suriyede_milyonlar225_2

Suriye’de kaybeden Batı Türkiye’yi öne sürüyor!

«Suriye halkı derin bir şekilde bölünmüş, ve eğer biz Suriye’deki bazı muhalif gruplara silah verirsek, Sunni,  Alevi, Hiristiyan ve Şiiler arasında bir iç şavaş örgütlemiş olacağız, bu da bugün yaşanandan daha büyük bir felakete yol açar ».

Fransa Dışişleri Bakanı Juppe’nin France Culture radyosunda yaptığı bu açıklamadan sonra, ne oluyor, Fransa Suriye ile ilgili politikasını değiştiriyor mu ? Sorularıyla bir gün sonra  Le Monde gazetesi Juppe ile bir röportaj yaptı.

Le Monde soruyor : “ Amerikalı senatör Mc Cain, ‘Suriye’de harekete geçmek için  daha ne kadar ölü gerekli,10 bin, 20 bin mi?’ Siz ne düşünüyorsunuz?”.   Juppe, “Durum Libya’dakinden farklı. Dışarda ve içerde muhalefet birbirini yediği sürece bu durum muhalefeti zayıflatıyor. Muhalifleri Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) çatısı altında  toplamak için her şeyi denedik. Alevilerin ve Hiristiyanların da dahil olması konusunda ikna etmeye çalıştık. Yeteri kadar olmadı” diyerek, SUK’un Suriye halkının “meşru” temsilcisi olma iddiasının iflas ettiğini de itiraf etti.

Başarısızlığa uğramış bir kimsenin ruh haliyle soruları cevaplayan Juppe başka gerçekleri de itiraf etti: Le Monde’un “Suriye rejiminin direnme kapasitesi küçümsendi mi ? Sorusuna “Süphesiz. Daha hızlı yıkılacağını düşünüyorduk” cevabını veren Juppe, Hiristiyan ve Katoliklerin Esad rejimini desteklemelerine de üzüldüğünü ifade ediyor.

Juppe, BM Güvenlik Konseyi’inde Rusya ve Çin’in vetosu yüzünden bir bakıma Suriye’ye müdahalenin bir çıkmaza girdiğini belirtiyor. “Bu Libya ve Fildişi Sahili’nde yürüdü” diyen Juppe,  BM Güvenlik Konseyi’nin kararı olmadan askeri bir müdahalenin mümkün olmadığını belirtiyor. Peki diyor gazeteci, “ABD ve İngiltere tüm seçeneklerin masada olduğunu belirtiyorlar, eğer askeri bir müdahale olursa Fransa bunun içinde yer alacak mı yoksa mahkum mu edecek?” Juppe sıkışıyor! “Gündemde olmayan bir senaryoyla ilgili konuşmam” diyor. Fakat, “İsrail’in güvenliği tehlikeye girerse onların yanında yer alırız” diyerek bir müdahaleye de açık kapı bırakıyor.

Juppe’nin bu açıklamaları ne anlama geliyor ?

Her şeyden önce Fransa’nın Suriye politikasının değişmediğini belirtelim. Diğer taraftan da Batı’nın Suriye’de çıkmaza girdiği bir gerçek. Fransa söylem olarak ABD’nin çizgisindedir. Tunus Toplantısı’nda ABD Dışişleri Bakanı Clinton da aynı şeyleri söylemişti. Clinton “Suriye, Libya gibi değil. Tüm muhalefetin temsil edildiği ve operasyonların yönetildiği bir Bingazi yok.  Bu yüzden Türkiye, Lübnan ve Ürdün sınırlarından tankları sokmayacağız. Böyle bir şey olmayacak. (...) Silahlandırılacak grubun kim olduğunu gerçekten bilmiyoruz” diye konuşmuştu.

Batı’yı Suriye konusunda çıkmaza sokan nedenler çok yönlü: SUK’un muhalefeti birleştiremediği bir gerçek. Diğer bir gerçek, Suriye’nin silahlı çetelerin direnişini kırarak duruma hakim olması ve elbette Rusya ve Çin’in Batı’nın bir askeri müdahalesine karşı direnişini sürdürmesi.

Bütün bunlar, Avrupa’da Fransa ve İngiltere’yi Suriye’nin üzerine süren ABD’nin Suriye’ye karşı bir müdahaleden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Suriye’nin direnişi, Rusya ve Çin’in tutumu karşısında eli kolu bağlanan Buyükler (ABD –İngiltere-Fransa) Türkiye’yi mayınlı araziye sürme politikasını benimsemiş görünüyor. Elbette buna Katar ve Suudi Arabistan’ı da eklemek gerekir.

Batı’nın büyüklerinden ABD “Şah”, Fransa ve İngiltere “at” veya “fil” rolünü benimserken, Türkiye ve Katar gibi “küçükler”e de “Piyon” olma rolünü verdikleri görünüyor. CIA Başkanının Türkiye ziyareti, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın tampon bölge açıklaması, Başbakan’ın 20 bin Suriyeli mülteciyi barındıracak yeni bir kampın kurulduğunu ilan etmesi ABD’nin yeni senaryosunun uygulanmaya başladığının işaretleridir.

Ali Rıza TAŞDELEN - 19 Mart 2012 - Paris

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul