ataturk_genclerle225

 

Dört Dörtlük Eğitim!

AKP iktidarının dayattığı zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardığı söylenen, kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, TBMM Genel Kurulunda 295 evet oyuna karşılık 91 hayır ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Kabul edilen yasa, onaylanmak üzere Çankaya’nın noterine gönderildi.


Kabul edilen yasa ile, zorunlu eğitimin 8 yıldan 12 yıla çıkarılmak istenmesi olumlu gibi görülmektedir. Ancak ilköğretimin 4+4 olarak ikiye bölünmesi, eğitim sistemimizdeki var olan sorunları daha da büyütecektir. Yasada eğitime başlama yaşı 5 yaşa (60 ay) indirilerek, henüz yeterli bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimi tamamlanmamış çocukların, ilköğretime uyum sağlamalarında zorluklar yaşanacağı çok açıktır. Bu yaşanan zorlukların, sonraki dönemlerde bazı psikolojik sorunlara da yol açacağı kesindir.

4+4 ikinci bölümünde, meslek programlarına yer verilerek, öğrencilerin 9 yaşında doğru bir tercih yapmalarını beklemek, tamamen bilimsellikten uzak bir tutumdur. 9 yaşında doğru bir tercih yapamayacak olan öğrenci, sonraki yaşlarında bunun pişmanlığını yaşayacak ve onarılmaz bir zarar görecektir. Bu yaşlarda özel alet ve gereçleri kullanan çocukları, büyük risk ve tehlikeler beklemektedir. Ayrıca bu bölümde imam hatip liselerinin orta kısmının tekrar açılması öngörülmektedir.

Kabul edilen yasa ile, tüm ortaokul ve liselere “Kuran-ı Kerim” ve “Peygamberin Hayatı” adıyla seçmeli ders konulması, kız ve erkek öğrencilerin bir arada olduğu karma eğitim sistemine son verilmesine yol açacaktır. Kuran derslerinde kız öğrenciler ile erkek öğrenciler ayrı ayrı sınıflarda olabileceği gibi, sınıf içinde harem ve selamlık olarak oturtulması da gündeme gelecektir. İmam hatip liselerinde okutulan Kuran derslerinde kız öğrencilerin türban takması ve diğer derslere de türbanla girmeleri yönündeki eğilim, seçmeli Kuran dersleri aracılığıyla tüm ortaokul ve liselere de yansıyacaktır. Böylece türbanın 9 yaşından sonra tüm okul türlerine fiilen girmesi sağlanacaktır. Bunun yanında okullarda mescit ve abdest alma yerlerinin açılması da gündeme gelecektir.

4+4+4 üçüncü bölümünde ise, isteyen öğrencilerin lise eğitimini açık öğretim aracılığıyla okula gitmeden alması öngörülmektedir. Böylece 12 yıl olarak söylenen zorunlu örgün eğitim, fiilen 8 yıl olacaktır. Bu düzenleme ile, özellikle kız öğrencilerin, 13 yaşından sonra örgün eğitimin dışında kalmaları sağlanacaktır.

Kabul edilen yasa ile FATİH Projesi (Fırsatları Araştırma, Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) kapsamında, yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işlemleri Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmayacaktır. Böylece büyük bir rant ve vurguna davetiye çıkarılmaktadır.

TBMM’de kabul edilen bu yasa, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Öğretim Birliği Yasası’na aykırıdır, laik eğitimi dinselleştirmektedir. Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin altı oyulmaktadır, giderek Osmanlı özlemi egemen kılınmak istenmektedir. 4+4+4 şeklindeki bir eğitim sistemi, dünyada hiçbir ülkede yoktur, ancak tarihte Osmanlı Devleti’nde vardı.

Eğitim bir toplumun ilerlemesini sağlayan en önemli unsurdur. Bu nedenle eğitim yasalarında değişiklik yapıldığında ülkenin geleceği olan çocukların, çocukluk dönemi ve sonrasındaki gelişimini sağlayacak düzenlemeleri içermesi gerekir. Bunun yanında fırsat eşitliğinin sağlanması ve nitelikli bir eğitimle öğrenilen temel bilgilerin, bilimin ışığında yaşamla ilişkilendirilmesi hedeflenmelidir. Bilim insanlarına danışılmadan hazırlanan, bilimsel verilere dayanmayan adına da “eğitim reformu” denilen bu yasa “siyasi bir proje” olarak hazırlanmıştır. Türkiye böyle bir eğitim sistemiyle demokrasiyi bir yaşam biçimine çeviremez, çünkü bunun adı tam anlamıyla dinselleşmedir. Her okula kitaplık açmak gerekirken, mescit açılması arzulanmaktadır. Böyle bir eğitim sistemi dünyanın hiçbir gelişmiş demokratik ülkesinde yoktur. Biz çocuklarımızın geleceğini düşünmüyor, ülkemizin geleceğini karanlıklara sürüklüyoruz.

Ülkemizde ortalama başarı düzeyinin çok düşük olduğunu hem ÖSS, hem de PISA (Program for International Student Assessment – Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınav sonuçlarında gördüğümüz eğitim sistemimiz, bu yasa ile daha da olumsuz etkilenecektir. Bu olumsuzluğun en önemli sonucu, eğitim ve öğretim birliğinden yoksun ülkelerin parçalandığı üzerinde düşünülmesi gerekliliğidir. Siyasi iktidar, yeni getirdikleri bu eğitim sistemine ileride bir dört yıl daha ekleyecektir. Bu şekilde 4+4+4+4 olarak adlandırılacak yeni sistem, içine medreseleşen üniversiteyi de katarak, tam anlamıyla dört dörtlük eğitim olarak, bilimsellik, demokrasi ve laikliğin dışında tamamen dinsel içerikli eğitime doğru yol alacaktır.

Kabul edilen bu yasanın ardından başbakan milletvekillerine yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Bu yasayla Türkiye’de milli egemenliğin kimde olduğu ispat edilmiştir. Sizler tarihimize kara bir leke olarak kazınmış, bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubat’ın son izini 28 Şubat’tan 15 yıl sonra geri dönmemek üzere tarihin tozlu raflarına Allah’ın izniyle kaldırdınız.” Başbakanın sözleri şu şekilde açıklanabilir: aslında bu 28 Şubat’ın rövanşı değildir, 29 Ekim 1923′ün rövanşıdır. Atatürk’ten ve Devrim Yasaları’ndan intikam alma girişimidir. Ancak ne olursa olsun, ne yapılırsa yapılsın, hangi yasalar çıkarılırsa, çıkarılsın Kemalist devrim ve ilkeler, ülkemizin aydınlık günlere ulaşmasının itici gücü olacaktır.

Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri
Suay KARAMAN - 02 Nisan 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar

Partly cloudy

27°C

Istanbul