kible_usa_olunca_namaz225

12 Eylül kurşunları ve ABD’nin yeşil kuşak teorisi!

12 Eylül öncesinde politize bir üniversite öğrencisiydim.


Olaylara katıldığım için önce Vatan Lisesi, sonrasında Atatürk Eğitim Enstitüsü’nden atıldım ve nihayet Siyasal Bilimler Fakültesini bitirdim.

O günleri daha iyi anlayabilmek için bir kaç anekdot:

Yıllarca Kadıköy’e, Taksim’e, Beşiktaş’a, Bakırköy’e ve benzeri olan solun hâkimi olduğu semtlere gidemedim.

Gittiğimde ise tanındığım an kurşunlandım.

Hiç unutmam o günlerde arkadaşım Cengiz Sütlüoğlu ile beraber Aksaray’da yürüyen merdivenli UFİ mağazasını gezmeye gitmiştik lakin mağaza girişinde bizi tanıyan karşıt görüşlü iki isim silahlarını sıyırıp mağaza içinde bize kurşun yağdırmıştı. Üstümüzde silah olmadığı için canımızı UFİ Güvenlik Müdürü’nün ruhsatlı silahını belinden alıp havaya ateş ederek kurtarmıştık.

Aynı şekilde yine arkadaşım Lokman Kadakal’ın Kadıköy Ziraat Bankası’ndan çıkan öğrenci kredisini almak için Kadıköy’e indiğimizde iskele ile banka arası kovalandık ve ardımızdan iki şarjör mermi boşaltıldı ki, canımızı tesadüfen oradan geçen bir polis otosu sayesinde kurtarabilmiştik! (Lokman kardeşimi bu olaydan üç ay sonra başka bir olayda yitirdim.)

Keza Atatürk Eğitim Enstitüsü günlerimde okula giderken minibüsümüz tarandı ve solumda oturan iki ülküdaşım canını verdi.

Bitmedi, Bahçelievler Ünverdi’de fakülte arkadaşlarımla tavla oynarken kahvehane tarandı ve sevgili Haluk kardeşimi orada yitirdim ki MHP Milletvekili Mustafa Verkaya da o an oradaydı.
Bu anekdotlar da gösteriyor ki 12 Eylül öncesinde sokaklar kan kokuyor ve ölüm kol geziyordu.
Sadece okullar değil, bütün ülke şehir-semt ve kurumları itibarı ile siyah-beyaz misali bölünmüştü.
Keza polisinden öğretmenine, işçisinden mühendisine her meslek ülkücü ve devrimci diye ayrışmıştı.

O günleri yaşayan, ölümü iliklerine kadar hisseden ve defalarca gözaltına alınıp falakaya yatırılan biri olarak benim hükmüm 12 Eylül müdahalesinin aslında NATO’nun eseri olan ülkedeki kan davası tablosunu ters yüz ettiği için ehveni şer olmasıdır. Kuşkusuz 12 Eylül rejiminin uygulama ve işkenceleri insanlık adına utanç sayfalarıdır lakin sonuçta büyük bir sosyal ve siyasi kaos o müdahale ile nihayetlenmiştir.

Dolayısı ile o günleri yaşamayanların bekârın karı boşaması misali demokrasi havariliği tantanası ile atıp tutmalarının geçerliliği yoktur.

32 sene sonra bugün geriye baktığımda 12 Eylül öncesi olaylarla ilgili hükmüm ABD’nin Komünizme karşı “Yeşil Kuşak” oluşturma projesinin Türkiye tezahürleri diyorum ve ben dâhil bütün gençliğin maalesef emperyalizm tarafından kullanıldığını kabul ediyorum.

Gelelim AKP’nin 12 Eylül’den hesap sorma hikâyesine.

Laf-ı güzaf…

95 yaşında bir adamı yani Evren Paşa’yı üstelik evinden, güya muhakeme etmekle darbeden hesap sorulmaz. AKP hep yaptığı gibi 12 Eylül’ü de istismar ediyor. Dahası bugünkü AKP kadroları netice itibariyle 12 Eylül’ün ürünüdür zira darbeciler sadece onlara dokunmamıştır.

*** *** ***
Ha Şerif Hüseyin’in bildirisi, ha Balyoz İddianamesi!

Şerif Hüseyin’i biliyorsunuz, İngilizlerin Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırtmak için satın alığı Bedevi önderidir.

Şerif Hüseyin İngilizlerden görevi alınca Osmanlı Türklerine karşı Arap sokağını kışkırtmak için şu bildiriyi kaleme almış ve aylarca dillendirmiştir:

-Türkler Kabe’yi bombaladı!

-Türkler Kur’anı tahrif etti!

-Türkler Peygamberimize hakaret etti!

-Türkler orucu yasakladı!

-Türkler Arap kızlarına zorla fuhuş yaptırıyor!

-Türkler Şam’da umumhane işletiyor!


Şerif Hüseyin’in bildirisi okuyunca aklıma ne hikmetse “Fatih Camii Bombalanacaktı” denen Balyoz iddianamesi geldi.

*** *** ***
Evren’e cennetlik diyen Fetullah Gülen değil mi?

Zaman Gazetesi’nden Bugün’e Cemaat medyası bugünlerde tam kadro 12 Eylül’ü yapan kadrolara kin ve husumet kusuyor.

İyi de Kenan Evren’e cennetlik diyen Fetullah Gülen değil miydi?

Bunu nereden mi çıkardım?

Cüneyt Arcayürek’in kitabından -ki bu kitap uzun yıllar önce yazılmış yani Gülen’e düşmanlık adına o satırlar konulmuş değil.

Evet, Arcayürek’in “Atatürk’ten Sonra Bugünlere Nasıl Geldik” isimli kitabında Fetullah Gülen din dersleri zorunlu hale gelince Kenan Paşa kesin cennete gidecek fetvasını vermişti.

Dün cennetlik ama bugün kin ve husumet. Söyleyin bu camiaya nasıl inanılabilir?

Yahu bu Fetullah Gülen’in önünü, Milli Görüşçü İslamcı potansiyeli bölsün diye 12 Eylül rejimi ile komutanları açmadı mı, ne konuşuyorsunuz?

*** *** ***
Suriye’yi bırak, Kandil’e bak!

Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun neredeyse tam mesaisi Suriye.

Vay efendim orada zulüm varmış, insanlar ölüyormuş ve hemen müdahale edilmeli imiş.

Oysa tarafsız kesimlerin tespitleri ile sabit ki Suriye’de halk isyanı yok, yabancı istihbarat örgütlerinin operasyonları var.

Benim kavramakta zorlandığım AKP’deki bu müdahale iştahıdır.

Eğer o kadar yiğitsen ve işgal edecek iraden varsa git Kandil’i haritadan sil zira oradan gelen PKK teröristleri Türkiye’yi kana boğuyor.

Hayır AKP Kuzey Irak’ı ve Kandil’i hiç ağzına almıyor ama Suriye söz konusu olunca adeta aslan kesiliyor!

Peki, bu durumu nasıl mı okumalıyız!

Türkiye pardon AKP’nin Suriye tavrı kendi adına değil ABD adına lakin Türk halkı bunu ABD adına yapıyor demesin diye Suriye’ye düşmanlık için gerekçe üretiyorlar.

Sabahattin ÖNKİBAR - 05 Nisan 2012 - Yeni Mesaj

Son Yazılar

SP_WEATHER_BREEZY

14°C

Istanbul