bayrak

Ülkü Sahibi Olmak Ve Ülkümüze Sahip Çıkmak Ne Demektir?

AKP’nin özelleştirme politikası bir hatadır, bu ülkenin öz kaynaklarıyla yaptığı çok şeyi sattı, fabrikalar, madenler, limanlar, bankalar, sigorta şirketleri ve borsa.

Yok pahasına sattı, alan ihya oldu, kaybeden ise devlet ve devletin sahibi millet yani biz. Yanlış hesap Bağdat’tan dönerdi ama AKP ile dönmedi, hala da satıyor, şu 2B satışı nedir, onun da çıkar foyası pek yakında.

Toprak vatan ise eğer uğruna öleni olduğu için ama bu toprak bizim için vatan ise eğer, aynı zamanda, kaynaklarını, yer altı ve üstü tüm ekonomik kaynaklarını sahip olan millet ve devlet yönettiği içindir, yani biz. Kaynakları biz yöneteceğiz ki artı değer kazanacağız, kazandığımızla devletimizi, devletimiz de geleceğimiz olan çocuklarımızı güç yapacak, güçlü kılacak ve onları geleceğe hazırlayacak. Bakın şimdi çocuklarımıza ve onların geleceğine, ne görüyorsunuz? Böyle giderse eğer ekonomik kaynaklarımızın yönetimi yabancılara geçer, para gücümüz de elden gider, biz zayıflarız onlar ise güçlenir ve zenginleşir… Bu koşullardaki kaynak satışlarına karşı çıkmak, biz göre ülkü sahibi olmak demektir.

AKP’nin sözde demokrasi ve insan hakları adına on yıldır sürdürdüğü etnik ve dinsel temelli ayrıştırma bir hatadır. Bir olan milletimiz ayrışıyor, Türk-Kürt diye, Alevi-Sünni diye ayrışıyor. Bu hatadan dönmek ve birlik çağrıları yapmak yerine PKK terörü üzerinden siyaset yaparak ayrıştırmayı derinleştiriyor bu AKP, yani hatayı hatayla örtmeye çalışıyor ama nafile, bu böyle gitmez, olan bize oluyor. Elbet kendine de oluyor ama anlaşılan bu AKP bunun da umurunda değil, vazifesi bu herhal, bu ama böyle gidersek eğer bu bölünmeye kadar gider bu iş… Gitmekle de kalmaz, kardeş kavgasına döner bu iş. Kardeş kavgasını önlemeye çalışmak ve bir olan milletimizi bir bayrak altında toplamayı istemek, ülkü sahibi olmaktır.

AKP’nin özel okul politikası bir hatadır, önüne gelen okul açar oldu, vakıf okulları, cemaat okulları, yabancı okullar ve de milli eğitim… Bu hatadan tez elden dönmek yerine, eğitimi ulusal eğitim yapmak yerine ki Fransa da dahi eğitimin başında ulusal yazar, şimdi 4+4+4 gibi bir ucube ile karşımıza geldi. Halbuki eğitim ve öğretimi bölmek en az özelleştirmek kadar hatadır, ama dönmüyor ki bu AKP bu hatadan, aksine her hata bir sonraki hatasına kapı aralıyor, bize yazık, çocuklarımıza yazık. Böyle devam ederse bu iş, tarih tersine döner ve Osmanlı’nın devşirme usulü ile bizim çocuklarımız yabancıların devşirmesi durumuna düşer…Çocuklarımıza sahip çıkmak ve Türk ülküsü ve kültürü altında yetişmelerini istemek, gerçek ülkü sahibi olmak demektir.

Dinler arası diyalog denilerek dünya Ortodokslarının merkezi olarak Anadolu’nun seçilmiş olması bir hatadır. Bu dinden öte siyasi bir meseledir ve ardında Rumlar kadar Rusya da var. Şimdi de Heybeliada Ruhban Okulu’nu açacağız diyerek ABD’ye karşı taahhüde girilmesi de hatadır. Çünkü bu işin sonu yoktur; Anadolu’da kilise açmanın, kiliseleri ayine açmanın, papaz yetiştirip din elçisi denilerek her kiliseye göndermenin, İncil dağıtmanın sonu nereye gider? Anadolu ve Anadolu’daki Müslüman Türk Milleti’nin Hıristiyanlaştırılmasına kadar gider bu iş… Dini bir olan bir milletin dini anlayış farklılıklarını siyasete çekilmesine ve bu alanda bir ayrışmaya gidilmesine karşı olmak, ülkü sahibi olmaktır.

AKP’nin Türk milli kimliği üzerinde oyun oynaması büyük bir hatadır. Ulusal kimliğimizi etnik bir parça gibi göstermesi de hatadır. Ulus devlet kimliğini sağlamlaştırmak yerine, yeni anayasa ile Türk ve Atatürk kavram ve değerlerinin yok edilmesine ilişkin AKP gayretleri, hatayı daha büyük bir hata ile örtmeye çalışmaktır. Kimliksiz bir millet olur mu, adı olmayan bir millet olur mu? Adı olmayan bir ulusun tarihi de yoktur, sürü toplumu demektir, bunu da bizlerin kabul etmesi mümkün değildir. En aşağı yedi bin yıllık bir uygarlık ardından, Anadolu’da tarihten silinmeye kadar gider bu iş, durdurmak isek eğer bu siyaseti…Türk kimliğine, kültürüne, uygarlığına, tarihine sahip çıkmak, Ne Mutlu Türk’ümn diyen biz anlayışların ülküsüdür.

AKP’nin izlediği Suriye’de muhalefeti destekleme projesi bir hatadır. Malatya’ya ABD-İsrail radarı yerleştirmesi bir hatadır. İran’la karşı karşıya gelmek bir hatadır. Irak’ın parçalanmasını desteklemek hatadır. Haçlı ordularına Libya ve Mısır’da destek vermek bir hatadır. Kıbrıs Türk’ü varken, Kıbrıslı Rum’a arka çıkmak bir hatadır. Ermenistan’la İsviçre’de protokol imzalamak, AB’ye körü körüne itaat bir hatadır. Saymakla bitmez bu AKP siyasetinin hataları, hatadan dönmek var iken, her hatayı bir başka hata ile örtmeye çalışması ise daha büyük bir hatadır, sonu gelmez bu işlerin ve bu siyasetin, ömrü de yetmez, uzun da sürmez. Varlığımıza ve bekamıza yönelik küresel siyasetlere karşı çıkarak, komşularımızla ittifak içinde yaşamayı istemek bir ülküdür.

Çünkü AKP’nin hata dolu bu siyasetini ülkü sahibi olan bizlerin kabulü mümkün değildir. Bu siyaset Türk Milleti’nin siyaseti değildir ve olamaz. Olamaz çünkü içeride ayrıştırma siyaseti, dışarıda milli çıkarlardan vazgeçme siyaseti bu ülkeye bir şey kazandırmaz, aksine kaybettir, hem ülkemize hem de çocuklarımıza kaybettirir.

AKP Türkiye’nin bir siyaseti partisi olsa da, Fettullah Gülen bir cemaatin lideri olsa da, AKP ve Gülen’i yöneten siyaset Türk Milleti’nin siyaseti olamaz. Çünkü bu siyaset kurtuluş savaşı ile kazandığımız her şeyimizi yok ediyor, kaynaklarımızı, tarihimizi, günümüzü ve geleceğimizi yok ediyor. Türk bayrağı altında toplanan bizlerin böylesi bize yabancı bir siyaseti desteklemesi mümkün değildir, gerçeği görmek için gözlerimizi açsak yeter.

Bu AKP siyaseti durdurulmalı, durdurulamıyorsa eğer, bu siyaset sahiplerinin ellerindeki biz devletin güçleri demokratik zeminde ellerinden alınmalıdır. Çünkü bu siyaset sahipleri bizim güçlerimizi bize karşı kullanıyor, hazinemizle, diplomasimizle, polisimizle, hukukumuzla. Hepsi bizim güçlerimiz ama nerdeyse hepsi de bize karşı, bu böyle sürüp gidemez.

Cemaat, tarikat, laik dinsel anlayışı ne olursa olsun bizim halkımızın, AKP-MHP-CHP gibi siyasi görüşü ne olursa olsun bizim halkımızın, AKP’yi yöneten siyasete sahip çıkması düşünülemez, çünkü bizim halkımız vatanını satmaz ve çocuklarımızı da ateşe atmaz.

Öyleyse ya bu siyaseti durduralım ve değiştirelim, bunu başaramıyorsak eğer o zaman hükümeti değiştirelim, öyle ya bu ülkede her şeyin sahibi biz değil miyiz, biz, halk!

Nasıl mı? Türk ülküsü içinde bizim olan her şeye sahip çıkarak, bizim “ülkü” anlayışımız işte budur!

Erdal SARIZEYBEK - 29 Mart 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar

Partly cloudy

13°C

Istanbul