rte_harp_akademilerindeki_konusmasi2_225

Harp Akademileri!

Harp Akademileri 1848’de kurulmuş olup 1975’den beri İstanbul Yenilevent’teki yerleşkesinde öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir.

Harp Akademileri direkt olarak Genelkurmay Başkanlığına bağlı olup bünyesinde yedi komutanlık mevcuttur. Bunlar: Milli Güvenlik Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi, Kara Harp Akademisi, Deniz Harp Akademisi, Hava Harp Akademisi, Müşterek Doktrin Geliştirme Deneme ve Eğitim Merkezi Komutanlığı ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğü’dür.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurmay subaylarını yetiştiren esas kaynak ise 2 yıl süre ile yüksek lisans seviyesinde eğitim ve öğretim veren Kara, Deniz ve Hava Harp Akademileri’dir.

Geçtiğimiz hafta Cuma günü Başbakan Erdoğan’ın öğle namazı çıkışı Harp Akademileri Komutanlığı’nı ziyareti ve burada subaylara hitaben yaptığı konuşma önce haber manşetlerine bir sürpriz olarak düştü ve sonrasında farklı yorumların yapılmasına neden oldu. İşin ilginç ve demokratik ülkelerde görülmesi pek olası olmayan tarafı ise Başbakan’ın bu faaliyetinin, öncesinde hiç bilinmemesi ve sonrasında ise kamuoyuna doyurucu bir açıklama yapılmamasıydı.

Görünen o ki Harp Akademilerinde öğretim gören subaylar ve öğretim üyeleri dahi Başbakan’ın ziyareti ve yapacağı konuşması öncesinde bilgi sahibi değildirler. Yalnızca üst düzey komutanları biliyordu. Ayrıca olayın diğer garip tarafı da basının hatta Anadolu Ajansı muhabirinin dahi içeriye alınmamasıdır.

Bu ziyaret ve konferans ilk bakışta normal gibi gözükebilir. Çünkü askerin tam kontrolünün sivil otoritede olduğu Batı demokrasilerinde bu tip ziyaretler ve konferanslar yapılmaktadır. Bunun dışında ileride Türk Silahlı Kuvvetleri’ne komuta edecek genç kurmay subay adaylarının Cumhurbaşkanı veya Başbakan gibi üst düzey devlet yöneticilerini ilk ağızdan dinlemesi ve onlara sorular sorması vizyonlarının gelişmesi açısından çok yararlıdır.

Fakat 51 muvazzaf komutanın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yaşanan hukuksuzluğu ve düzmece belgelere işaret eden imzalı mektubu ortadayken, Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ‘’ kimse TSK’ya terörist diyemez ‘’ deyip duruşmayı terk ederken, E. Orgeneral Saygun ‘’ Balyoz bavuldan çıkmadı, ABD’de planlandı ‘’ açıklaması yaparken, halen her rütbeden 365 asker zindanlarda psikolojik işkence altındayken böyle bir ziyaret ve konuşmanın planlanması ve zamanlaması uygun değildir.

Anlaşılan o ki, bu ziyaret ve konuşma Genelkurmay Başkanı tarafından istenmiş ve planlanmıştır. Sayın Komutan bilmelidir ki TSK Personeline karşı hukuksuzluk, adaletsizlik ve operasyonlar had safhadayken, Atatürk’e ve Cumhuriyetimize saldırılar bu boyutta iken ve iç savaşın eşiğine gelmişken bu davet etik değildir, yurtseverce değildir ve sorunların çözümüne yönelik hiç değildir.

Sanırım bu daveti TSK’nın bozulan moral ve motivasyonunu Suriye öncesinde artırmak ve hükümet ile TSK arasında bir çatışmanın olmadığı izlenimi yaratmak için planladınız. Peki, emrinizdekilerin özellikle genç subaylarınızın bu konuda fikirlerini aldınız mı?

Artık bilinmektedir ki TSK’ya ve Cumhuriyetimize karşı operasyonlar ABD tarafından planlanmış ve aktif desteğinde cemaat tarafından icra edilmiştir. AKP bu operasyonun içinde görev almış, sonuçlarından nemalanmıştır. Ne zamanki operasyon silahı Başbakan Erdoğan’ın kendine ve yakınlarına dönmüş hemen yeni yasa çıkarılarak girişim engellenmiştir. Ama Eski Genel Kurmay Başkanı ve diğer komutanlar için parmağını oynatmamıştır.

Hal böyle iken, geçen Cuma günü Başbakanı dinleyen subaylar ne düşünür sanıyorsunuz. Başbakan konuşmasının tamamını buzlu camdan ( prompter ) yaptı. İrticalen konuşma yapmak için dolu olmanız ve hikayenizin olması gerekiyor. Anlaşılan o ki konuşmayı yetenekleri kendinden menkul danışmanları hazırlamış. Önce kurumlardan geçtiğimiz yıllarda yapılan icraatlar ve Genelkurmay’dan silahlanma projeleri istenir, ondan sonra kes biç yapıştır, al sana başbakanın konuşma metni. Bu metni yoldan birisini çağırsak oda okurdu değil mi? Daha havalı olmasını istiyorsanız bir TRT spikeri de olabilirdi.

Tüm dünyada ve Türkiye’de bu tür konuşmaların sonunda mutlaka ve mutlaka bir soru cevap periyodu olur. Böyle bir şey yapılmış mı? Hayır. Yapılabilmesi için genç subayların bulunduğu konferans salonunda en aykırı soruların bile sorulabileceği özgür ortamın komutanlar tarafından yaratılması ve konferansçının da en aykırı soruları bile cevaplayabilecek deneyime, birikime, derinliğe ve hoşgörüye sahip olması gerekir. Belli ki geçen Cuma günü Harp Akademileri konferans salonunda bu ikisi de yoktu.

Vizyonunu geliştirmek istediğimiz kurmay subay adayı Başbakan’ın bu konuşmasında bilmediği yeni bir şey duydu mu? Hayır. Adeta icraatın içinden gibiydi. Başbakan Atatürk’den söz etti mi? Tahmin edebileceğiniz gibi. O zaman niçin planlandı?

TSK’nın moral ve motivasyonu iyi durumda değildir. Yapılan operasyonlarla, iftiralarla ve personeline sahip çıkmayan/çıkamayan komutanlar sayesinde dayanışma ve güven çok zayıflamıştır. Süratle rehabilitasyona ihtiyaç vardır. Başbakan’ın ziyaretinin ve konuşmasının zamanlaması çok yanlıştır. Türk Silah Kuvvetleri’ni, düzmece belgelerle zindanlarda bulunan silah arkadaşlarınızı, yurtseverleri ve Cumhuriyetçileri çok yaralamıştır. Yanılmayı yaşamımda bu kadar çok hiç arzu etmedim. Sayın Komutan hakikati öğrenmek için kurumunuzda anket yaptırabilirsiniz.

Saygılar sunarım.

Türker ERTÜRK - 30 Mart 2012 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul