kaddafiden_sonraki_ilk_cuma_namazi_pentegon_kabul_etsin225

AKP - Taliban - El Kaide ve Hamas’lı İslam’a İhanet Cephesi!

Hedeflenen amacı okuyabilmek için Brzezinski misali bir stratejist olmak gerekmiyor!


Her şey açık ve net!

Paxamericana’nın yeni hedefi İslam’ı Sünni – Şia diye ortasından ikiye bölmek ve Ortaçağ Avrupa’sında yaşandığı gibi cadı avlarının önünü açmaktır!

ABD’nin bu amacı CIA’nın Irak’ta bir gün Sünni, ertesi gün Şia cemaatin gittiği camilerde patlattığı bombalarla sabittir!


Malum Batı’nın Ön Asya ve Ortadoğu’yu kontrol projesinde üç temel amaç var.

Bunlar:

1) İsrail’in güvenliği için İran’ın nükleer enerjiye erişememesi!

2) Enerji coğrafyasını kontrol.

3) Çin ve Rusya gibi gelecekteki muhtemel rakipleri bu bölgeden uzak tutmak.

İşte bu amaçlar için bölgenin yeniden dizaynı dahil pek çok proje bugünlerde uygulama safhasındadır!

ABD emperyalizmi ve temsil ettiği Vatikan ruhunun bölge fethinde olmazsa olmazı stratejisi Müslüman ülkeleri birbirine düşürmektir.

Bunun en etkili ve belki de tek yolu İslam’ın içinde fitneyi hakım kılmak yani mezhep ayrışımını körüklemektir!

Amaç bu olduğu içindir ki ABD Afganistan’da vuruştuğu Taliban’a kollarını açıyor ve onlara Katar gibi ABD’nin kendi toprakları dışındaki en güvenilir limanı olan bir ülke de üs kurduruyor!

Aynı şekilde ABD ile İsrail’in yıllardır fotoğraflarına bile tahammül edemediği Hamas lideri Meşal’a Suriye’yi terk ettirip yine Katar’da büro vermesi Sünni cephe oluşturma hedeflerinin bir diğer işaretidir!

Sadece bunlar da değil!

El Kaide ile Taliban’ın Beşar Esad’a karşı ABD saflarında olduklarını ilan etmeleri de cabasıdır!

Görüldüğü gibi Washington İslam’ı içinden vurma projesi adına dünkü düşmanlarını kucaklıyor ki buraya not düşüyorum çok sürmez ABD Afganistan’ı Taliban’a teslim edecek çünkü o yapıyı İran’daki Azerilerle Çin’deki Uygur Türklerini kışkırtmak için de kullanmak istiyor.

Taliban, El Kaide ve Hamas gibi kendini İslam’ın güya askerleri gibi gören silahlı yapılara, AKP’nin yönettiği Türkiye’yi Sünnilerin lideri ambalajı ile baş yapacak!

Peki Türkiye böylesi bir tezgaha dahil olur mu?

Olması her açıdan intihar lakin Yeni Osmanlıcı Ahmet Davutoğlu’nin seyri ve tutumları sanki öyle bir sözün verildiğini gösteriyor!

Dahası, son zamanlarda yapılan “Hıristiyanlar cennetlik, Şiiler cehennemlik” şeklinde malum propagandalar da toplumumuzu böyle bir ayrıştırmaya hazırlama operasyonu gibi görünüyor!

Evet tablo maalesef İslam’ın ve Müslümanların yeni bir Kerbela faciasına dolu dizgin olduğunu gösteriyor!

AKP-Taliban-El Kaide ve Hamas’lı yapı, ABD – Haçlı projesinin gereği olarak Yezid misali İslam’a karşı yeni bir ihanet cephesini inşa ediyorlar ki, İslami literatüre göre bu gerçek bir Deccal fitnesidir!

Davutoğlu bu keşişleri niye öptü?

Diploması tarihimiz böyle bir şeyi ilk defa kayda geçiriyor!

Hariciye Vekilimiz önceki gün İstanbul’da adeta kutsanma turuna çıktı!

Önce Deyrülzazfaran Manastırı Metropliti Saiba Özmen’i ziyaret etti.

Hemen sonrasında Fener Rum Patriği Barttholomeos’a yüz sürdü!

Peşi sıra Ermeni Patriği Genel Vekili Arem Atesyan’a gitti.

Türk Süryani Kadim Kilisesi Metropoliti Yusuf Çetin’i de unutmadı.

Aynı şekilde Katolik Kilisesi Patrik Vekili Yusuf Sağ’la da bir araya geldi!

İyi de bayram değil seyran değil Davutoğlu bu keşişleri niye öptü?

Bu ziyareti Dışişleri Bakanıma kim tavsiye etti ve Suriye’ye Haçlı saldırısının arefesinde bu yapılan nedir?

Yoksa bu yapılan Şiiler cehenneme Hıristiyanlar cennete gidecek propagandasının devamı mı?

*** *** ***
“4+4+4” nedir, bilen var mı?

Birkaç gündür bir tantanadır gidiyor.

Yok efendim eğitimde yeni bir anlayış egemen olacakmış, yok efendim yeni bir modele geçilecekmiş!

Önce 3 çarpı dört ile başladılar, sonra 8 artı 4 dediler!

Son süreçte eskiye dönüldü falan diyorlar!

Ne yalan söyleyeyim ben bu işi anlamış değilim!

Hedeflenen ve tartışılan nedir, öğrenemedim!

Sadece ben değil Meclis Kulisinde sohbet ettiğim bazı milletvekilleri de ayrıntıyı bilmiyor!

Tamam konu henüz komisyonda ama insaf ile söyleyin böylesine önemli bir hadisenin önceden enine boyuna tartışılması gerekmiyor mu?

Belli ki hadise Tayyip bey’in buyruğu ile apansız gündeme ve şimdi o buyruğa göre kılıf dikilmeye çalışılıyor!

*** *** ***
Cevaplanmayan sorular?

Bu sorular ısrarla sorulması rağmen üstünden hayli zaman geçmesine rağmen hala cevapsız!

İyi de cevapsız soruların olduğu bir yönetime nasıl demokrasi ya da çoğulcu rejim diyebiliriz?

O soruların bazılarını yine hatırlatalım:

1) Uludere bombalamasında istihbarati hangi ülke verdi ve bombalayın diyen yetkili kimdi?

2) Dolmabahçe’de Erdoğan ile Büyükanıt arasında yapılan görüşmenin içeriği nedir?

3) Bülent Arınç’a suikast iddialarının üstünden yıllar geçti. Böyle bir suikast var mıydı, yok muydu? Var idi ise neden yıllara rağmen dava açılmadı? Yok idi ise TSK’yı infaz örgütü gibi sunmanın müeyyidesi yok mu?

4) Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’a Suudi Kralı ve Körfez Şeyhlerinden gelen özel hediyeler nelerdir? Bunlar niçin açıklanmıyor?

5) Başbakan Erdoğan’ın İsviçre’de 8 ayrı hesabı yok ise niçin Deniz Baykal’ın yaptığı gibi İsviçre Merkez Bankasına bir dilekçe vererek bunu ispat yoluna gitmiyor?

6) Tayyip bey kendisi için “Bir milyar doları var “ diyen Rahmi Koç’u niye dava etmedi?

Sabahattin ÖNKİBAR - 06 Mart 2012 - Yeni Mesaj

Son Yazılar

Partly cloudy

27°C

Istanbul