efendiler_hangi_ilerleme_dis_guclerin_nasihatlariyla_olur225

Erdoğan’ın “Sıfır Sorun” Politikası, Özal’ın “ Sıfır Opsiyon” Politikasıdır!

BOP Eşbaşkanı R.T. Erdoğan ve Eşbakanı A. Davutoğlu: AKP’nin iktidarında yürüttükleri dış politikaları, ABD’den bağımsız olarak aldıkları kararlarla uyguladıkları imajını veriyor ve iktidarlarını güçlü, etkin, vizyon sahibi olarak pazarlıyorlar.


Bu bağlamda “Sıfır Sorun” politikalarını da bölge lideri bir ülkenin barışçı politikaları olarak açıklıyorlardı. Bu doğrultuda Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan’a verilen tavizler, barış inşa ediliyor havası içinde Türk halkına yutturuluyordu. Fakat uyguladıkları politikalar Türkiye’yi Suriye, Irak, İran ve Rusya ile savaşın eşiğine taşımış, Afganistan ve Libya’da yaşanan savaşlarda savaşan taraf yapmış, Mısır için Arap liginde rakip konumuna düşürmüştür. Komşularla sıfır sorun politikası söylemlerinin sadece gerçeğin göz ardı edilmesinde işe yaradığını söyleyebiliriz.

Bir tespit yaparak “Sıfır Sorun“ politikasının Türkiye’nin bölge ülkelerindeki itibarını arttırması bir yana, başkalarının taşeronluğuna soyunmuş, iki yüzlü, duruşuna güvenilmez bir ülke imajı ile tanınmasına yol açmıştır.

Eşbaşkan ve Eşbakan’ın yürüttükleri politikalar bizlere hiç yabancı değil; ABD, 12 Eylül 1980’de iktidarı ele geçiren Amerikancı Kenan Evren darbesiyle önce Türkiye ekonomisinin başına, ardından Başbakanlığa, sonrasında Cumhurbaşkanlığına taşıdığı Turgut Özal’a da benzer bir stratejiyi aynen uygulatmıştı.

Özal döneminin “Sıfır Opsiyon” olarak adlandırılan politikası yirmi yıl sonra yeni bir versiyon olarak revize edilmiş ve “ Sıfır Sorun” adı altında AKP iktidarı tarafından uygulanmıştır. Bu bağlamda Eşbaşkan ve Eşbakan, Turgut Özal’ın yeni versiyonu oluyor. Zaten söylemlerde ve seçim afişlerinde bu çok açık bir şekilde vurgulanıyor.

“ Sıfır Opsiyon” Nedir?

Özal’a çok yakın olarak çalışmış bir Türk diplomat “Sıfır Sorun” mantığını özetle şöyle açıklamıştır.[1]

“Özal, işbaşına geldiği günden itibaren Türkiye-ABD ilişkilerine yeni bir boyut kazandırmak gerektiğini çevresine tekrarlar. ‘Türkiye-ABD ilişkileri altın dönemini yaşıyor’ denilen 1980-83 arasının aslında sadece askeri ilişkiler üzerine oturması nedeniyle Türk – Amerikan ilişkilerinde büyük bir zafiyet yarattığını söyleyen Özal, bu yüzden de 1980-83 altın bir dönem olmadığını düşünmüştür. Özal’ın tespiti, geçtiğimiz dönemde Türkiye–ABD ilişkilerinin askeri dosyalarla kısıtlı kalması üzerine Amerika’nın askeri önceliklerinde değişiklik meydana gelince, ikili ilişkilerde bir boşluk doğmasına neden oldu. Bu boşluk gerçekte sağlıksız bir ilişkinin göstergesiydi. Bu güne kadar ilişkiler sağlıksız olduğu için de söyleyebileceğimiz en ileri laf “üsleri kapatırım, duvarı aşarım “ gibi yaptırım gücü tartışılan laflardı. Oysa Türkiye, Amerika ile müttefik olmasa da mevcut dış politikasından farklı politikalar uygulayamaz. Amerikalılar bunu bilir ama bilmemeyi tercih eder.”

Özal, bunun çaresinin de karşılıklı ekonomik bağımlılığın artması olduğunu düşünür. Bu aslında ABD’nin istediği bir şeydir ama Özal’ın kendi oluşturduğu ve “Sıfır Opsiyon” politikası olarak adlandırdığı şeklinde Türk halkına sunulur.

Aynı kaynaktan özetlemeye devam edersek Özal’ın bu politikayı uygulayarak ne büyük başarılara imza attığının da farkına varırız.

“Ayrıca o dönem ilişkilerimizin olağanüstü kanallardan yürütülmesi, Türk kamuoyunda Türkiye’nin dış politikasının çerçevesini Washington’un çizdiği izlenimini uyandırmıştı. Onun için Türk-Amerikan ilişkileri geniş bir yelpazeye oturursa Türkiye’nin stratejik açıdan değeri azalsa bile müttefik olarak değeri azalmaz, ekonomik ilişkiler artınca Türkiye’nin elindeki pazarlık gücü de artar diye düşünüldü. Bir taraftan “Türk-Amerikan İş Adamları Konseyi”nin kurulması, diğer yandan karma ekonomik toplantılar, Amerikan bankalarının Türkiye’ye gelmesi, Türkiye’nin sadece askeri menfaatler açısından değil ekonomik menfaatler açısından da vazgeçilmezliğini tescil etmeye başlar. Özal’ın kafasındaki Türk-Amerikan ilişkileri budur.”

İlişkileri sağlam bir zemine oturtmak için ABD’nin Türkiye’ye biçtiği elbise “Sıfır Opsiyon” politikası ile Türk halkına giydirildi ve bu Özal’ın stratejik düşüncesinin derinliği ve stratejik derinliğin parlak zaferi olarak tarihe altın harflerle yazıldı. Özal da cumhurbaşkanlığına çıktı.

Şimdi sorun “Sıfır Sorun” politikasının Türk halkına hangi zaferleri getireceği ve uygulayıcılarını nerelere taşıyacağıdır. Gerçeği görenler için “Sıfır Opsiyon” ve “Sıfır Sorun” söylemlerinin, kimin adına söylendiği nasıl aşikarsa, Türk halkının bu ateş çemberinden çıkması da o kadar zorunludur.

Erol BİLBİLİK - 12 Mart 2012 - İlk Kurşun

[1] Ufuk Güldemir, Texas Malatya, Tekin Yayınları, İstanbul,1992, s. 97-98.

Son Yazılar

Mostly sunny

25°C

Istanbul