bartu_soral_aydinlik225

Merkez Bankası kemerleri sıkabilecek mi?

Merkez Bankası Başkanı 2012 ilk çeyreğinde yüzde sıfır büyüme ile karşılaşabileceğimizi belirtti.

Benim 2011 sonunda yaptığım tahminle uyumlu; 2012 büyüme beklentimin yüzde 1 civarında olduğunu belirtmiştim. Elbette o sadece ilk çeyreği söyledi. Ancak bunun iyi tahmin olduğunu, IMF ve Dünya Bankası’nın da belirttiği gibi olası bir Portekiz veya İspanya/İtalya şokunda durumun çok daha kötüleşeceğinin altını çizmiştim. Bu dış şok senaryosunda bizi zora sokacak AB tarafında daralan talep değil, döviz girişindeki yavaşlama olur diye de eklemiştim. Şimdi bu açıklama üstüne bakalım durum nedir.

Tüketici kredilerinde birikimli büyüme ilk 10 hafta için yüzde 0,30’da kaldı. Geçen sene yüzde 4 dolayında büyümüştü. Sanayi üretimi ocak ayında yüzde 1,5 büyüyebildi. Geçen sene yüzde 19 büyümüştü. MB Başkanı durumu görmüş. Ancak eli zorda. Hükümet büyümeden taviz vermek istemiyor, havada yüzde 5 hatta yüzde 6’lar uçuşuyor. Bu durumda MB’nin faizleri gevşetmesi gerekir. Faizler düşer ve parasal genişleme başlarsa iç tüketim tekrar hareketlenir. Tüketici kredileri artışa geçer. Böylece büyüme yeniden canlanır. Hükümetin isteği olur. Bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünde ne var? Bu durumda cari açık yeni rekorlar kırar. Enflasyon tekrar azar. Çünkü bu yıl geçen seneye göre yeni sorunlar var; 1) Dolar bazında artan petrol fiyatları. 2) Doların 1.80 TL’ye gelmesiyle bize yükünün katmerlenmiş olması. Yani hem dünyada fiyatı arttı hem de bizde dolar fiyatı artınca, yükümüz katmerlendi. Dolardaki artış doğalgaz fiyatını da yükseltti. Ona bağlı bütün ürünlerin bu yıl zam görmesi kaçınılmaz oldu. Bütün bu gelişmeler, enflasyonun kontrolden çıkması demek. Şimdi Merkez Bankası fiyat istikrarı benim önceliğimdir deyip kemerleri sıkacak mı, yoksa hükümet büyüme istiyor deyip gevşetecek mi?.. Bu haftaki uygulamalar  sıkılaştırıcı yönde oldu. Merkez Bankası enflasyon hedefine kilitlenmiş görünüyor, şimdilik...

Döviz girişi için dua mı etsek?

Bu soruların, tartışmaların aslında tek bir mercii var; döviz girişi. Çünkü ülkemiz afyon bağımlısı gibi dövize bağımlı. Türkiye Ocak ayında 6 milyar dolar olan cari açığın ancak yüzde 55’i için dışarıdan finansman bulabildi. Yüzde 45’i Merkez Bankası rezervlerinden karşılandı. Bunun devamını izlemek gerekiyor. İkinci gösterge ise reel kesimin dış borç çevirme oranları. Bankacılık dışı şirketler son dört aydır (verilerin mevcut olduğu ekim-ocak arası) net borç ödeyicisi durumunda. Son iki aydır ise vadesi gelen dış borçları kadar da borç bulamaz oldular. Ocak ayı dış borç çevirme oranı yüzde 84’e geriledi. Bunu da izlemek gerekiyor.

Türkiye’ye giren ve girecek döviz miktarı bütün ekonomik dengeleri değiştirir. MB veya hükümetin buna yapabileceği hiçbir şey yok. Yapılacak şey döviz girecek mi diye dua etmek değil, Türkiye’yi bu dövize bağımlı ekonomik sistemden çıkartmaktır.

Olumlu söylemler, balon!

Gelelim yurt dışlarına. AB’de kriz algılaması yatışmış!?.. Tekrarda fayda var; İspanya, Portekiz ve İtalya’nın durumu çok kritik. Bütün söylemler balondur. Ortalığı sakinleştirmek için söyleniyor. Bu üç ülkeden birisi her an sıkıntıya girebilir. Neden derseniz; ekonomik göstergelerinde hiçbir düzelme, iyileşme belirtisi yok. Sadece borçlanma faizleri geriledi. Üretimsizlik, işsizlik, durgunluk aynı hızda devam ediyor. Bakınız, Perşembe günü açıklanan Avrupa ve Almanya imalat endeksi sırasıyla 47,7 ve 48,1 ile beklentinin çok altında kaldı. İki çeyrektir daralan bir Avrupa ile karşı karşıyayız. AB için 2012 beklentimin küçülme olduğunu, sene başında belirtmiştim. Veriler öngörülerle paralel gidiyor.

ABD’de ise geçen hafta FED (ABD Merkez Bankası) ilk kez umutlu konuştu ve “istihdamda gözle görülür bir iyileşme” olduğunu vurguladı. Umutlu olmak için kesinlikle çok erken. İşgücüne katılım hâlâ çok düşük ve bu tip küçük kıpırdanışlar 2011 yılı boyunca yaşandı. Hiçbir biçimde olumluya işaret etmez.

Esas konu Çin. Büyüme rakamını yüzde 8’e revize ettiler. Perşembe sabahı açıklanan HSBC imalat endeksi 49,6’dan 48,1 geriledi. Beş ayın en düşük seviyesi bu. Çin’de imalat endeksi önemlidir. Bana göre Çin’in bir strateji değişikliğine ihtiyacı var. Fiyat üstünden rekabet bir ivme yaratır, ardından teknoloji, kalite ve markalaşma gelmesi kaydıyla. Piyasadaki en ucuz fiyatla uçan ama uçakları devamlı arızalanan, arada bir de düşen bir hava yolu şirketiyle uçar mısınız?

Bartu SORAL - 25 Mart 2012 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

15°C

Istanbul