biz_cumhuriyeti_boyle_kurduk2_225

Anadolu Kadını...

Pek çok olayın yaşandığı bir tarihi dönem; 13 asır...

Türk-İslam kültürünün dorukta yaşandığı dönemdir; Avrupa karanlıklar içinde debelenirken...

Anadolu’da Türk erenleri ışık saçmaktalar...

Bu ışık birilerini rahatsız eder; tıpkı yarasalar gibi...

İşte bu dönemde Anadolu müthiş bir saldırı altındadır; yakılıp yıkıldığı, insanlık adına her şeyin yok edildiği bir dönemdir bu yüzyıl...

Moğol saldırısı her tarafı kasıp kavurmakta; adeta tarlalara saldıran Afrika çekirge sürüleri gibi talan edilmiş baştanbaşa Anadolu...

Mevlana devri olarak bilinen bu 13.yy çok hareketli ve farklı olayları yaşıyordu; hem maddi hem de manevi anlamda...
Bu dönemde “Manevi Aşk” doruk noktada yaşanmakta…

Mevlana ve Şems ile birlikte “Manevi Aşk” kurumsallaşır; toplumda adeta cazibe merkezi olur ve herkes “Mevlana aşkına” ulaşmak için yol arar duruma gelir...

*** *** ***

Manevi aşkın yanında maddi aşkı yaşayanlar da vardı, Mevlana’nın hareminde...

Germiyan Beyi’nin kızı Kerre Hatun eş olmuş Mevlana’ya ve fakat öteye göç etmişti zamansız...

Üzmüştü Mevlana’yı pek çok; her ne kadar manevi aşkın temsilcisi gibi görünse de...

Büyük aşkın ürünü Kimya Hatun da yaşıyordu Mevlana’nın hareminde; eşi Kerre Hatundan olma Kimya Hatun...

Mevlana manevi aşkın peşinde yanarken “kor” gibi, maddi aşkların dorukta yaşandığı başka rol modeller de vardı...

Kiminle mi?

Şems’le Kimya Hatun...

Tarih 1247 yılı, yer Konya...

*** *** ***

Anadolu bir yandan maddi yıkıma uğrarken saldırgan çekirge sürüleri aracılığıyla, diğer yandan da manevi aşkın önderleri tarafından yaşanan sıra dışı maddi aşkın yarattığı manevi yıkım sürüyordu...

Toplumsal değerlerin tefessüh ettiği düşünülen bir ortamda, Türkmen Beyleri bir çıkış, bir çare aradılar; yer Kırşehir...

Yiğitlerin “başak” olduğu Anadolu’nun “göbek kordonu” Kırşehir...

Bunu duyan işgalci Moğollar ve onların iş birlikçisi “hainler” birleşerek yakıp yıktılar Kırşehir’i...

Ne Ah-i Evren ne Taptuk Emre kaldı; kestiler hepsinin başını pek çok erenle birlikte... Düştü toprağa bedenleri, emildi kanları kana susuz kalmış çorak vatan toprağı...

*** *** ***

Yiğidi yoksa Anadolu kadınının, kendisi vardı; o doğurmuştu yiğitleri, erenleri, serdengeçtileri, başbuğları...

İş başa düşmüştü Anadolu kadınına...

Yüzyıllar sürecek olan “Anadolu Kadını” sıfatının isim anası, Edep Ali’nin örgütçü kızı “Bacıyan-ı Rum” adıyla anılacak olan kadınlar örgütünün lideri Fatma Bacı çıktı meydana; ses verdi etrafa; dağa taşa, ovaya, yaylaya; topladı anaları, bacıları, gelinleri, fidanlık kızları...

Anlattı onlara vatanın savunmasını, düşmanla neden mücadele edilmesi gerektiğini...

Çarpıştı yalın kılınç onurlu Türk kadının önünde...

Savaştı son nefesine, gücünün yittiği yere kadar...

Sonunda esir düştü Moğollara, yıl 1261, yer Kırşehir...

*** *** ***

Anadolu toprağının mayasını çalan işte bu Hatunlar, Fatmalar, Ayşeler, Irazalar, Döndüler, Yağmurlar, Yapraklar, Pınarlar...

Tüm analar, bacılar, nineler ve sizlerin doğurduğu yiğitler savundu vatanı, gerektiğinde sizler de savundunuz, şehit oldunuz gerekirse yine savunacaksınız bu vatan toprağını...

Savunacaksınız; namus için, hürriyet için, bayrak için, iffet için...


*** *** ***

Vatanı parçalayıp-paylaşmak isteyen yerli ve yabancı düşmanlara Mevlüt Ağa’nın dediği gibi “Eşekler Başının Çaresine Baksın Biz Develeri Oynatırız”(*) diyeceklerinden hiç ama hiç şüphem yoktur sevgili dostlar...

Selam olsun “Anadolu Kadını” sıfatlı kutsal varlıklara...


Ramazan DEMİR - 08 Mart 2012


Not: 8.Mart “Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla bu şiirimsi kadın destanı Türk Kadınına armağanımdır. Sevgiyle, muhabbetle… (RD)

(*) Özgün bir hikaye...

Son Yazılar

Mostly cloudy

19°C

Istanbul