sule_k10_225

Türkiye’nin özgürlüğü için koşuyoruz!

21 Mart 2008’de Doğu Perinçek’in tutsak edildiği gün onu ve diğer arkadaşlarımızı Beşiktaş Adliyesi’nin önünden uğurlarken demiştik ki “Bu ülkede kurtuluş mücadelesini başlatanlar için de idam fermanları yazılmıştı. Ancak o kararlar vatan hainlerine uygulandı. Kurtuluş Savaşımız ve bağımsızlık mücadelemiz zaferle sonuçlandı.”


Dört yıl bitti, beşe girdik.

Yürekleri kuş gibi özgür!

2012’nin 21 Mart’ında yine bu inanç ve bilgiyle izmir’in en uç ilçesinden Kiraz’dan uzun bir özgürlük yürüyüşü başlattık. Beş otobüs 87’sinden 17’sine bütün gençlik öylesine şendik. O gün görüş günümüzdü. Önce canan dedik. Cananımız bizim memleketlimiz elbette. Konuşmamızda “hadi”, dedik, “Hasdal ve Silivri’ye gidelim hep birlikte. ‘Haliniz nicedir’ diye soralım.” Yanıtı biliyorduk. “Siz bizi bırakın, memleketin hali nicedir, onu anlatın...” işte dört yıllık tutsaklığın kısa ve öz nedeni bu.

Yürüyüş ve konuşmalar sonrasında bir bardak çaylarını içerken anlattı Kiraz’lılar. Seçimlerde Tansu Çiller gelmiş demiş ki “siz kıratı yemleyin, biz de sizi...” Gaf mı? Fikir neyse, o! Doğu Perinçek de gelmiş demiş ki “Ey Türkiye’yi yedirenler, ey Türkiye’yi giydirenler ayağa kalkın!” 5-10 köylü duvar dibinde gölgelikte çömelmiş dinliyorlar. Birbirlerine bakmışlar “bize söylüyor, galiba...” deyip doğrulup fırlamışlar ayağa.

Dolaşırken bir köylü yaklaşmış “başkan, başkan” demiş “bu tütün kotası, Amerikan rotası!”

Ertesi gün Perinçek’in başyazısının başlığı.

Bu arada doğal olarak, en eski sarı basın kartı sahibi, uluslararası basın örgütlerinde yıllarca yöneticilik yapmış Doğu Perinçek tutuklu gazeteciden sayılmaz.

İki telden çalsan ne işin var oralarda, eş-baş ekranlarda olurdun!

Suç üzerine suç!

Yalnızca buralarda değil, Malatya’ya, Cizre’ye, Suruç’a, Başkale’ye en uç dağ tepeye gidin benzer bir dizi öykü dinlersiniz.

Sicillerine bir bakın!

En büyük suça geliyoruz.

Türkiye’nin bölünmez birliğinden, bütünlüğünden yana olmak. Türkiye’nin gündemine eşbaşkanlığı ve BOP haritalarını taşımak. Oyunları açığa çıkarmak.

Açın bakın Hasdal ve Silivri’dekilerin siciline. Hepsinde kayda geçmiş bir yurtseverlik suçu var. Emperyalist emellere karşı işlenmiş... Cumhuriyet yıkıcılarına karşı Cumhuriyetimizi, devrimlerimizi savunma suçu... Amacı belli, eşbaşkanın başkanından destekli teröre karşı işlenmiş suçlar... Oralarda üstün hizmet madalyaları kazanmışlar, canlarını ortaya koymuşlar, üzerlerinde bilmem kaç tane kurşunu hâlâ taşıyanlar, ayağını sürüyerek yürüyen gaziler...Türk ordusunun deneyimli komuta kademesi yıkılası Silivri zindanında kurulu duruşma salonlarını dolduruyor.

Koruma polisim özel harekâttan. Akşam Cudi dağından haber geliyor. 5 şehit var. Yakın görev arkadaşını arıyor hemen. Konuşuyorlar. Eşi kanser hastası, kemoterapi tedavisi görüyor. iki küçük çocuk, babalarının tayinini bekliyor. 10 dakika sonra onun adı da altıncı şehit olarak tarihe yazılıyor.

İzmir’deki o eve düşen ateş hepimizi yakıyor.

Yangın sarmış dört bir yanımızı.

Dizlerimizi dövüyoruz morarıncaya kadar.

Ama dizlerimize başka tür bir güç geliyor.

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”

O sıralarda Silivri’de bir kürsü daha kurulmuş. Bu ülkenin genelkurmay başkanı için. “Terörist” sıfatıyla adını çağırıyorlar.

Onlar için yürüyoruz.

Bize de gelin!

Akşam konaklanan otelde bir yürüyüşçümüz odasının kapısını açamamış. 20-25 yaşlarında bir genç yardımcı olmuş. İşçi Parti’li olduğunu duyunca “neden bizim oralara da gelmiyorsunuz” diye sormuş.

-Geliriz, biz her yere gideriz... Neresi sizin orası?

-Siirt...

Kiraz’dan başlayan bu özgürlük koşusunun yolu uzun.

Şule PERİNÇEK - 25 Mart 2012 - Aydınlık

{gallery}galeri/sule_perincek_kiraz_izmir/{/gallery}

Son Yazılar

Mostly clear

13°C

Istanbul