oyle_her_onune_gelen_tesev_kurucusu_olamaz225

Baykal’ın Önemli Saptamaları!

Yenilmekten korkarak kazanılmış bir zafer görülmemiştir.

Yenilmekten korkanlar, yenilir.

Ülkenin geleceği söz konusuysa, hiçbir şeyden korkulmaz.

CHP yönetiminin millet, halk ve Atatürk Devrimi mevzilerinin hepsini terkettiği ve hatta karşı cepheye geçtiği koşullarda, CHP içinde ilk kez program düzleminde kapsamlı bir itiraz yükselmektedir.

Ve Türkiye’nin önündeki tehlike, CHP içindeki çözümleri bekleyemeyecek kadar yakıcı gözüküyor.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’si Türkiye’yi kurtaramayacaktır ama Türkiye cephesi, CHP’yi de kurtarabilir.

Deniz Baykal’ın CNN-Türk’te Hande Fırat ve Ahmet Hakan’ın sorularına verdiği cevapları, Aydınlık’tan ve Fikret Bila’nın Milliyet’teki köşesinden okudum (11 Mart 2012). Her iki haberde de, televizyon programının günü verilmemiş. Aydınlık, “bir televizyon”a gönderme yapıyor. Oysa “Bir Televizyon” adında bir televizyon bilinmiyor.

Baykal, CHP’deki tüzük ve usul çekişmelerinin ötesine geçerek, yaşadığımız süreçle ilgili önemli saptamalarda bulunuyor. 7 maddede kendi ifadeleriyle özetliyoruz:

1. Uluslaşma süreci!
Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetle önemli başarılar kazanan uluslaşma sürecimiz henüz tamamlanmadı. Bugün bu süreci etnik ve mezhepsel ayrışmalarda tıkama çabası ciddi bir tehlikedir. Bunu ilericilik ve özgürlük adına teşvik eden iç ve dış etkenler var.

2. Laikliğin güncel önemi!
CHP’ye “laiklik üzerinde durmayın, öne çıkarmayın” telkinleri yapılıyor. Bu, CHP’yi başka bir yere çekmek için gösterilen bir gayrettir.

3. Kürt sorununda dikkat!
Kürt sorununa ilişkin önerilerin çoğu gerçekleşti. Soruna etnik açıdan değil, bireysel hak ve özgürlükler açısından yaklaşılmalıdır. Türkiye’nin ulusal birliğini ve devletin üniter yapısını bozacak süreçlere karşı dikkatli olunmalıdır.

4. Dersim’den husumet çıkarmak!
Dersim konusunda tarihimizden husumet çıkarma çabası var.

5. Oslo suçu!
Başbakan temsilcisinin Oslo’da PKK ile masaya oturması suçtur. Başbakan suç oluşturan görev vererek suç işlemiştir.

6. Türkiye’nin Arap sokaklarındaki itibarı!
Arap sokaklarında Türkiye’nin itibarının yükselmesinin nedeni, Tayyip Erdoğan değil, 1 Mart 2003 Tezkeresinin ortak akılla reddidir.

7. Suriye’ye müdahale girişimlerine direnme!
Hiçbir sorun Suriye kadar enternasyonal değildir. Suriye parçalanırsa, Irak’taki tablo ortaya çıkarsa, bunun uluslaşma süreci açısından Türkiye’ye yönelik yansımaları çok kaygı verici olur. Biz bölgenin jandarması değiliz. Suriye’deki iç savaşa müdahale anlamına gelecek cephane, asker göndererek müdahale çabaları olamaz. Birileri kışkırtıyor. İşte buna direnmek lazım.

*** *** ***
Kapsamlı ve tutarlı duruş!

Deniz Baykal, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmesinden bu yana ilk kez kapsamlı bir duruş ve eylem çizgisi açıklamıştır. 7 maddede yaptığımız özet, aslında bugün Türkiye’nin bütün milli, halkçı ve devrimci güçlerinin ortak konumunu yansıtmaktadır.

CHP yönetiminin millet, halk ve Atatürk Devrimi mevzilerinin hepsini terkettiği ve hatta karşı cepheye geçtiği koşullarda, CHP içinde ilk kez program düzleminde kapsamlı bir itiraz yükselmektedir.

*** *** ***
Türkiye’nin karar yıllarında sorumlu ve kararlı olmak!

Baykal’a yapılan tertibin hedefi Türkiye idi; Şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Baykal, bunu kuşkusuz o günden görmüştür. Tertibe, Türkiye için cepheden göğüs germeli ve savaşmalıydı.

O zaman bu düşüncelerle ve 50 yıllık bir arkadaşı olarak dayanışma kararlılığımızı bildirmiştim. Baykal tertibe ve tertipçilere meydan okumalıydı.

Ne yazık ki, partilerin kasetlerle tertip merkezlerinden yönetilmesi sisteminin kurulmasına karşı kendisinden bekleneni yapmadı. Arkasından MHP kasetleri geldi.

Bütün bunlar arkada kaldı. Önümüze bakınca, Deniz Baykal Türkiye’nin geleceğinin belirlenmesinde sorumlulukları olan önemli bir siyaset adamı ve birikimli bir aydındır.

Şu birkaç yıl, Türkiye için karar yıllarıdır. Deniz Baykal’dan böyle kritik bir dönemde, CHP’li bir muhalif olarak değil, ülke boyutlarında, milletin bütünüyle birleşen ölçülerde kararlı bir mücadele yürütmesi beklenir.

Tehlikede olan, CHP’den önce Türkiye’dir.

Ve Türkiye’nin önündeki tehlike, CHP içindeki çözümleri bekleyemeyecek kadar yakıcı gözüküyor.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’si Türkiye’yi kurtaramayacaktır ama Türkiye cephesi, CHP’yi de kurtarabilir.

Türkiye’ye CHP içinden değil, CHP’ye Türkiye’den bakmanın zamanıdır.

Yenilmekten korkarak kazanılmış bir zafer görülmemiştir.

Yenilmekten korkanlar, yenilir.

Ülkenin geleceği söz konusuysa, hiçbir şeyden korkulmaz.

Doğu PERİNÇEK - 14 Mart 2012 - Silivri

Son Yazılar

Partly cloudy

19°C

Istanbul