bartu_soral_aydinlik225

Finansal Yaşam Ve Gerçek Dünya!

Avrupa’dan gelen bankacılık krizidir demiştim...

Peki, batmak üzere olan bankalara ne yapılır? Cevap: Ülkesine göre değişir!... 2008’de ABD’de başlayan kriz de bir bankacılık kriziydi, kamu zor durumda olan bankalara ya sermaye enjekte etti veya hem sermaye enjekte etti, hem de ortak oldu. Zor duruma düşen bankaların batmasına izin verilmedi. 2011 senesinde Avrupa Birliği de benzer bir krize girdi. Onlar ne yapıyor?.. Onlar da bankalara sermaye enjekte ediyor. Böylece hem bankalar batmasın, hem de enjekte edilen para ile ekonomi canlansın isteniyor. Peki, yöntem faydalı oluyor mu? Ona girmeden önce Türkiye’nin banka krizleri alanındaki tecrübesine değinmek gerek.

50 milyar dolarlık soygun!

Türkiye’de 1999-2001 arası 27 banka piyasadan silindi. Bunun halka maliyeti yaklaşık 50 milyar dolar dendi... Aslında çok daha fazla. Biz krize giren bankaları iflasa zorladık, kamuya devrettik. Eloğlu öyle yapmıyor, batmak üzere olan bankaları yaşatıyor. Ama her halükarda zararın faturası halka çıkıyor. Bizimkiler yaşatabilecek durumda mıydı, orası da çok şüpheli. Zira bizde 1990’lı yıllar bankacılık adı altında tam bir soygun yaşandı.

Türkiye’de 1980 senesinde 43 banka varken, bu sayı 1990’da 66, 2000 senesinde 79’a yükseldi. 1990’larda kuruluş izni alan veya el değiştiren bu bankaların tamamı 2000 başında iflas etti. Bu bankaların reel sektöre hiçbir faydası olmadı. Verdikleri kredi toplamının milli gelire oranı hiç gelişmedi, sabit kaldı. Bu bankalar dışarıdan dolarla borçlanıp, hazineye TL olarak borç verdiler ve aradaki büyük farktan çok kârlar elde ettiler. Hazine düşük kur, yüksek faiz politikası ile bu bankalara adeta kaynak aktardı. Ancak patronlar bununla da yetinmedi. Batık şirketlerine, bankalarından krediler aktardılar. Bazıları şubelerden “çuvalla” para kaçırdı. Bu arada bankaları denetlemeden sorumlu olan hazinenin bağlı bulunduğu devlet bakanı da banka sahibi oldu. Onun bankası da battı!

Ve sonunda 27 banka silindi. Yaşatılabilir miydi demiştim? Halk açısından sonuç pek değişmez... Nasıl olsa yaşatılsa da, batırılsa da yükü halkın sırtına biniyor. Ancak bu düzen ve yaşanan büyük kriz AKP’nin önünü açtı.

Avrupa bankalarına ‘suni teneffüs’!

Gelelim bu likidite enjeksiyonu işe yarıyor mu sorusuna. Evet, aynen “suni teneffüs” gibi... Bankaları ve finansal sistemi ayakta tutuyor. Faizler artmıyor, böylece kamu borç yükleri katmerlenmiyor. Peki, dağıtılan bu para ekonomiyi canlandırıyor mu? Hayır. Çünkü ekonomiye girmiyor. Ekonomiye girmiyorsa, ne oluyor? Hatırlayacaksınız 29 Şubat’ta Avrupa Merkez Bankası (AMB) bankalara üç yıllığına yüzde 1 faizle 570 milyar Avro dağıttı. Bankalar;

1. Aldıkları bu parayı götürüp tekrar AMB’ye mevduat olarak yatırdı. Bu hafta AMB’deki banka mevduat toplamı 777 milyar Avro ile rekor kırdı. Son açıklanan verilere göre AMB’nin bilançosu 3 trilyon Avroya ulaştı. Yani, Alman ekonomisinden yüzde 31, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bilançosundan ise yüzde 33 daha büyük.

2. Dağıtılan paranın yüzde 26’sını İtalyan bankaları aldı. Yüzde 1 faizle AMB’den borçlandıkları para ile gidip yüzde 5 faiz getiren İtalyan bonosu almışlar. Aradaki fark güzel! Kim uğraşacak kredi vermekle, daralan ekonomide kredinin batma riskiyle. Zaten talep de yok. Finansal dünya böyle ama gerçek yaşam farklı; İtalya’da 25 yaş altı genç işsizlik yüzde 31,1, Yunanistan’da yüzde 48,1, İspanya’da ise yüzde 49,9’a ulaştı.

Sanayi üretimi düşüşte!

Türkiye’de bu hafta açıklanan toplam sanayi üretim endeksi beklentinin çok altında kaldı. Mevsimsellikten ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak ayında yüzde 3,1 geriledi. Ocak ayında kaydedilen daralma Aralık 2009’dan bu yana görülen en büyük daralma oldu. Bununla beraber yılın ilk 8 haftasında kredilerdeki büyüme de hükümetin tahminlerinin çok altında. AKP kredilerde yüzde 15 büyüme bekliyor ama ilk 8 haftada kur etkisinden arındırılmış kredi büyümesi yüzde 0,85; yıllık yüzde 5,7demek. Türk ekonomisinde ciddi bir fren var. Merkez Bankası faiz indirmek istiyor, zaten Sayın Başbakan da öyle buyurdu. Ama hem enflasyon halen beklentinin üstünde, hem de artan petrol fiyatları ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu gidişat yüzde 1 civarı olan 2012 büyüme tahminimi destekliyor.

Bartu SORAL - 11 Mart 2012 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

27°C

Istanbul