soroscu_kilicdaroglu225

Tekmeli Demokrasi!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Talim Terbiye Dairesine, eğitimcilere, öğretmenlere, velilere danışılmadan 5 milletvekilinin imzasıyla TBMM’ye sevk edilen eğitim yasa teklifi komisyondan sille tokat geçirildi.

Salonu dolduran AKP milletvekilleri salonu işgal edip muhalefeti içeri sokmayarak 20 maddeyi 30 dakikada geçirdiler. CHP’li Muharrem İnce’nin deyimiyle “Parlamenter demokrasi fiilen sona erdi…”

CHP lideri Kılıçdaroğlu Başbakan’a birkaç gün önce el uzatmıştı:

“Eğitim anayasadan da önemli ve önde giden konudur. 4+4+4’ü geri çek. Gel oturalım masaya, uzlaşalım. Birlikte yeni bir yasa yapalım.”

Başbakan’dan cevap geldi:

“CHP Genel Başkanı ile ne zaman hangi konuda uzlaştık ki, bu konuda uzlaşalım!”

Kılıçdaroğlu’nun uzlaşma manevrası önceki akşam tekmeli tokatlı saldırıyla son buldu.

Manzarayı gören ve bir parça aklı olan herkes şunu düşünüyor:

“Böyle bir partiyle aynı masaya oturup sivil ve özgürlükçü anayasa yapılır mı?”


Biz bunu düşüneduralım Kemal Kılıçdaroğlu acele açıklama yaptı:

- “Komisyonda Anayasa görüşmelerine devam edeceğiz…”

Nedir her türlü aşağılanmayı göze alarak bu birlikte anayasa yapma hevesi?

İnsan ister istemez şunu düşünüyor:

- Acaba Kemal Bey’i AKP’nin yapacağı anayasaya destek olma konusunda zorlayan bir üst irade mi var?


Yapılacak Anayasa’nın AKP’nin istediği maddelerden oluşacağı çok açık anlaşıldı…

Aksi takdirde tekme, tokat, dayak var…

Bunu bile bile bir partiyle anayasa görüşmesine oturulur mu?

CHP’yi anayasa konusunda teslim olmaya hangi irade zorluyor?

*** *** ***
* Kılıçdaroğlu dert yanmış: “Erdoğan’da
uzlaşma kültürü yok.”
Başbakan’a hem “postmodern diktatör” deyip
hem de uzlaşma kültürü beklemek… Ne iş?

F. Fidan
*** *** ***

Soru: 4+4+4 sistemi AKP icraatlarının
hangi kategorisine girer?
Yanıt: “Çılgın proje” kategorisine…
Haldun Ertem

*** *** ***
Kenya asıllı Türk atlet Tanui Dünya Atletizm
Şampiyonası’nda gümüş madalya aldı.
Artık Konyalılara “Türkiyeli”, Kenyalılara
“Türk” diyoruz…
Gülhan Elmas

*** *** ***
Tahliye sevinci!

Nedim Şener,Ahmet Şık, Coşkun Musluk ve Sait Çakır’ın dün akşamki tahliyeleri büyük sürpriz oldu, gazetecilik camiasında sevinç yarattı…
Tabii hemen akıllara şu soru geldi:

- Arkadaşlarımıza kaybolan 367 günlerini, çektikleri eziyeti, ailelerin üzüntüsünü, uğradıkları maddi manevi zararı kim ödeyecek? İnsanların hayatlarını çalmak bu kadar mı kolay bu ülkede?

Tahliye haberini alınca umarız bunlar sadece Avrupa’nın gazını almaya yönelik değildir. Umarız adaletin ucu görünmüştür… Diyecektik ki, bundan sonraki ilk duruşmanın 3 ay sonraya atıldığını öğrendik… Unutmayalım hala 100’ün üzerinde gazeteci tutukludur… Gazeteciliğin vicdanındaki acılar sürmektedir…

Balyoz havada…

Balyoz davası en heyecanlı noktaya gelmişti. Kanıtların sahteliği üzerindeki iddia ve şikâyetler incelenecekti. Belgelerin içinde tarihleriyle uyuşmayan, çok sonraki dönemlere ait bilgiler vardı. Birçok subay, belgeleri hazırladıkları iddia edilen tarihlerde yurtdışında ya da bilgisayara erişimleri olmayan yerlerdeydi. Balyoz belgelerini içeren CD’lerin üzerindeki el yazılarının makine ile kopya edilmiş olduğuna dair (biri Amerikalı bir uzman tarafından hazırlanmış) iki tane rapor vardı.

Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri detaylı bilirkişi raporları hazırlamış, Baransu’nun bavulundan, Gölcük’ten ve Eskişehir’den çıkan darbe belgelerinin sahte ve manipülatif olduğunu uzun uzun anlatmıştı. Üstelik, bu belgeler imzasız, herkesin hazırlayabileceği cinsten dijital belgelerdi.

Sanıklar ve avukatları bu sahtelik kanıtlarını sundukça, mahkeme başkanı delillerin değerlendirilmesinin tüm savunmalar alındıktan sonra yapılacağını söylemişti. Savunmalar alındı. Kanıtların incelenmesine geçilmesi beklenirken mahkeme heyeti aniden savcının mütalaasını istemez mi? Anlaşıldı ki kanıtların değerlendirilmesi aşamasına geçilmeyecek.

İddianamede darbe girişimini Aytaç Yalman’ın engellediği yazılmıştı. Kimi yayınlarda ise Hilmi Özkök’ün önceden haber alıp, darbeye engel olduğu yazılmıştı. Davanın kilidini bu iki ismin tanıklığı çözecekti. Anlaşıldı ki bu iki kişinin tanıklığına da başvurulmayacak.

Bu koşullarda mahkemeden nasıl olup da sağlıklı bir karar çıkacak? Herkes onu merak ediyor. Gözler 26 Mart’taki celsede…

Kürecik oyunları!

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, basına pek yansımayan bir sahteciliği anlatıyor:

“Malatya – Kürecik’teki Amerikan Radar Üssü’ne kamuoyunu aldatmak amacıyla NATO bayrağı çekilmişti. Geçtiğimiz cumartesi günü 10 milletvekilimizle bu üssün önünde eylem yaptığımızda NATO bayrağının gönderden indirildiğini, yerine Türk bayrağının çekildiğini gördük. Göndere Türk bayrağını çekmişlerdi ama içerideki askerlerin bir teki bile Türk değil, tümü Amerikan askeriydi.”

Melih AŞIK - 13 Mart 2012 - Milliyet

Son Yazılar

Partly cloudy

19°C

Istanbul