gul_gulen_tayyip_amerikan_isbirlikcileri225

Kozmik Koridorda Bağırsak Temizliği!

Sosyalist İslamcı çizgideki Ali Şeriati, “Ne Yapmalı” eserinde:


“Her zaman ve durumda bu 'din kisveli' oyuncuların işi; halkları ruhi bir manyetizmle gözleri açık olarak uyutmak...!

Gerçek olması gereken, hayat, hareket, sorumluluk, cihad ve insan yaşamına dünyada yön veren İslam'dan onları uzaklaştırarak, küskün, hareketsiz ve donuk bir İslam'a bağlamak... Öyle bir İslam'a ulaştırır ki; insanların ruhunu geçmişe bağlar ve o geçmişin havası içinde, tek başına, direkt olarak ölüm sonrasına fırlatır!”

Ahiret yaşamı için var olmak, inancı ve yaşam biçimi konusunda yoğunlaştırılan gerici düşünüşe iyi bir tokattır, bu sözler!

Aynı zamanda din kisvesiyle halkı uyutmaya devam edenlerin etkisindeki yurttaşlar ya da cemaatlerin, cemaatlerden camialara dönüştürülmek istenen ılımlı islamcı hareketlerin kuşattığı toplum katmanlarının inandırıldığı kör inanç için sağlam bir yumruktur!

İçinde sosyal, imece, sorumluluk olursa; ılımlı islam hareketine uygun da düşmez bu sözler!

Onlar ancak Türk Ulusu'nun kozmik odalarında dolanırlar, batının çıkarları doğrultusunda belgeler üretip, ülkesinin bağımsızlığını tartıştırmayan aydınlarını zindana koymak için çaba gösterirler. Bu çabalarında, toplumsal bellekteki İslam inancı işe yaramayacaktır.

Çünkü o, merhamettir, insandan yana olmaktır, vatanından yana söz söyletmemek, eylem yaptırmamaktır. Çünkü, Anadolu'da var olan gerçektir, ülkesine sahip çıkmak!

Onun içindir ki ılımlılaştırılacak, batı yanlısı politikaların kültürel, dinsel ayağına yerleştirilecek, özünü başkalaştırıp kimliksizleştirecektir. Yoksa Anadolu, Irak'taki Amerikan katliamlarına sessiz mi kalırdı?

Ama camia sıfatı kazandırılan ılımlı islamcılar, toplumsal muhalefetin önüne geçmeyi başardırlar.

Şimdi de, Suriye, İran meselesi var. Ona da kolayca monte edilebilir bir kıvamda olmadıklarını düşündükleri için midir ki bir takım eylem ve söylemler gündeme gelmiştir?

“Hepiniz Ermenisiniz, Hepiniz Piçsiniz!” pankartını açanlar ve AKP'nin İçişleri Bakanı olacak kişinin de destek verdiği mitingin hedefine Suriye'yi neden yerleştirdiler?

Bu Türk Solu, Ulusal Parti denen ırkçılar, Cumhuriyet mitinglerini provoke edip, “Ordu Göreve!”pankartını da asmamışlar mıydı?

Rektörler ve mitinglere katılan kuruluşlar sırf bu yüzden hedefe konmamış mıydı? Ne oluyor?

Birileri yine düğmeye bastı. Olmaz olasıca o düğmenin sahipleri, kozmik odaların koridorlarından, Adıyaman'a uzandılar, Taksim'de Suriye'nin katliam yaptığını ilân ettiler!

Ilımlılaştırılmış halk, Humus'ta Suriye'nin katliamına inandırılabildi mi?

Provoke edilebildi mi?

Olmadı ki, Adıyaman'da bir takım işaretler Alevi yurttaşların kapılarına çiziktirildi. AKP cenahı ve F tipi Emniyet cenahı, 'benim valim' cenahı olayı “çoluk çocuk”işi diye kapatmaya çalıştırlarsa da, provakasyon halkasına alınan halkı tedirgin etti.

Ama AKP'li Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın işin 'önemini' kavramış olacak ki şöyle açıklama yaptı:

“Huzur ve barışın kenti, yaşadığı kardeşlik ve birlik ortamıyla ülkemize timsal olmuş Adıyamanımız ne yazık ki hiç olmadık ve akla hayale sığmaz bir çirkinliğin içine çekilmek istenmektedir.

Türk’ü, Kürt’ü, Sünni’si ve Alevi’si ile hep beraber bu topraklarda kardeşçe, birlik ve beraberlikle, barış ve sükunetle yaşayan, akraba olan, bir olan, can olan Adıyamanımızla oynamak isteyenler olabilir. Bunlar her zaman, her yerde ve her türlü provokatif ve çirkin emellerle karşımıza çıkabilir. Yapılmak istenen her neyse, yanlış yapıyorlar.”

Yanlış yapıyorlar saptaması bir kenara; 'yapılmak istenen her neyse' ifadesiyle, olayın karmaşık yapısını algılayamayan bir zihniyet tipolojisini oluşturduğu izlenimi vermiştir bu açıklama.

Yapılacak bir şey var ama ne? Bu kozmik odaya girenlere sorulabilir!

Adıyaman'daki duruma ilişkin, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez'se yaptığı yazılı açıklamayla:

"AKP bir yandan Suriye için sürdürdüğü mezhep ayrımcılığına dayalı açıklamaları ve politikaları, bir yandan da bizzat bir bakanının yer aldığı, neo milliyetçi mitingleriyle bir iç savaşın da işaret fişeğini yakıyor.

Erdoğan'ın söylediklerini kendine görev bilen bir güruh da Adıyaman'da Alevilerin yaşadığı evleri işaretliyor.

Bu neyin hazırlığı? Biz bunu Maraşlardan, Çorumlardan biliyoruz...

Suriye Ordusu'ndan kaçarak, Türkiye'ye gelen bir komutan; 'Suriye'de bir tek Alevi kalmayıncaya kadar hepsini öldüreceğiz' diyor. Sonra AKP'nin desteklediği bizzat bir bakanın katıldığı, neo milliyetçi bir mitingle bölgesel çatışma kızıştırılıyor.

Ardından Adıyaman'da Alevilerin evleri işaretleniyor. Bölgemiz hızla bir savaşa ve iç çatışmaya doğru sürükleniyor. Biz bunu Maraş'ta Çorum'da gördük. Alevilere saldırılar böyle mitinglerden ve bu tür açıklamalardan sonra oldu. Bu hazırlıkların sonucunun nereye gittiğini önceki deneyimlerimizden biliyoruz. Herkesi duyarlılığa davet ediyoruz. Yeni bir katliama asla müsaade etmeyeceğiz"

Ercan Geçmez'in söyledikleri üzerinde dikkatle düşünmek gerek!

Suriye'de siyaset, yönetim allak bullak durumda, Hatay'da MİT'çiler tarafından yakalanan Suriye Ordusu'ndan muhalif generaller, Türkiye'deki Alevilere diş bilemekte!

Libyalı muhalif askerler Türkiye'nin hastanelerinde, gecelerinde, otellerinde sınırsızca iş görmekte!

Suriye'de tutuklanan 49 MİT'çinin hesabını soracaklar tutuklanmak üzere yakalama kararıyla sıkıştırılmakta!

Ülke içinde KCK operasyonlarıyla ılımlılaştırılan Kürt siyaseti yeniden dizayn edilip, İmralı tepsisinde önümüze konmakta!

İstikrarsız bir bölge ve patlamaya hazır bir bomba!

Sahi neler oluyor?

Sahi bize ne oldu?

Sahi bizi kim bu kadar zora soktu?

O kadar acı ve yorgun ki kalemler, kılıçlar.

Yaşamın, insanlığın, ülkenin, toplumların, inançların, toplumsal belleğin sıfırlandığı, yok hükmünde sayıldığı bir kuşatma!

Daha ne kadar yazabilirsiniz ya da bu yazıları daha ne kadar okuyabilirsiniz.


Umutsuzluk, güvensizlik, inançsızlık ya da dirayetsizlik değildir buraya açılan pencere.

Ardında bu kadar soru işareti bırakan, ülkeyi ve ulusu bu kadar ayrıştıran zihniyet ve siyaset nerede batacak, çıkış ne kadar zorlu olacak!

Amaç budur!

Kaan TURHAN - 04 Mart 2012 - Açık İstihbarat

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul