adl_cesaret_odulu_tayyip225

Davos’taki Tiyatronun Çöküşü!

İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerginlik, önce başbakanın Davos Forumu’ndaki ünlü “one minute” çıkışıyla başlamıştı.

Onu İsrail’deki büyükelçimizin alçak iskemlede oturtulması izledi. Arkasından Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerince yapılan baskın geldi. Baskın sonrasında ilişkiler iyice gerilirken, taraflar geri adım atmamakta direndiler.

Türkiye, ilişkilerin düzelmesi için İsrail’in özür dilemesini, hayatını kaybedenler için tazminat ödemesini ve Gazze ablukasını kaldırmasını şart koştu. Bu arada Mavi Marmara’da yaşananları araştırmak için iki de komisyon kuruldu. İlk komisyonun raporu Türkiye’nin tezleriyle örtüşüyordu. Ancak “Palmer Komisyonu” adı verilen ikinci komisyon, İsrail’e eleştirel yaklaşmayan, Türkiye’yi de tatmin etmeyen bir rapor yazınca, iki ülke ilişkileri daha da gerildi. Türkiye, İsrail’le ilişkilerini asgari seviyeye, ikinci kâtip düzeyine indirdiğini açıkladı. Komisyon raporunun yok hükmünde olduğunu ve Gazze ablukasını tanımadığını ilan etti. Akdeniz’de seyrüsefer serbestisi için gerekli adımları atacağını duyurdu. Konuyu Uluslararası Adalet Divanı’na taşıyacağını belirtti.

İsrail ise Türkiye’nin bu tutumuna tepki olarak terör örgütü PKK’ya ince mesajlar verir gibi yaptı. ABD’deki Yahudi lobisinin Ermeni lobisiyle birlikte çalışacağını açıkladı. İlişkileri germekten kaçınmadığını belli etti. Başbakanının Gazze’ye yaptığı gezi ise iki ülke arasındaki gerginliği doruk noktasına taşıdı.

Gelelim Bugüne!


Türkiye, haklı olduğu bir konuda, henüz hiçbir kazanım elde edemedi. Ankara’nın Hamas ile yakınlığı nedeniyle, İsrail’e, terör örgütü PKK ile yakınlaşabileceği bir zemin hazırladı. Son aylarda görüldüğü üzere, Hamas’ın Suriye ekseninden çıkıp, hatta Şam’daki ofisini bile kapatacak kadar çıkıp, ABD ile yakınlaşabileceğini öngöremedi. Türkiye, kısa süre için Arap dünyasında itibarını artırmaya çabalarken, “komşularla sıfır sorun” politikası tam anlamıyla çöktü. Moda deyimle krizi yönetemedi. Daha da vahimi, Arap dünyası gibi akıldan çok duyguların öne çıktığı, uzun vadeli politika üretip, strateji belirlemenin hayli güç olduğu bir alemde, kısa süreliğine yakaladığı itibar da hızla söndü. Öyle ki Mısır’da Müslüman Kardeşler bile, laiklik konusundaki övücü sözleri nedeniyle, Ankara’ya ayar verdiler. ABD’nin isteğiyle kabul edilen füze kalkanının İran’a karşı İsrail’i koruyacağının iyice açığa çıkması, İsrail’e tepkili Araplar arasında Türkiye algısını tersine çevirdi. Ankara, Mavi Marmara saldırısı nedeniyle İsrail’le ilişkilerini ikinci kâtip düzeyine indirdiği gün, Füze Kalkanı radarlarının Diyarbakır’a yerleştirilmesini kabul ederek, inandırıcılığını iyice yitirdi. Çünkü füze kalkanını kabul ederek İsrail’in savunmasını üstlendi.

Yaşananlar, İsrail’le aramızdaki gerginliğin danışıklı dövüş olduğunu gösteriyor. Bu yöndeki kanıtları güçlendiriyor. Çünkü İsrailli firmalara ambargo konulmadı. İkili ticaret gelişerek sürüyor, bundan da İsrailli şirketler kazançlı çıkıyor.

İsrail’in bölgedeki en büyük düşmanlarından olan Suriye’ye müdahale etmenin bayraktarlığını Türkiye yapıyor.

İsrail’in bundan memnun olmaması düşünülemez. İsrail’in diğer büyük düşmanı olan İran’a karşı, Türkiye’nin İsrail’in korunmasını amaçlayan füze kalkanı radarına ev sahipliği yapmasına İsrail ne diye kızsın? Birkaç yıl önce Türkiye, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi işini İsrailli firmalara vermeyi, dahası o toprakları da bu ülkeye 49 yıllığına kiralamayı düşünmüyor muydu? Türkiye’yi yönetenler, ABD’deki en büyük Yahudi lobisinden ödül almadılar mı? Mavi Marmara baskını sonrasında o cesaret ödününü niçin iade etmediler? İsrail NATO üyesi olmadığı halde Kasım 2004’te NATO ile askeri antlaşma yapmadı mı? İlk kez NATO ile askeri tatbikatlara dahil olurken, Türkiye de NATO üyesi olarak bu durumu desteklemedi mi? Ayrıca şunu da anımsamak gerekiyor: Lübnan başbakanı Hariri’nin öldürülmesi sonrasında suç Suriye’ye atılırken, böylece Lübnan’daki Suriye askerlerinin çekilmesi sağlanırken, Türkiye Suriye’nin yanında yer almamıştı. Böylece İsrail’in elini rahatlatmıştı. Dahası, Türk hava sahasını eğitim uçuşu için kullanan İsrail jetlerinin Türkiye’deki NATO üslerinden yararlanıp yararlanmadığı sorusu da henüz yanıt bulmadı.

Sadede Gelelim!

İsrail, öldürdüğü 7 Mısırlı asker nedeniyle Mısır eski büyükelçisini Kahire’ye göndermiş ve özür mektubu sunmuştu. Yani Mısır’dan özür dilemişti. Türkiye ise özür beklemeyi sürdürüyor, Mavi Marmara baskınında katledilen 9 yurttaşı için. Kürecik’e ABD askeri personeli yerleşmişken, elinde füze sistemi anahtarı varken, bu radarın İsrail’i İran füzelerine karşı korumak için yerleştirildiğini Mısır’daki sağır sultan bile duymuşken, Davos’taki ortaoyununa inanan hâlâ var mı?

Barış DOSTER - 28 Mart 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar

Sunny

20°C

Istanbul