gul_gulen_tayyip_amerikan_isbirlikcileri225

Hükümet değişik bir imaj çalışmasına başladı!

Hükümet birkaç gündür ama en belirgin olarak da dün dikkatimi çektiği üzere yoğun  bir imaj düzeltme çalışmasına başladı.


Bu imaj çalışması ilk olarak son bir haftada Hükümet’in, yargı kararları konusunda etkisiz olduğu yönünde verilen mesajlarla kendini gösterdi.

Daha önceleri, “Ergenekon davası, bu işin sonuna kadar gideceğiz, şununla da bununla da hesaplaşacağız” vs. gibi ifadelerin yerini, “Biz de kararları yargıdan öğreniyoruz, yargının tasarrufları karşısında etkisiziz” ifadeleri aldı. (Egemen Bağış ile Sadullah Ergin başta olmak üzere)

Sonra, salı günü grup toplantısı oldu ve Başbakan grupta, “CHP’ye istediği dilden konuşuruz” dedi, ardından da toplantıdan çıkarken, “Madımak davası millet hayırlı olsun.”

Fakat Adalet ve Kalkınma Partisi sonradan kendi arasında bir değerlendirme yapmış olmalı ki…

Dün kameraların karşısına önce Hüseyin Çelik çıktıve şiddet dili kullanmaya meyilli olmadıklarına ve şiddeti tercih edenin CHP olduğuna vurgu yaptı.

Çelik devamla da, Madımak sanıklarının avukatlarının hemen hepsinin bugün Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu olduğu iddialarına yönelik olarak, “Hırsızın avukatı da hırsız değildir.” dedi.

Yani, Madımak sanıkları ile araya mesafe koyma ihtiyacı hissetti.

Çelik’in ardından Bülent Arınç geçti kameraların karşısına.

Ve, “Madımak’da ihmali ve sorumluluğu olan kamu görevlisi varsa onlar yargılanabilir.” dedi.

Oysa geçen hafta böyle bir hava yoktu ve HSYK Başkanı Okur Madımak’ta zaman aşımının zorunlu olduğunu, elden gelen başkaca birşey olmadığını söylemişti.

Bunun dışında, tahliye olan gazetecilerin durumuna sevinç duyulduğu bilhassa da Egemen Bağış tarafından kuvvetli ifadelerle dile getirildi.

“Kitap bombadan daha tehlikeli olabilir.” ifadesinin yerini,  yargının kötü mensuplarının tuttuğu gazetecilerin tahliyesini 4 gözle beklemiş Hükümet görüntüsü aldı.

Yine bir yenilik olarak, Adalet Bakanlığı AİHM kararlarının bundan sonra yeni kurulan bir bakanlık birimi tarafından  Türkçe’ye tercüme edilerek devamlı yayınlanacağını duyurdu.

HAVADA GENEL BİR DEĞİŞİKLİK VAR!


Yeni olan ama sadece Hükümet mensuplarında dikkat çeken bu değişiklik değil.

Başka değişiklikler de göze çarpıyor

Hükümete yakın basında da bir değişiklik var.

Mesela, Hükümet’e yakın basında, “Salıverilsinler” yazıları artmaya başladı.

GERİ ADIMLAR BAŞLADI!

Yine, Hükümet’e yoğun destekleri ile bilinen ve “Ergenekoncu gazeteciler yargılansın” vs. mealinde yazanlar veya hatta isim verenlerde geri adımlar ve günah çıkarmalar başladı.

Bunların içinde kendisini, “Ben başından beri Nedim Şener’e sahip çıktım, tutuklanmadan önce de beni arıyordu zaten” şeklinde suçluluk duygusunu bariz bir biçimde dışarı verenler de var.

SAMANYOLU TV TON DEĞİŞTİRDİ, ETÖ LAFI ORTADAN KALKTI!

Bunun da dışında, mesela,  Samanyolu TV’de  de son zamanlarda bir değişiklik göze çarpıyor.

Bundan belki en fazla birkaç ay öncesine kadar  gün boyu verdiği haberlerde, “ETÖ terör örgütü” ifadesini çok sık kullanan Samanyolu TV son günlerde dilini değiştirdi.

Eskisi kadar yönelmiyor bu konuya  ve bir de, tutuklu gazeteciler konusunda daha dikkatli ifadeleri tercih ediyor.

Ki, genel olarak da tutuklanacak gazeteci listesi yapma olayı durdu gibi.

Star ve Yeni Şafak’da da mesela yine, tutuklu gazetecilerin tahliyeleri ile ilgili olarak kullanılan haber başlıkları çok yumuşaktı ve ya Star ya Yeni Şafak manşet başlığını Hürriyet’ten almıştı. (4 gazetecinin tahliye olduğu gün “375 gün sonra gelen özgürlük” manşeti)

NEDEN?

Bu değişikliklerin sebebi bir birikimin sonucu…

Ve, Hükümet yanlısı basın Hükümet’deki değişimi koklayarak, ona ayak uyduruyor.

Yani, Hükümet’in bu işlerde eski tarzda gitmek istemediğini fark ediyor ve buna uyduruyor yayın politikasını.

Cemaate yakın basın ise, kanımca, kendilerinin bu tutuklama, yargı vs. süreçlerindeki etkisinin görülür olmasını artık istemiyor, bunu riskli görüyor çünkü ilerde faturanın kendilerine  kesilebileceğinden ve ortada  kalacağından çekiniyor.

Peki, Hükümet neden eskisi gibi gitmek istemiyor?

Hükümet, kanımca, hem mevcut yargılama tablosunun Avrupa içindeki risklerini görüyor ama hem de dış politikada kendini eskisi kadar emniyetli hissetmiyor ve dış emniyeti sağlayan faktörlerin törpülenmesinin kendisini ilerde iç planda yalnız bırakabileceğinden çekiniyor.

Örneğin Rusya ABD’yi ve dolayısyla Türkiye’yi Suriye konusunda sıkıştırıyor.

Rusya Suriye’yi çembere aldı ve dış müdahalenin önünü kesti.


İran, yine, Türkiye’yi füze kalkanı ekseninde sıkıştırıyor.


Bu sıkışıklık ise, Hükümet’in Ortadoğu’da kendisini önemli kılacak manevralar yapmasını engelliyor ve…

Dolayısıyla da ABD için cazibesini azaltıyor.

Bu durum ise, Hükümet’i  ilerdeki muhtemel iç hesaplaşmalarda yalnız kalma konusunda endişelendiriyor.


Ve, hesaplaşmaların girdabına girmekte, eskisinden farklı olarak, çok daha  dikkatli olmaya çalışıyor.

Safile USUL - 15 Mart 2012 - Gazeteport

Son Yazılar

Sunny

20°C

Istanbul