fasizme_gecit_yok225

Ergenekon’dan çıkış : Öncülere düşen görev!

Uluslararası Ceza Mahkemesi!

Arkasında bir kuvvet yoksa, hakikatin hiçbir fiili değeri yoktur.

Ergenekon-Balyoz yargılamalarının bugün en büyük hakikati budur.

Siz, istediğiniz kadar “2003’teki sözde Balyoz planının” 2006’dan sonra CD’ye kaydedilmiş olduğunu kanıtlayın, bunun bir kıymeti harbisi yoktur.

Bu yargılamaların tamamı tertip ve yalan üzerine kurulmuştur.

Harpteki kıymet, kuvvetle ölçülür.


*** *** ***
Roma’dan beri aynı kılıç!

Tertibin arkasında bir kuvvet var. En son E. Org. Ergin Saygun da, “Balyoz’un ABD’de planlandığını” belirtmiştir (Aydınlık, 28 Mart 2012). E. Org. Çetin Doğan, E. Org. Bilgin Balanlı, E. Korg. Metin Yavuz Yalçın, bütün amirallerimiz aynı saptamayı yaptılar. Gerçek ortadadır. Mesele, oyunu bozacak kuvvetin oluşturulmasıdır.

Adaletin elindeki kılıç Roma’dan beri aynı siyah kılıçtır. Kılıç Sezar’ın elindeyse, hak da Sezar’ındır.

Roma hukukunun ve bütün hukukların özü budur. Bunu Ergenekon yargılamalarında önemle belirttik: “Arkanızdaki Adaletin elindeki kılıç, Amerikan kılıcıdır.”

Bu cümlenin değeri ispatlanmıştır. 2,5 yıl değer biçilmiştir.

*** *** ***
Hakikati keşfetmek için en elverişli konum!

Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri, bir yabancı devlet operasyonuyla açıkça bölünmektedir.

Bu operasyon, “hukuk devletine saygılıyız”, “yargı çözer”, “yargıya müdahale edilmesin”, “Darbeciler temizlensin” gibi safsatalarla yürütülmüştür.

“Yargı çözer” diyenler, sıra kendilerine gelince, yargının nasıl “çözdüğünü” öğrenmektedirler.

O nedenle hakikati keşfetmek için ve belirtmek için, en elverişli konum, Silivri ve Hasdal mazgallarıdır.

*** *** ***
La Haye’in Silivri şubesi!

Silivri’de yapılan işe bakılarak, “mahkeme”, “çadır tiyatrosu” gibi farklı tezler ileri sürülmektedir.

Eğer Silivri’de bir yargılama yapıldığı düşünülüyorsa, yargılamayı yapan kurum, bir Cumhuriyet mahkemesi değil, fakat Uluslararası Ceza Mahkemesi’dir.

Herkes o mahkemenin La Haye’de yargı yaptığını bilmektedir. Oysa şubesi Silivri’de açılmıştır.

Biliniyor, Uluslararası Ceza Mahkemesi, genellikle savaş mağluplarını cezalandırmaktadır.

ABD emperyalizmi, Türk Ordusu’na karşı, “savaşmadan yenme” stratejisini uygulamıştır ve şimdi de ceza yargılaması yapmaktadır.

Ellerinden gelse, Beşar Esad, Hu Cintao, Putin, Ahmedi Nejat, Chavez, hepsini getirip Silivri’de yargılayacaklardır.

Bunu Silivri mahkemesinin uluslararası değerini yüceltmek için belirtiyorum.

*** *** ***
Temiz yüreklerde çırpınan umut!

Buradan “uluslararası yargı” yoluyla bir çıkış yoktur. Yalnız ulusal çıkış vardır.

Çünkü Uluslararası Ceza Mahkemesi, Kemalist Devrimi, Cumhuriyet Devrimciliğini, milletimizin birliğini ve vatanımızın bütünlüğünü mahkûm etmek üzere buradadır.

Hüküm budur. Ve bu hükmü o “mahkemeye” dilekçe vererek değiştiremezsiniz.

Temiz yürekli sanıklar, bir Cumhuriyet mahkemesinde yargılandıkları umuduna kapılarak aldanmışlardır.

Tahliye beklentileri “yaralı bir kuş gibi” hayallerde çırpınmıştır. Düşman, çeşitli yöntemlerle bu umudu yemlemiştir.

Bu mahkemelerin adalet dağıtmadığını, özel görevlendirilmiş olduklarını, İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu ve diğer baro başkanları ve hukukçularımız saptamışlardır.

*** *** ***
Yenilmeyi reddetmek!

Bugün tek bir çıkış yolu vardır: Yenilgiyi kabul etmemek ve “makûs talihi” çevirmek!

Bu durumda, görevi millete yüklemek, sorumluluktan kaçmaktır ve hem uyuşukluktur, hem de korkaklıktır.

Böyle tarihi durumlarda yenilgiyi reddetmek ve toplumu ateşlemek, öncülerin görevidir.

Ergenekon, Balyoz, Kafes, Poyrazköy, Islak İmza, Oda TV tutukluları, şu anda milletin öncülerinin en ön cephede savaşan müfrezesidir.

*** *** ***
Tek tek değil, hep birlikte!

Yenilgiyi reddetmek ve ayağa kalkmak bizlerden başlar. Tutukluların çoğu, benlik davasına kapılmamış ve dik durmuştur.

Ancak tek tek dik durmak, hakikatin ve hakkın arkasına yığılacak kuvvet için yeterli değildir.

Hak ve hakikatin gücü, her zaman toplumsaldır.

Elimizde tuttuğumuz hakikati ve dayandığımız hakkı, Türkiye’nin kılıcına kavuşturmak göreviyle karşı karşıyayız.

Bizi tek tek bulup içeri tıkanlar, “size tek tek adalet dağıtacağız” diye aldatmışlardır.

Oysa tek tek ulaşabileceğimiz bir adalet bulunmuyor.

Milletimizin gözü Silivri’de ve Hasdal’dadır. Toplumu ateşleme olanağı, Silivri Kalası’ndadır.

*** *** ***
Yalnız sandalyelerimizi yargılama yetkisi var!

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Türkiye yurtseverliğini yargılama yetki ve görevine sahip değildir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Namık Kemallerin, Mustafa Kemallerin ve Nazım Hikmetlerin ancak sandalyelerini yargılayabilir.

Yetki ve görevi, o kadardır.

Hukuki olan görüş budur.

Bu görüş, milletin fedakâr öncülerinin görüşü olacaktır, bundan eminim.

*** *** ***
Adaletsizliğin müşterisi olmaktan vazgeçmek!

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin en büyük korkusu, müşterisiz kalmaktır.

O zaman büyük yalanın perdesi inecek, ışıklar yanacak ve tiyatroda olduğumuz birden hatırlanacaktır.

Adalete ulaşmanın biricik yolu, bu adaletsizliği müşterisiz bırakmaktır.

“Adalet talep ediyorum” gibi yalanları tekrarlamaya son verme ve adaletsizlik talep etmekten vazgeçme zamanı gelmiştir.

Eski Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ’un tavrı örnektir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kepenklerini indirmek, bizlerin elindedir.

*** *** ***
Gönüllüler öne çıksın!

Durum, olağanüstüdür.

Böyle durumlardan, sıradan tavırlarla çıkış yoktur.

Artık, olağanüstü olmak, vatan görevidir.

Bize, bilincimizdeki ses, “gönüllüler öne çıksın” diye seslenmektedir.

Kendi adıma bir adım öne çıkıyorum.

Çıkanları görüyorum ve Türkiye’nin Ergenekon’dan demirleri eriterek ve dağları yararak çıkacağını biliyorum.

*** *** ***
Dört gözle bekliyorum!

Bu yazdıklarımla ilgili olarak Silivri, Hasdal, Maltepe, Hadimköy sakinlerini ve bütün yurttaşlarımızı görüşlerini açıklamaya davet ediyorum, mektuplarınızı dört gözle bekliyorum.

Adresimi biliyorsunuz…

Doğu PERİNÇEK - 30 Mart 2012 - Silivri

Son Yazılar

Partly cloudy

30°C

Istanbul