oyle_her_onune_gelen_tesev_kurucusu_olamaz225

Baykal da Geldi!

Şu anda cenene’de Baykal’ı izliyorum.


‘Kırkbir kere maşallah’, tam kırkbir yıldır izlerim kendilerini.

En çok da kızarak izlemişimdir.

Yanlış anımsamıyorsam doçentlik tezi idi; ‘Demokratik katılım’ kitabını da incelemiştim zamanında..

Ancak en çok, CHP’nin başından ‘katakulli’ ile uzaklaştırıldığından sonra, izlemeye başladım.

Ve bu akşam, ‘Ulusal Kanal’da Tansel Çölaşan’ın programı arasında kanallar arasında gezerken cenene’de buldum Baykal’ı.

Ele aldığı konular arasında beni en çok ilgilendiren, ve Baykal’ı Baykal yapan şu tümcesini önemsedim.

Ve sonunda ‘Baykal da geldi’ dedirtecek tümce; Türkiye’de ‘uluslaşma süreci’nin kesintiye uğratılmakta olduğu saptamasıdır.

‘Uluslaşma süreci’..

Her önüne gelenin, gelişigüzel kullanabileceği bir tamlama değildir bu.

Bir bilimsel kuramdır.

Bendeniz ‘Devlet-Ulus’un sonu’ diye yazarken, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ‘İkinci kuşak uluslaşma süreci’ olarak tanımlamıştım.

Birinci ‘kuşak’ Büyük Fransız Devrimi ile başlayan süreçti.

Bu ‘süreç’, öyle çıraklık, kalfalık ve ustalık süreçleri gibi ‘zıldırzop süreçler’le karıştırılamaz.

‘Zıldırzop süreçler’, İmam Hatip Lisesi’ndeki eğitim ve öğretimin üzerine Kasımpaşa Spor’da kale arkasından ‘top toplamak’la başlayıp, Oslo’ya ‘özel temsilci’ göndererek ‘Milli bilik ve kardeşlik açılımları’ ile süregidebilir.

‘Fedai’lik ‘pavyon fedailiği’ne özentiye indirgenmiştir.

‘Masayı yumruklamak’ ‘one minut’ soytarılığından öte gitmez.

Beyinler ‘NATO kafa’da mermerleşmiştir.

Bu kafalar ‘Uluslaşma süreci’ni kavramaktan uzaktırlar.

Kırk yıllık politikacı, bilimadamı Baykal bile, CHP’nin başından alçakca uzaklaştırıldıktan sonra, güncel politik çekişmelerden uzak iki yıla yakın ‘serin kafa’ ile düşünerek ‘uluslaşma süreci’ni kavramış görünmektedir.

Demek ki neymiş?

Kapalıçarşı esnafı gibi avaz avaz bağırarak ‘politika yaptığını’ sanan, zembereği ‘ecnebi’lerce kurulu politikacılar bir yana, Baykal ancak bugün ‘ulusal’ bir politikacı olabilmiştir.

Eksiği ve gediğini ‘ulusalcılar’ bulup eleştirebilirler.

Hem hakları ve hem de ödevlerindendir.

Bana göre Baykal, bu geceki ‘içten’ konuşması ile ‘uluslaşma süreci’ni kavramış olduğunu göstermiştir.

Kendilerini kutlarım.

Darısı YeCeHePe’nin başına diyelim.

SSK Kemal bey’de o ‘yetenek’ var mı bilemem.

YeCeHePe’nin başından uzaklaşıp, Dr Recep’e ‘laf yetiştirmek’ yerine biraz ‘ülke sorunları’ üzerine düşünme olanağı bulduğunda belki o da ‘uluslaşma süreci’ni kavrayabilir.

‘Dersim Sorunu’ mu dersiniz, ‘tarihimizle hesaplaşmak’ mı ne, ancak o zaman sağlıklı değerlendirmeler yapabilir.

Yinelenecek olursa Sayın Sevgili Kemal (SSK) Kılıçdaroğlu’nun ‘uluslaşma süreci’ni kavrayabilmesi için daha çok uzun bir yol katetmesi gerekmektedir.

Ya da sıkıştıkça Deniz Baykal’a  danışmalıdır.

Çünkü Baykal, nice zamandan sonra geleceği yere gelmiş görünmektedir.

Bundan böyle Baykallık yapmayacağını umalım.

Habip Hamza ERDEM - 09 Mart 2012

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Showers

15°C

Istanbul