ricciardone_kilicdaroglu_safak3_225

Ricciardone : Türkiye kararını versin dedi…

Yani Amerika dün talimat verdi, Türkiye talimatı bu gün yerine getirdi.

Çok değil bundan bir hafta önce, Enerji Bakanı Taner Yıldız, “Birleşmiş Milletler Kararı olmaksızın, İran’dan petrol almaya devam edeceğiz.”  Dedi.

Dün, 29.3.2012 tarihinde, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi
Ricciardone, RTE İran’da iken, Türkiye’ye bir talimat verdi. “Türkiye kararını versin, İran’dan petrol almayı durdursun” dedi.

Bu gün Enerji Bakanı Taner yıldız, “İran’dan aldığımız petrolü Libya’dan alma çalışmalarını başlattık” diye beyanat verdi. (Karizma çizilmesin diye açıklamayı, RTE yerine, Taner Yıldız’a yaptırma kurnazlığı)

Yani Amerika dün talimat verdi, Türkiye talimatı bu gün yerine getirdi.

İran’dan petrol almama kararını alkışlayan gazetelerin internet sayfalarında, Türkiye kararını verdi diye çıktı. Sanki kararı Türkiye vermiş gibi…


Bizler diyorduk ki RTE Büyük Orta Doğu Projesinin Eş Başkanıdır. Aslında 31 ayrı yerde,  Eş Başkan olduğunu kendi söylüyordu. Sonradan tevil yoluna gitse de hala öyledir.

Türkiye’nin enerji temini ile geldiği bu yeni durum, ne akılla ne mantıkla izah edilir bir husustur. Hatta Eş Başkanlık durumu bile, konuya açıklık getiremez…

Siyasi iktidar öyle bir yola girdi ki, bir kararın alınmasında mantık vardı, yoktu tartışmasının yapılma sınırlarının dışına çıktık.

Amerika’nın çıkarları neyi gerektiriyorsa, onu yapmak gerçek mantığın yerini almış durumdadır.

Durum bu olunca, İran’dan almakta olduğumuz petrolü Libya’dan alırsak ne olur, ona bakalım.

Yeni anlaşmalar, yeni fiyatlar ile yapılır. Genellikle yüksek fiyattan yapılır. Olsun, nasılsa, bedelini siyasi iktidar ödeyecek değil ya, duyarsız halkımız öder.

İran’dan petrol ihtiyacımızın %35’ni tedarik ediyorduk. 10 milyar metreküp doğal gaz da, İran’dan geliyordu.

İran’dan enerji almama kararı, çok önemli eşik bir karadır.

Amerikan Füze Kalkanını Kürecik’e konuşlandırdığımızı da düşünürsek; Bir tek, İran’ı resmi ağızlardan, düşman olarak tanımlamadığımız kalmış oluyor.

Birkaç haftaya kalmaz onu da yaparız, diye düşünüyorum. Çünkü Amerika’nın düşmanları Türkiye’nin düşmanı demek olacağına göre, bu da yakında açıklanır.

Yalnız başka bir husus var. Dünyada giderek, Amerika’nın dostu kalmadığından, Amerika ile beraber, biz de tüm dünyaya düşman olacağız demektir.

Türkiye için, Suriye bitti.

Şimdi İran bitmek üzere, geriye Rusya kaldı.

Zaten ufak ufak Rusya ile düşmanlaşma adımları da atılmıyor değil.

Yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi, Amerika ile Türkiye ilişkilerini normal mantıkla açıklamak, artık mümkün değildir.

Girdiğimiz süreçte, Amerika talimat verecek ertesi gün biz yerine getireceğiz. Daha sonra, Amerika ne talimat verecek diye bekleyeceğiz.

Bu durumda, genel seçimlerin ne zaman yapılacağı, nasıl yapılacağı, seçimlere kimlerin katılacağı gibi hususların da, Amerika’dan talimatlanmasını bekleyeceğiz. Gerçi seçimler yapılsa, ne olacak da…

Mecliste dün çok önemli bir durum oldu.

İktidarı dış güçlerden emir almakla eleştiren MHP, AKP’ye destek verdi.(4+4+4)

MHP içindeki Fehullahçılar, MHP’ye güzel yön verdiler. MHP’nin de Milliyetçi bir parti değil, dinci(=Amerikancı) bir parti olduğu gerçeği bir kez daha kanıtlandı. Mesele laiklik ve din olunca, PKK ile AKP’nin yaptığı görüşmeler falan göze görünmedi.

Her şeyin sahtesi, böylesi kırılma günlerinde, daha bir görünür olur. Milliyetçiliğin sahtesi de…

Bülent ESİNOĞLU - 30 Mart 2012 - Ulusal Bakış
http://www.ulusalbakis.com/

Son Yazılar

Clear

23°C

Istanbul