dort_dort_dort_imam_nesli225

Pardon Da, Din Mi Elden Gidiyor?

Ülkemizin geçirmekte olduğu süreç yeni bir başlangıcın kapısını aralamaktadır.

Bu başlangıç ülke içerisindeki kamplaşmaların radikal bir çizgiye doğru ilerlemesi şeklinde yorumlanabilir. Ülke içerisindeki kamplaşmaların radikal çizgeye ilerlemesi demek, o ülke içerisinde oligarşi yönetiminin varlığıyla ilişkilendirilebilir.

Oligarşi yönetim biçimlerinde çoğunlukla iktidar başında bir karizmatik otoriteye ihtiyaç vardır. Weber’in de bahsettiği gibi, karizmatik otorite, insanları etkileme gücüne ve toplumun insanüstü olarak gördüğü bireylerde görülmektedir. Karizmatik otoritenin varlığı toplum içerisinde olumlu etkiler yaratabileceği gibi olumsuz sonuçlar da doğurabilmektedir.

Mevcut iktidarın iyiden iyiye Genç Cumhuriyet dönemini, Atatürk’ü ve devrimlerini eleştirme tutumu ülkemizdeki tiranlığın geldiği son boyuttur. Yakın zaman içerisinde Recep Tayyip Erdoğan tarafından ifade edilen, “Dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz. Ne yani, dindar olmasın da tinerci mi olsun?” sözleri, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet anlayışının aldığı son haldir.

Ve bu vahim bir tablodur. Cumhuriyet rejimi içerisinde büyümüş bir bireyin hayatını ikame ettirirken kullanması gereken biricik yol rasyonel düşünce anlayışı olmalıdır. Peki, Erdoğan tarafından ifade edilen cümle içerisinde rasyonel ve gerçekçi bir pay bulmak mümkün müdür?

Dindar olmayan bir kişinin tinerci olabilmesi üzerine bir düşünce anlayışını inşa etmek başlı başına koca bir yanlıştır. Çünkü bir bireyin tinerci olmaya sürükleyen yol o kişinin ahlak anlayışında değil, sosyo-ekonomik anlamda çektiği sıkıntılarda aranmalıdır.

Erdoğan bu tutumuyla göstermektedirki, “Biz bu ülke için gereken her şeyi yapıyoruz. Siz yine de sefalet içerisindeyseniz bunun suçlusu bizler değil, sizsinizdir!” düşüncesine sahiptir. Bu şekilde iktidar sahibi olarak üzerine düşen payı bireylere devrederek onları dinsizlikle suçlamaktadır.

Bu tamamiyle akıl almaz ve akıl dışı bir durumdur. Ve bu tutum ülke içerisindeki farklılıkları birbirine uzaklaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

İşin bir başka boyutuna bakacak olursak; dindar bir nesil yetiştirme propagandasının iç yüzü nedir? Var olan toplum yeterince dindar bir nesil değil midir? Var olan gündemi neden dindarlık meselesi meşgul etmektedir? Pardon da din mi elden gidiyor?

Bir ülkeyi din üzerinden formüle etmeye çalışmak modern ve çağdaş olmayan bir yaklaşımdır. Modern bir bireyin kimliğini belirleyen ana unsur hiçbir zaman din olamaz. Dinin yaşam haritamızdaki yeri bir araç niteliğinde olmalıdır, hiçbir zaman amaç olamaz.

Dünya üzerindeki gelişmiş toplumlara baktığımız vakit dinin araçsal bir nitelikten daha öte bir amaç teşkil etmediği rahatlıkla gözlemlenebilir. Peki, mevcut iktidar tarafından iddia edilmekte olan muasır medeniyetlere ulaşırken sosyal hayatımızın içine nüfuz etmiş olan dini bir kenara koymadan mı ulaşacağız? Ya da gerçekteki amaç bunlardan farklı mıdır?

Erdoğan tutunduğu tavır ile ülkenin yeni Atatürk’ü konumuna gelmek istediği apaçıktır. Bunu yaparken de Atatürk düşüncelerinin karşıt yaklaşımlarını radikal bir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Dindar bir nesil yetiştirme projesi toplumu yeniden formüle etmenin yeni bir biçimidir.

Bu sayede Atatürk tarafından oluşturulmaya çalışılan millet kavramının yerini ümmet fikri devralacaktır. Bunun toplumsal yaşamdaki yansıması da rasyonel ve özerk bireyliğin ortadan kalkması şeklinde gözükecektir. Bu durumun bir sonucu olarak da kulluk bilinciyle hareket eden, düşünmeyen ve sorgulamayan bir toplum inşası başlayacaktır.

Toplum içerisine yerleştirilmek istenilen ümmet fikri son derece faşizan ve gerici bir zihniyet anlayışıdır.

Ümmetçi fikir toplum içindeki benzerliklerden hareket ederek, farklılıkların önünü kapatacaktır. Farklılıkların ortadan kaldırılması, aynı zamanda demokrasi ve laiklik anlayışının da ortadan kalkmasıyla yakından ilintilidir.

Erdoğan tarafından sürekli telaffuz edilmekte olan bu terimlerin kendisi için de nasıl kilit bir rol oynadığı ortadadır.

Çünkü bu anlayışlar gerçek anlamını yitirdiği vakit ortada bir Cumhuriyet anlayışı da kalmayacaktır.

Celal Can TOPRAK - 10 Mart 2012 - HabersoL

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul