emine_ulker_tarhan_abdul_ailesi225

Cumhuriyetin güzel kadını Gül için ricacı!

Ömer Faruk Eminağaoğlu yerine YARSAV Başkanlığı’na geçtiğinde büyük bir heyecan yaratmıştı; selefinin kararlılığını ve saygınlığını taşıyordu.


Gözüpeklik, cumhuriyeti savunmak belki de en çok ona yakışıyordu.

Şimdi mi, Cumhuriyet’in kurucu partisini Abant tarikatına çevirme peşindeki Kılıçdaroğlu’nun terkisinde, Anayasa Mahkemesi kapısında, yok-cumhurbaşkanı Abdullah Gül için ricacıdır.

*** *** ***
İkinci CHP!

İkinci Cumhuriyetçiler diyorlardı, artık ikinci CHPciler’den söz edebiliyoruz; Cumhuriyet’e nefrette, cahillikte ve Gülen yolunda birleşiyorlar.

İkinci CHP, cumhurbaşkanlığının görev süresinin yedi yıl olmadığı konusunda ısrarcıdır ve kuşkusuz, bu anayasaya göre haklıdır.

Ancak çok önemli bir soru var; bu anayasa ne zaman kabul edildi?

Gül’ün mecliste cumhurbaşkanı seçilmesinden sonradır.

Gül’ü meclis seçti ve sonra referanduma gidildi; cumhurbaşkanlığı görev süresi beş yıla indirildi.

Ama dahası var, aynı referandum ile cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceği hükmü kabul edildi.

Abdullah Gül, halk tarafından seçilmemiştir ve yürürlükte olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre cumhurbaşkanı değildir.

İkinci Kemal, ikinci CHP'nin harcına onulmaz bir Gül-Gülen sevdası katmıştır; 2010 referandumunda bir "Recep Bey" söylemiyle yetinirken Anayasa Mahkemesi ile hakim teminatını "Gülen'e havale" ettiğini biliyoruz. Bugün de yargıda cemaat yoktur, buyuruyor. Referandumun "hayırlara" vesile olmasını temenni ediyor ve "Hayır" oyu vermiyordu, ikinci Kemal'dir; yargıyı da partisini de Gülen'e hediye etmekten utanmıyor. Utancı yalnızca 27 Mayıs ve kurucu parti içindir.

*** *** ***
Topal ördeğe İkinci Kemal desteği!

Biz bu oyunu daha önce de gördük; Gül'ün başı ne zaman sıkışsa İkinci Kemal, görev bilip yetişiyor.

Seçimlerden hemen önce, 27 Mayıs özründen hemen sonra, bayram değil, seyran değil, yeni anayasa çağrısı yapıyordu.

Erdoğan Başkanlık sistemini tartışmaya açmış, Ertuğrul Özkök Gül'ü "topal ördek" ilan etmişti.

"Gülden Gülcü" İkinci Kemal, "yeni düzen dayatması yeni anayasa" ile savaşmayı unuttu, "gül kokulu ama Başkanlık sistemsiz anayasaya" çağrıcı oldu.

Durduran Recep Bey'dir.

İkinci Kemal'in, her fırsatta alkışladığı, yere göğe sığdıramadığı Gül'e tek eleştirisi, Gül cumhurbaşkanlığı görev süresinin yedi yıl olduğu kabulünü veto etmeyince geldi.

Gül notermiş, Kemal Bey ancak Gül'ün koltuğu tehlikeye girince hatırladı.

Biz İkinci Kemal'i anladık, ama Emine Ülker Hanım'a ne oluyor; kendisini hukuk biliyor biliyorduk, üstelik Yargıtay'dan geliyor.

Cumhurbaşkanlığı görev süresi halk oylamasına sunulmadan önce Sami Selçuk dahi söylüyordu, Danıştay Başkanı Nuri Alan pek çok kez açıkladı, Yalçın Küçük'ün Fitne kitabında ayrıntısıyla var: Bugünkü anayasayı kabul ediyor isek, halk tarafından seçilmemiş bir kimse cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturamaz.

Yedi yıl anayasaya aykırı ise, halk tarafından seçilmemiş bir kimsenin cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturması da anayasaya aykırıdır.

*** *** ***
Az pilav, az hukuk!

Birincisi, hukukta "az hamile" ve "az pilav" olmaz;  "yedi yıl anayasaya aykırıdır, cumhurbaşkanının ikinci kez seçilememesi anayasaya aykırıdır, ama halkın oyuna gitmeden cumhurbaşkanı olmak ve kalmak anayasaya uygundur", işte bu yapılamaz.

İkincisi, Recep Bey, Gül'ün cumhurbaşkanlığını korumaya alan geçici bir madde neden koymadı, hukukçular bunun da cevabını veriyor: Gül'ün Çankaya'da anayasaya aykırı olarak oturduğunu söyleyerek halk oyuna başvurup yeni seçime gidecekti; planı buydu, ancak gerçekleştiremedi.

Uzun zamandır istiyor, ama yapamıyor.

Recep Bey'in prestiji azalmış ve reytingi düşmüştür. Silivri mahkemeleri kendisini daha da düşkün hale getirdi.

Recep Bey, tam da iki yıldır reytinginin pek düşük olduğunu gördüğünden makas değiştirerek, cumhurbaşkanlığında yedi yıllık süreyi kabul etme yoluna gitti, seçimi öteledi.

Şimdi Gülen ve Gül, İkinci Kemal'den şansını denemesini istiyor, ikinci Kemal buna hazır; İkinci Kemal'in Emine'si ise, anlaşılan, bunu bir ortaokul müsameresi sanıyor.

Cumhuriyet'in güzel kadını şimdilerde süzülüp süzülüp Anayasa Mahkemesi önünde boy gösteriyor.

Bu yolda, AKP her haliyle kazançlıdır; Anayasa Mahkemesi talebi reddederse, ki büyük ihtimal görünüyor, İkinci Kemal 2007 referandumu ile yapılan tahribata meşruiyet kazandırmış olacak.

*** *** ***
Memur-maşa!

Demek, Gül'ün kestanelerini ateşten alma işine memurdur.

Abdullah Gül'ün yumuşak ellerine kıyamıyor, yanar diye korkuyor ve kendi ellerini uzatıyor.

Yok-cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e maşalık yapıyor.

Konuştukça güzelleştiği günlerdi; Yahya Kemal'den farklı olarak, en çok Ankara'ya dönüşü sevdiğini söylemişti.

"Kentin sokaklarında, ağaçlarında Mustafa Kemal'in izleri olmasını" sevdiğini söylüyordu; şimdi İkinci Kemal'in meleklerinden oldu ve Ankara sokaklarında Gülen esintisini kolaylaştırıyor.

Deniz HAKAN - 27 Mart 2012 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

16°C

Istanbul