ey_turk_gencligi_birinci_vazifen225

‘‘Normalleşen Türkiye’’den Manzaralar…

Medyadaki Amerikancılar,  ülkemizin ‘‘hızla normalleştiğini ve demokrasi yolunda ilerlediğini’’ yazıyorlar, söylüyorlar, çiziyorlar…


Peki, gerçekten öyle mi?

Adaletin, hukukun, aklın, bilimin; insan emeğine, insana saygının; bölge ülkeleriyle kardeşliğin, dostluğun; bağımsızlığın, özgürlüğün egemen olduğu bir ülke mi oluyoruz?

Yoksa yönünü Orta Çağ karanlığına çevirmiş;  insanı ve insan emeğini hiçe sayan; yalanın, haksızlığın, hukuksuzluğun egemen olduğu;  bölge ülkelerine karşı ABD emperyalizmi tarafından koçbaşı olarak kullanılan, gerici, faşist, taşeron bir ülke mi oluyoruz?

Aşağıda son günlere ait birkaç haberi okuduğunuzda, nasıl bir ülke olma yolunda ‘ilerlediğimizi’ eminim ki daha net biçimde göreceksiniz…

*** *** ***
10 Mart günü, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile birlikte CHP’li 10 kadın milletvekili, Malatya Kürecik’te kurulan ABD füze radar üssünü ve bu üsse yerleştirilen Amerikan askerlerini yerinde incelemek için bölgeye gittiler…

Bölgeye gelen CHP milletvekilleri, füze üssünün bulunduğu alanda jandarma engeliyle karşılaştılar. Yapılan görüşmelerin ardından ancak üssün girişine kadar gelebildiler.

Heyette bulunan CHP TBMM Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:

‘‘Bu askerlerimizin arkasındaki bölgeye baktığınızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenlik hakkını devrettiğini göreceksiniz. Hangi askerler tarafından, hangi askerler korunmaktadır, görüyorsunuz. Türk halkı, Kürecik halkı kendi topraklarında dolaşabilmek için Amerikan askerlerinden izin almak zorunda kalıyor. Şuradaki manzara bize bu faciayı gösteriyor. Kürecik kalkanının aslında kimi koruduğunu da gösteriyor. Kürecik kalkanı kimi koruyor? Türk halkını mı koruyor? Amerika’yı mı koruyor? Yoksa arkasındaki başka birilerini mi koruyor? Zaten bu fotoğrafın resmidir. Daha fazlasına gerek yok”…

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da şunları söyledi:

‘‘10 milletvekiliyle beraber Türkiye’ye bir gerçeği göstermeye geldik. Genelkurmay Başkanlığı, ‘yetkimiz yok’ dedi. Dışişleri Bakanlığı cevap vermedi. Milli Savunma Bakanlığı, ‘yetkimiz yok’ diye izin vermedi. Biz ABD’den mi, Pentagon’dan mı izin alacağız? Burası Türkiye Cumhuriyeti’nin toprağıdır. Halkın iradesi, seçilmiş milletvekilleri kendi toprağına giremiyor. Bugün bizi askerlerimizle karşı karşıya getirme noktasında kalan hükümeti kınıyorum. Biz bu kalkan kaldırılıncaya kadar, İsrail Kalkanı buradan kaldırılıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz.”…

*** *** ***
Ülkemizi bölge ülkeleriyle karşı karşıya getirecek olan bu provokasyon yuvasının ABD tarafından faaliyete geçirildiği aynı günlerde, Konya’da da ABD ile Türkiye’nin Anadolu Şahini adıyla ikili bir hava tatbikatı yaptığını Pentagon kaynaklarından öğrendik.

Suriye’ye yönelik olası bir harekâtın ön hazırlıkları kapsamında 5 Mart 2012 günü başlayan ve 10 gün süren bu tatbikatla ilgili olarak Pentagon basın sözcülüğü tarafından yapılan açıklamada, bu tatbikatın, olası bir ortak harekâtta Türk-Amerikan savaş filolarının koordinasyonunu sağlamayı amaçladığı belirtildi.  Bu tatbikata, ABD’nin Almanya Spangdahlem Hava Üssü’nden gelen 15 jet ve 250 personel ile Türk Hava Kuvvetleri’nin 3’üncü Ana Jet Üssü’ne bağlı uçakların katıldığı açıklandı..  Yine Pentagon tarafından, bu tatbikatta, ABD’nin SEAD (Düşman Hava Savunmasını Durdurma) tekniklerinin Türk pilotlarla paylaşıldığı ; ‘düşmanın’ yerdeki hava savunma sistemlerinin elektronik sinyallerle etkisiz hale getirilmesi ile ilgili taktiklerin tatbik edildiği vurgulandı… 

Bu tatbikatın yapıldığı aynı günlerde,  aynı bölgede, Türk Hava Kuvvetleri‘nin akrobasi timi Türk Yıldızları‘na ait NF-5 A tipi uçak, eğitim uçuşu sırasında, düştü, olayda 1 pilot yüzbaşı şehit oldu… 

*** *** ***
12 Mart 2012’de, bu kez ülkemize ‘önemli bir konuk’ geldi.

Gelen, 4 Temmuz 2003’te, Irak’ın kuzeyinde görev yapan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı askerlerimizin başına çuval geçiren Amerikan askerlerinin komutanı, şimdiki CIA Başkanı David Petraeus’tu…  Bodrum’da Amerikan askerlerinin başına çuval geçiren gençlerimizin 16 yıl hapis cezasıyla yargılandığı ülkemizde, bu CIA ajanı, diplomatik teamüllere aykırı olarak, 13 Mart günü Başbakanlık resmi konutunda Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi…

Bu görüşmenin, Esad yönetiminin Humus ve İdlip’i silahlı teröristlerden temizleyerek Suriye’de kontrolü sağladığı ve bunun karşısında ABD emperyalizminin çeşitli ‘örtülü operasyon’ hazırlıkları yaptığı bir dönemde gerçekleşmesi ayrıca dikkat çekti.

‘‘İnsani yardım koridoru’’ görüntüsüyle Suriye’deki ABD kuklalarına ‘‘kurtarılmış bölgeler’’ yaratmak… İnsansız saldırı araçları Predatör’lerle Suriye’de geniş çaplı katliamlar gerçekleştirmek…  Suriye’de yaratılacak huzursuzlukla Türkiye’ye mülteci göçünü teşvik etmek… On binlerce mülteciyi Türkiye sınırına yığarak Türkiye’nin Suriye müdahalesine Türk kamuoyunu razı etmek… Provokasyonlarla Türkiye’yi ABD çıkarları için Suriye ve bölge ülkeleriyle karşı karşıya getirmek…  Bu örtülü operasyon kapsamındaki ABD hamleleriydi.

Nitekim bu ziyaretin ardından, Suriye’den ülkemize mülteci akınını teşvik eden gelişmeler ve açıklamalar hız kazandı…17 Mart günü de, Suriye’nin başkenti Şam’da, Emniyet Binası ile Hava Kuvvetleri İstihbarat Merkezi’ni hedef alan bombalı saldırılar sonucu, aralarında güvenlik görevlilerinin de bulunduğu 27 kişi yaşamını yitirdi, 105 kişi yaralandı…  18 Mart günü de Halep’te benzer bir saldırı gerçekleştirildi…

*** *** ***
Mehmetçiğimizi ABD çıkarları için Suriye’ye sürme planları son hızıyla sürerken,  16 Mart günü, dünyanın bir başka bölgesinde, Afganistan’da ABD çıkarları için görevlendirilen Mehmetçiklerimizden, 2’si binbaşı, 7’si subay olmak üzere 12 askerimizin ölüm haberi geldi…

En az bu haber kadar acı olan ise,  Afganistan’da 12 arkadaşıyla birlikte yaşamını yitirenlerden Kara Pilot Yüzbaşı Adil Erdoğan’ın Malatya’da yaşayan acılı ailesine bürokratik nedenler ileri öne sürülerek Ankara’daki cenazeye gitmeleri için uçak verilmedi… Acılı ailenin, cenazeye gelebilmesi için Afganistan’da yaşamını yitiren Kara Pilot Yüzbaşı Adil Erdoğan’ın silah arkadaşları aralarında para toplayıp uçak ayarladılar…

Afganistan’da ABD çıkarları için görevlendirilen 12 Mehmetçiğimizin yaşamını yitirmesiyle ilgili olarak, Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Abdullah Gül, ‘‘Barış ve insanlık adına hayatlarını kaybettiler’’ dedi… Anlaşılan, Abdullah Gül’e göre ABD çıkarları demek, ‘barış ve insanlık’ demekti…

Üstelik o ABD ki, geçtiğimiz Şubat ayı içinde Afganistan’daki üslerinden Bagram’da, aralarında Kuran’ın da bulunduğu dini kitapları cayır cayır yakmıştı…

*** *** ***
ABD’nin Afganistan’da Kuran’ı yakmasına, Irak’ta ve Afganistan’da milyonlarca Müslüman’ı katletmesine hiçbir tepki göstermediği gibi, ABD’nin buna benzer tüm operasyonlarına ‘barış ve insanlık’ adına destek veren AKP, ‘dindar bir gençlik’ yetiştirme söylemiyle, ülke gündemine eğitim sisteminde yapmayı tasarladığı 4+4+4 modelini yerleştirdi.

8 yıllık kesintisiz eğitimi 4+4+4 sistemiyle kesintili hale getirmeyi, İmam Hatip Okulları’nın orta bölümünü yeniden açmayı hedefleyen bu yasa teklifinin TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşüldüğü11 Mart 2012 günü;  AKP Milletvekilleri,  CHP’li Milletvekillerine tekme tokat saldırdı…  Bu saldırılar arasında teklifle ilgili maddelerin oylanması sürdürüldü ve bir oldubittiyle, yarım saat içinde AKP’nin yasa teklifi Komisyon’da kabul edildi…

Anımsanacağı gibi, 19 Şubat günü, partisinin İstanbul İl Gençlik Kolları’nın 3. olağan kongresine telekonferans yöntemiyle katılan Recep Tayyip Erdoğan, ‘‘En önemlisi de milli, manevi değerlerine sahip çıkan, onları yaşatan, geleceğini geçmişinden aldığı güç, gurur ve ilhamla şekillendiren bir gençlik tasavvur ediyoruz. Altını çiziyorum; modern, dindar bir gençlikten bahsediyorum. Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, KİNİNİN, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum.’’ demişti…

İşte Afganistan’da Kuran’ı yakan Amerikan askerlerine gıkını çıkarmayan o ‘dindar ve kindar’ gençlik, İstanbul Üniversitesi’nde Sivas Katliamı Davası’nın ‘‘zaman aşımından’’ düşmesini protesto eden öğrencilere, ‘‘yaktık gene yakarız’’ diyerek saldırdı…

*** *** ***
Evet, geçtiğimiz günlerde yaşanan olaylardan birisi de, 2 Temmuz 1993 günü, 35 aydınımızı, ‘‘Kahrolsun Laiklik’’, ‘‘Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak’’ sloganları altında yakanların yargılandığı Sivas Katliamı Davası’nın, 13 Mart günü ‘‘zaman aşımından’’ düşmesiydi.

Bu davanın ‘‘zaman aşımından’’ düşmesini engellemek için Ankara Adliyesi önünde bekleyen on binlerce kişinin üzerine polis tarafından tazyikli su ve biber gazı sıkıldı… Davanın ‘‘zaman aşımına’’ uğrayarak düşmesinin ardından Recep Tayyip Erdoğan, bu karar için yaptığı açıklamada  ‘‘Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun’’ dedi…

16 Mart 2012 günü Cuma namazının ardından gazetecilerin sorularına verdiği yanıtta da, ‘‘…’Sivas davası zamanaşımına uğradı’ ifadesini çok yanlış buluyorum. Sivas davası zamanaşımına uğramamıştır. 5 kişiyle alakalı zamanaşımı vardır. Sivas davasının içinde şu anda idama mahkûm olduğu halde idam kalktığı için ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olan 33 kişi var. Bunun dışında ağır hapis cezası ile cezalandırılmış olan onlarca kişi var. Bunlar hep gözden kaçırılıyor, hedef saptırılıyor. Burada çok ciddi yanlışlar var. Sivas’a birçok gidişimde babalarının haksız yere, herhangi bir taksiratı olmadığı halde idama mahkûm olduğu için ağlayan 15, 18, 19 yaşında kızlar var. Bunları göz ardı etmek suretiyle tek tarafa siyasi bir servis yapmayı doğru bulmuyorum. Gidip Ankara Adalet Sarayı’nın önünde gösteri yapmak suretiyle belli bir ideolojinin borazanlığını yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum.’’ dedi…

*** *** ***
Yine geçtiğimiz günlerde, 13 Mart günü, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Aydınlık Gazetesi’nde 28 Eylül 2011 günü yayımlanan bir karikatür aleyhine Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı davayı karara bağladı.

Söz konusu karikatür, Amerikan bayrağı asılı direğe boynundan zincirle bağlanmış birisini karikatürize etmişti…

Recep Tayyip Erdoğan’ın, karikatürdeki kişiyi kendisine benzeterek açtığı davada, Mahkeme, gazetenin Yazı İşleri Müdürü, Mehmet Bozkurt’a, 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Hapis cezası 7 bin TL para cezasına çevrildi…

*** *** ***
Geçtiğimiz günlerin en trajikomik olayı ise, ‘‘Yetenek Sizsiniz Türkiye’’ adlı yarışma programında birinciliği bir köpeğin alması oldu… Belki de içinde bulunduğumuz ‘normalleşme’nin en güzel göstergesi de buydu.

Evet, işte böyle dostlar…

Yazıyı daha çok uzatmamak için en az bunlar kadar çarpıcı olan pek çok habere yer vermedim. Ama sadece bu kadarı bile, nasıl bir ülke olma yolunda hızla ilerlediğimiz hakkında yeterli ipuçlarını vermiştir sanıyorum…

Hiç kuşkusuz, içinde bulunduğumuz durumu saptamaktan çok daha önemli olan, bu durumdan nasıl kurtulacağımızı da saptamaktır.

O konudaki formül ise bellidir.

Bu emperyalist ve faşist kuşatmayı yarmanın tek yolu, ülkemizin ve bölgemizin tüm antiemperyalist ve antifaşist güçlerinin, aralarındaki küçük görüş ayrılıklarını ve hesapları bir yana bırakarak birleşmeleri ve örgütlenmeleridir…

Giderek daha geniş katılımlarla gerçekleşen Milli Anayasa Forumu toplantıları, bu konuda çok önemli bir görevi yerine getiriyor…

Tüm vatanseverlere düşen en yaşamsal görev, bu zeminde oluşan birlikteliği daha da güçlendirmek ve milli bir iktidarı yaratacak örgütlü bir harekete dönüştürmektir…

İrfan TUNA - 19 Mart 2012 - Ulusal Bakış
http://www.ulusalbakis.com/

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul