mahmud_esad_bozkurt225

İsviçre Dağlarından Anadolu Dağlarına Karanlığı Aydınlatan Bir Işık : Mahmut Esat Bozkurt!

AKP yöneticileri her fırsatta Mahmut Esat Bozkurt, Ali Çetinkaya, Reşit Galip, Mustafa Necati gibi Atatürk’ün en yakınındaki Cumhuriyetin kurucu kadrolarına hakaret sınırını zorlayan acımasız eleştiriler yapıyor.

Eleştiri oklarının asıl hedefi ise Atatürk ve yedi düvele karşı mazlum milletlere örnek olan antiemperyalist kurtuluş savaşımızın zaferle taçlanmasının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bu cumhuriyetin aydınlanmaya, akıl ve bilime dayanan kurucu felsefesi. Giderek artan dozlarda saldırıların hedefi haline getirilen cumhuriyet devrimi aklı inançtan, bilimi dinden bağımsızlaştırarak sürüleştirilen bir ümmet toplumundan tüm dünyanın saygı duyduğu başı dik bir ulus yarattı. Bizler o cumhuriyetin çocukları olduğumuz için gurur duyuyoruz, hiçbir psikolojik savaş bu gururumuzu, onurumuzu hırpalayamayacak, özgüvenimizi sarsamayacaktır.

Mahmut Esat Bozkurt’a yönelik acımasız eleştirilerin son örneği AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in 21 Mart 2012′de İstanbul Aydın Üniversitesi’nde düzenlenen “Bürokratik Cumhuriyettten Demokratik Cumhuriyete” konulu panelde yaptığı konuşmaydı. Tek partili dönemde Türk yargısını şekillendiren kişinin eski adalet bakanı Mahmut Esat Bozkurt olduğunu anlatan Çelik: “Mahmut Esat Bozkurt militan yargı anlayışıyla yargıyı şekillendirmiştir ve hakimlere sürekli söylediği şey ‘sizin asli göreviniz rejimi korumaktır, gerisi teferruattır.’ Irkçı bir anlayışla Türk yargısını şekillendirmiştir. Onun meşhur bir sözü vardır; ‘bu memleketin efendisi Türk’tür, öz Türk olmayanların bir hakkı vardır o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.’ Bu insan bizim yargımızı şekillendirmiştir. Ne yazık ki bugün de adına törenler düzenleniyor, ödüller veriliyor, parklara ismi veriliyor” diye konuştu. Çelik’in anakronik değerlendirmesi ile ilgili söylenecek çok söz var. Ancak cumhuriyet yargısının cumhuriyet rejimini korumasından daha doğal ne olabilir ki? Bozkurt’un bu memleketin efendisi Türk’tür sözüyse ırkçı, kafatasçı bir bakış açısının değil yedi düvelin çullandığı mazlum bir halkın antiemperyalist silkinişinde moral değerlerinin yükselmesine yönelik tutumun yansımasıdır.

Atatürk’ün Türk gençliğine emanet ettiği Cumhuriyetin temel taşlarını ören idealist aydınlanmacı kadronun öncülerinden Mahmut Esat Bozkurt‘un yaşamı bu emanetin ne kadar değerli olduğunun da kanıtı niteliğindedir. Bozkurt, Kemalist Devrim’in önde gelen kuramcılarından biridir.

Mahmut Esat Bey 1892 yılında Kuşadası’nda doğdu. Babası İzmir Umumi Meclis üyesi Hacı Mahmut Oğulları’ndan Hasan Bey’di. İlköğrenimini Kuşadası ve İzmir Yusuf Rıza mektebinde, orta öğrenimini de İzmir İdadisi’nde tamamladı. II. Abdülhamit’in despotik yönetimine karşı mücadele eden dayısı Ubeydullah Efendi ile birlikte İstanbul’a gitti ve 1908 yılında girdiği Hukuk Mektebi’nden 1912′de mezun oldu. Ardından İsviçre’ye giderek Fribourg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yeniden hukuk tahsili yaptı. Lisans diplomasını aldıktan sonra “Osmanlı Kapitülasyonları Rejimi Üzerine” (Du Regime des Capitulations Ottomanes) adlı doktora tezi ile Hukuk Doktoru oldu. Mahmut Esat 1919′da Lozan’da kurulan Türk Talebe Cemiyeti’nin başkanlığına seçildi. Ancak İzmir’in emperyalist devletlerin desteğiyle Yunanlılarca işgal edilmesinin ardından Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere yurda döndü ve Kuşadası’nda Kuvayi Milliye’yi kurdu. Tıpkı Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP yöneticilerinin ağır hakaretlerine maruz kalan 172. Alay Komutanı Yarbay Ali Bey’in yani Ali Çetinkaya’nın Ayvalık Kuvayi Milliye örgütünü kurduğu gibi.

Mahmut Esat Bozkurt 23 Nisan 1920′de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne İzmir milletvekili olarak seçildi, bu görevini yaşamını yitirdiği 1943 yılına kadar sürdürdü. Meclis’te Anayasa ve Dışişleri Komisyonlarında çalışan Mahmut Esat Bey, 12 Temmuz 1922′de Rauf Bey’in (Orbay) başkanı olduğu IV. İcra Vekilleri Heyeti’nde (12.7.1922-4.8.1923) İktisat Vekilliği’ne seçildi. Bu dönemde Mahmut Esat Bey’in önerisi Atatürk’ün onayı ile Türkiye’de ilk kez “Milli İktisat Kongresi” 17 Şubat 1923′de İzmir’de toplandı.

11 Ağustos 1923′de başlayan II. Dönem için İzmir’den tekrar milletvekili seçilen Mahmut Esat Bey, Ali Fethi Bey’in (Okyar) başkanlığında kurulan V. İcra Vekilleri Heyeti’nde ikinci kez İktisat Vekilliği’ne seçildi. Bu görevleri sırasında Ziraat Bankası’nın ıslahı, çiftçi kredi kooperatiflerinin kurulması, esnaf teşkilatlarının reorganizasyonu, Emlak ve Eytam Bankası’nın kurulması gibi önemli sosyal ve ekonomik icraatlara öncülük etti. 20 Nisan 1924′te kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun hazırlayıcıları arasında yer alan Mahmut Esat Bey, 22 Kasım 1924′de, Ali Fethi Bey’in kabinesinde Adliye Vekilliği’ne atandı. 5 Kasım 1925′te Ankara Hukuk Mektebi’nin açılmasında büyük gayreti oldu. Mahmut Esat Bey, 3. ve 4. İnönü Hükümetlerinde de Adliye Vekili olarak görev yaptı. Türk Medeni Yasası (17.2.1926), Türk Ceza Yasası (1.3.1926), Kabotaj Yasası (19.4.1926), Borçlar Yasası (22.4.1926), Ticaret Yasası (29.5.1926), Hukuk Muhakemeleri Usulü Yasası (18.6.1926) gibi hukuk sisteminin ve cumhuriyet döneminin temel yasaları, Mahmut Esat Bey’in Adliye Vekilliği döneminde hazırlandı ve yürürlüğe girdi.

Mahmut Esat Bey, kendisinin hazırladığı ve TBMM’de oybirliği ile kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren 6 aylık bir geçiş süreciyle uygulanmasını sağladı. Bu kısa geçiş sürecine itiraz edenlere karşı “Türk hukukçuları için 6 aylık geçiş sürecinin yeterli olduğunu” savundu ve bu görüşünde ne kadar haklı olduğunu da yasanın başarıyla hayata geçmesiyle kanıtladı.

Mahmut Esat Bey, Cumhuriyet tarihinde “Bozkurt-Lotus” olayı olarak adlandırılan, Bozkurt adlı Türk gemisiyle Lotus adlı Fransız gemisinin 2.8.1926′da Ege’de çarpışması nedeniyle iki ülke arasında çıkan anlaşmazlıkta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nda temsil etti. (1927). Kazada 8 Türk denizcisinin ölmesi üzerine Fransız kaptan Türk Adliyesi tarafından tutuklanmış, bu tutuklama Fransa ile sorunlara neden olmuştu. Türkiye olayı Lahey Adalet Divanı’na götürmüş ve dava 7 Eylül 1927′de Türkiye lehine sonuçlanmıştı. Bu dava, tarihçiler tarafından, Türk hukukunun ve adalet örgütünün kapitülasyonlar dönemini geride bırakarak insan ve egemenlik haklarına dayalı çağdaş hukuk düzeyine yükseldiğinin bir kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Atatürk, 1934′de Soyadı Yasası kabul edildiğinde, bu davadaki başarısına dayanarak Mahmut Esat Bey’e “Bozkurt” soyadını verdi. Mahmut Esat Bey, 1930 yılı sonlarında Adliye Vekilliği’nden istifa ettikten sonra, Ankara Hukuk Fakültesi’nde “Devletler Hukuku”, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Anayasa Hukuku” profesörlüğü yaptı.1

Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk’ün isteğiyle Türk gençliğine İhtilal’in Hukuk Tarihini anlatmak üzere görev aldığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İnkılap Tarihi kürsüsünde 8 Mart 1934 Perşembe günü ilk dersini verdi.

Genç yaşlarından ölümüne dek ülke sorunları hakkında yazılar yazan Bozkurt, Milli Mücadele yıllarında Anadolu’da Yeni Gün ve Hakimiyeti Milliye gazetelerinde ateşli yazılar kaleme aldı, daha sonra İzmir’de çıkan Anadolu gazetesinde yazılarını sürdürdü. Son yazılarını Yeni Sabah gazetesinde yazan Mahmut Esat Bozkurt “Yürekler Acısı” başlıklı yazısını yazdıktan sonra gazetede rahatsızlanarak yaşamını yitirdi.

Mahmut Esat Bozkurt’un başlıca eserleri: Beynelminel Bozkurt-Lotus Davasında Türkiye-Fransa Müdafaaları (Ankara 1927), Osmanlı Kapitülasyonlarına Dair (Doktora Tezi, İstanbul, 1928), Türk İhtilalinde Vatan Müdafaası (İzmir, 1934), Türk Köylü ve İşçilerinin Hakları (İzmir, 1939), Hukuku Düvel (Devletlerarası Hukuk) Yardımcı Talebe El Notu (Ankara, 1939), Devletlerarası Hak (Hukuku Düvel) (Ankara, 1940), Atatürk İhtilali (İstanbul, 1940), Aksak Demir’in Devlet Politikası (İstanbul, 1943), Atatürk İhtilali I-II (İstanbul 2003).

Ölümü üzerine Yusuf Ziya Ortaç’ın kaleme aldığı veda yazısı çok çarpıcıdır: “İsviçre dağlarından Anadolu dağlarına silah omuzda koşan hukuk doktoru, serdengeçti Mahmut Esat Bozkurt, vatan hudutlarından fikir hudutlarına kadar her cephede dövüşe dövüşe, en son kalem elinde Allah’ına kavuştu.

Bir yanardağı toprağa veriyoruz” (2)

Işıklar içinde uyuyun Mahmut Esat Bozkurt, ışıklar içinde uyuyun Mustafa Kemal Atatürk’ün can yoldaşları. Emanet ettiğiniz Türkiye Cumhuriyetini sizlere yakışır biçimde muhafaza ve müdafaa edeceğiz.

Ali Rıza ÜÇER - 22 Mart 2012 - İlk Kurşun

1) Biyografi İnfo, Mahmut Esat Bozkurt Biyografi.
http://www.biyografi.info/​kisi/mahmut-esat-bozkurt

2) Masonlar Dinleyiniz!, Mahmut Esat Bozkurt, Kaynak Yayınları, 2. Basım Mayıs 2009, s.5-8

Son Yazılar

Cloudy

13°C

Istanbul