tegmen_mehmet_ali_celebi225

Terörist pilot!

Ergenekon’dan yargılanan Teğmen Çelebi’nin avukatı Hüseyin Ersöz’e müvekkilinin şimdi ne yaptığını sorduk...

Teğmen Mehmet Ali Çelebi, Ergenekon davasında 3 yıla yakın hapis yatmıştı. Emniyette cep telefonuna “sehven” başka numaraların yüklendiği tespit edildi. Salıverildi. Ancak davası sürüyor. Hüseyin Ersöz:

- Teğmen Çelebi görevine döndü, dedi, Güneydoğu’da helikopter pilotu olarak görevine devam ediyor... Operasyonlara katılıyor...

Teğmen Çelebi’nin elinde bir terör örgütü üyesinin rüyasında bile göremeyeceği silahlar var. Ama o - doğal olarak - bu silahlarla terör değil görev yapıyor...

Bir yandan da Silivri’de terör örgütü üyesi olarak yargılanmaya devam ediyor.

Komutanlarına suikastten sanık deniz teğmenler de görevlerine döndü.

Nedim Şener ve Ahmet Şık terör örgütü üyesiydiler.

Ahmet Şık bomba etkisinde kitap yazmakla suçlanıyordu...

Ömürlerinden 375 gün çalındı...

Şimdi yürek yakan öyküleriyle tekrar aramızdalar...

Ama onlardan farklı hiçbir şey yapmamış meslektaşlar hâlâ hapiste...

İktidara yakın yazarlardan (ve Stratfor’dan) öğrendik..

Meğer emniyet ve yargı cemaatin denetimindeymiş... Cemaat istekleri olmayınca iktidarı güç duruma düşürmek için suçsuz insanları tuttuklattırıyormuş.

Başbakan özel yetkili yargıya güvenmediğini, MİT Başkanı’nı yargıdan kaçırmak için özel kanun çıkartarak gösterdi... Emniyet’te tayinler yaptırdı...

Ancak yargı sopasının ucu iktidara dokunmazsa mekanizmanın işleyişinden şikâyetçi değiller.. Ne cemaat ne iktidar.. Bu yoldan muhalifler avlanıyor halka gözdağı veriliyor. Halkın adalete güvenmesi değil güvenmemesi isteniyor. Çünkü o takdirde iktidar daha güçlü oluyor.

*** *** ***
Rektör gazabı...

Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, Biyoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi Erdem Özdemir’e takmıştı.

Çünkü Özdemir, Bülent Arınç’ın üniversiteye gelişinde onu protesto eden grubun içinde yer almış, kendisini azarlayan rektörün yüzüne karşı “Biz görevi Atatürk’ten devraldık” diye konuşmuştu. Rektör bu yüzden onu okuldan atmakla tehdit etti. Ancak tepkiler karşısında geri çekildi. Çekildi ama olayı unutmadı. Özdemir’in adı AKP Karşıyaka İlçe Başkanlığı işgal eylemine karışınca aradığı fırsatı buldu, henüz mahkeme bir karar vermeden öğrenciyi okuldan attı.

Pakdemirli deyince biz babası ANAP’ın bakanlarından Ekrem Pakdemirli’yi hatırlıyoruz...

Mesela Alpaslan Beşikçioğlu adlı işadımının tarlasına Ekrem Pakdemirli adına patates ektiği, bu patatesleri satıp bedelini Ekrem Bey’e teslim ettiği, beyfendinin de hiçbir emek harcamadığı patates tarımından bu şekilde kazanç sağladığını yazmıştık vakti zamanında...

Ekrem Bey’in pilot brövesi vardı. Uçak kullanmaya meraklıydı. Devletin uçaklarını kullanırdı. Bir defasında İzmir’den Ankara’ya konuklarını getirirken evinin penceresinin açık kaldığını havadan görmüş, Ankara’ya konuklarını bıraktıktan sonra İzmir’e geri dönmüş, evinin penceresini kapatıp tekrar Ankara’ya yollanmıştı. Ekrem Bey’in kullandığı devlet uçaklarının masrafını ödeyip ödemediğini sık sık sorar ama cevap alamazdık...

Şimdilerde de oğlunun öyküleriyle vakit geçiriyoruz...

*** *** ***
Adalet!

Yargıda adalet sorunu var da kamuoyunun davalara bakış açısında adaletsizlik yok mu?

Mesela Ergenekon, Balyoz, OdaTV, KCK gibi davaları sürekli gündemde tutarken Deniz Feneri davasına neden üvey evlat muamelesi yapıyoruz?

İlgilenmemiz için davanın illa da zamanaşımı aşamasına gelmesi mi gerekiyor?

*** *** ***
Abdullah Gül,
“Türkiye’de din partileri yok” demiş. Doğrudur. Din ticareti yapan partiler var.
Fahrettin Fidan

*** *** ***
Solcu!

Eski Ankara Ticaret Odası Başkanı, yeni CHP milletvekili... Türkiye’nin önde gelen kapitalistlerinden Sinan Aygün, geçenlerde solun önde gelen isimlerinden Eşber Yağmurdereli’yle sohbet ediyordu. Bir ara;

- Yahu abi, bu devrimcilik ne zor işmiş, deyince Eşber Yağmurdereli;

- Niye ki, diye sordu. Aygün, hafif bir iç geçirdikten sonra açıkladı.

- Niyesi var mı abi. Ben şunun şurasında topu topu iki - üç aydır devrimciyim, bu kadarcık kısa süre içinde sağcılardan tam iki defa sopa yedim. Biri, İçtüzük görüşülürken Genel Kurul’da, öteki de 4+4+4 görüşülürken Milli Eğitim Komisyonu’nda... Sen kaç yılın devrimcisisin. Şimdiye kadar kim bilir kaç defa dayak yemişsindir?

Yağmurdereli:

- İnsan bir süre sonra saymayı bırakıyor, ben de bırakalı yıllar oldu, dedi...

*** *** ***
Eğitim sisteminde nasıl değişiklik yaparsak yapalım bu memlekette artık hiçbir çocuk gazeteci veya subay olmak istemez...

Türkiye, İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal tablosunda lider ülke olmuş. Hak’ka tapan bir millet için ne acı tablo...
Haldun Ertem

*** *** ***
4 artı 4!

Eğitim 4+4+4 şeklinde ayrılacak...

Bu bölümlerin adları eskiden olduğu gibi ilk, orta, lise olacak...


Ancak geçmişten farklı olarak imam hatip ortaokulu açılabilecek. Peki açılacak yeni imam hatip orta okulları için yeterli bina var mı? Şimdilik yok... Bu durumda ne olacak? İmam hatip okulları ile düz ilkokul ve ortaokullar başı örtülü çocuklarla örtüsüzler aynı binada ders görecek mi? Tasarı bu konuda ne diyor? Tasarıyı görüşen komisyonun üyesi Nur Serter’e bunu sorduk. Dedi ki:

- Bu konular kanunda düzelenmedi. Yetki Milli Eğitim Bakanlığı’na bırakıldı. Bina yetersizliği yüzünden imam hatip ortaokulu ile düz ilkokul pekala aynı binada ders görebilecektir. Bir engel yok...

Melih AŞIK - 16 Mart 2012 - Milliyet

Son Yazılar

Sunny

20°C

Istanbul