal Bey Recep Bey'e siper oldu, kol kola girmiş, Büyük Ortadoğu'ya "uzlaşıyla" kurban sunuyorlar. Kifayetsizlik değil, gönüllülük var.

Sonrası mı, yaşamını 15 yaşında çocuk anneler, karanlık fason dikim atölyelerinde yok pahasına işe koşulan çocuklar, bilimden korkan kuşaklar olmasın diye mücadeleye adayan Türkan Saylan'a darbeci diyenler, CHP'ye darbeci demesinler diye 12 Eylül'den hesap sormacılık oyununa müdahilliktir.

Kemal Bey gene çiçek toplayacak ve Evren'i en içten gülümsemeleriyle Çankaya'da ağırlayan Gül'ü gene hatırlamayacak; "Büyük Ortadoğu'nun" istediği kurban Gül değil. Ninnilere karnımız toktur ve yarına, diyoruz.

Deniz HAKAN - 05 Nisan 2012 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul