birlesik_kurdistan_barzani_hedefini_acikladi2_225

Sorun, Suriye’nin Bölünmesi mi?

- Suriye, Çin, Rusya, İran hattının Akdeniz’deki ayağı idi.


- İran ve Suriye her anlamda yakın işbirliğindeydiler.

- Rusya, Akdeniz’e Suriye üzerinden inmişti, deniz üssü var.

Bir anlamda ABD ve AB’nin Ortadoğu’daki rakibi olan Asya hattının bölgedeki son ayağı olarak bulunuyordu.

Batı açısından 1990’dan başlayarak, Yugoslavya-Karadeniz hattı “temizlenmiş”, Batı’nın denetimine girmişti.

Şimdi “Arap Baharı” ile, Akdeniz’in güneyi ve doğusu da halledilmeye başlandı. Irak yoluna sokuldu, Körfez ayağı sağlama bağlandı.

Son kale olarak Suriye kaldı.

Suriye’nin ABD ve AB denetimi altına alınması ile Akdeniz bir “Batı gölü” haline sokulacak ve Ortadoğu petrol, doğalgaz, su ve ticaret yolları açısından emin ellerde olacaktı.

Suriye bu anlamda çıbanbaşı idi ve bu ülke üzerinde kılıçlar çekildi.

Çin ve Rusya, Suriye konusunda Batı’ya “dur” demek ihtiyacını duydu ve Birleşmiş Milletler’de dişlerini gösterdi.

Asya hattı, bölgedeki son kalesini kaybetmek istemiyor.

Suriye konusunda Asya ve Batı arasında kutuplaşma ve çekişme yoğunlaştı.

Bu küresel çıkar çatışmasına ABD ve İsrail’in “İran sorunu”nu da kattığımız zaman gerçek taraflar daha açık görülür.

*** *** ***

Türkiye’nin konumu!

Ankara hükümetleri 1980’li yılların sonundan itibaren Batı’nın Ortadoğu politikalarının yanında yer aldılar.

Turgut Özal döneminde başlayan süreç Demirel ve Tansu Çiller’le devam etti.

1990’lı yılların 1995-2001 döneminde, Erbakan’ın REFAHYOL ve sonrasındaki Ecevit ve Mesut Yılmaz koalisyonları döneminde aksadı.

AKP iktidarı ile Ankara yeniden, Batı’nın Ortadoğu politikalarına tam destek vermeye başladı.

Son Arap Baharı ile Batı ve Ankara arasında işbirliği artarak sürdü. Tunus, Mısır, Libya konularında işbirliği gerçekleşti.

Ve bugün ‘Suriye baharı’nda bu işbirliği bütün derinliği ile sürmektedir ve Ankara, cephenin en ön safhasında yer alıyor.

- Suriye bir iç savaşın içine yavaş yavaş sürükleniyor.

- Ankara sınırda yeni önlemler alıyor.

- Batı kaynakları, Birleşmiş Milletler’in kararına rağmen, Suriye’ye dış müdahalenin büyük olasılıkla gerçekleşeceğini ifade ediyorlar.

Suriye’nin ikiye veya üçe bölüneceği vurgulanıyor.

Olayın Kuzey Irak (Kürdistan) bağları ve İran’a etkileri de göz önüne alınırsa, Batı bu işte “çok kararlı” görünüyor.

Bunun sonuçları ne olur;

- ABD ve AB, Suriye’yi denetimleri altına alırlar, Rusya ve İran bağları koparılır,

- Kuzey Irak (Kürdistan), Akdeniz’e çıkma olasılığını elde eder,

- İsrail-Suriye ve Türkiye-Suriye sınır çizgilerinde bazı değişiklikler ortaya çıkar,

- Müslüman Kardeşler (Muslim Brotherhood) Suriye’de yönetimi elde eder.

Bu olası görüntüye Rusya, Çin ve İran karşı çıktıkları için Suriye konusunda tutumlarını sertleştirmeye başladılar.

Türkiye’nin 800 kilometreyi aşan hududu ve bir anlamda iç içe yaşadığı Suriye ile sorunlar yaşaması, Türkiye’nin Ortadoğu ile ilişkilerine yalnız siyasal olarak değil, iktisadi ve sosyal olarak da büyük bedeller getirecektir.

Bir verip iki alma meselesi şirketler arasında geçerli olsa bile toplumsal ve bölgesel ilişkilerde bu fiyatlar ve bedeller uzun vadede hiç beklenmedik şekilde değişmelere uğrar.

Yakın tarih bunun örnekleri ile doludur.

Erol MANİSALI - 05 Mart 2012 - Cumhuriyet

Son Yazılar

Mostly clear

13°C

Istanbul