sair_direnise_cagri225

Akraba Şiirler! (1)

Benim akraba saydığım şiirler vardır.

Melih Cevdet Anday'ın "telgrafhane"si ile Rıfat Ilgaz'ın "aydın mısın" şiirinin ve Metin Altıok'un "rüzgârın yırtık yeri" şiirinin akraba olduğunu söylemek, yanlış olmayacaktır.

Telgrafhane!

Melih Cevdet Anday'ın telgrafhane şiirini bilirsiniz. "Uyuyamayacaksın / memleketinin hali / seni seslerle uyandıracak / oturup yazacaksın. / Çünkü sen artık o sen değilsin / sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin / durmadan sesler alacak / sesler vereceksin. / Uyuyamayacaksın / memleketin hali / düzelmeden dünyanın hali / gözüne uyku giremez ki... / Uyuyamayacaksın / bir sis çanı gibi gecenin içinde / ta gün ışıyıncaya kadar / vakur, metin, sade / çalacaksın."

Telgrafhane şiirden çok, bir uyanışa çağrı bildirgesidir. Şöyle de söylenebilir, telgrafhane memleketin hali kötüye giderken, kendi küçük çıkarları uğruna harekete geçmeyenlerin rahatını kaçırmaktadır. Zaten Melih Cevdet Anday'ın rahatına düşkünlerle bir derdi olduğunu biliyoruz. Ağaçların dahi rahatını kaçıran şairdir Melih Cevdet Anday.

Devrimci ozan halkına bağlıdır, beslenme kaynağı bizzat halktır. Halkının rahat etmediği bir toplumda devrimci ozan da rahat değildir. Dolayısıyla devrimci ozanın rahatına düşkünlerle savaşa girişmesi, doğal bir davranıştır. Çünkü devrimci ozan yalnızca kendi adına değil, bütün toplum adına konuşur. Bütün toplum adına konuşmak da ancak toplumun acılarını ve sevinçlerini paylaşmakla mümkündür. Goethe'nin "Ve acıdan dili tutulunca insanın bir tanrı, halkın çektiğini anlatayım diye bana dil vermiş" sözü en çok devrimci ozan için geçerlidir.

Aydın Mısın?

Rıfat Ilgaz Aydın mısın şiirinde, "Kilim gibi dokumada mutsuzluğu / gidip gelen karakuşlar havada / saflar tutulmuş top sesleri gerilerden / tabanında depremi kara güllelerin / duymuyor musun?" diyerek, felaketin yakın olduğunu anlatmış; bunu duymayanlara veya umursamayanlara, nasıl duymazsın kızgınlığıyla seslenmiştir. "Aydın mısın" şiiri de bir uyanış çağrısıdır. Üstelik Rıfat Ilgaz bu çağrıyı Melih Cevdet Anday'dan çok daha sert yapmıştır. "kaldır başını kan uykulardan / böyle yürek, böyle atardamar / atmaz olsun. / ses ol, ışık ol, yumruk ol / karayeller başına indirmeden çatını / sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm / alıp götürmeden büyük denizlere / çabuk ol!"

"Aydın mısın?" Karayellerin çatıları devirdiği, sel sularının toprağı dönüm dönüm götürdüğü bir dönemde, rahatını düşünenlere hiçbir çıkar yol tanımamaktadır. Ya "işe başlanacaktır doğan günle", ya işe başlanacaktır. Üçüncü bir seçenek yoktur. Üçüncü bir seçenek arayanlara da tavrı nettir: "Benden geçti mi demek istiyorsun / aç iki kolunu iki yana / korkuluk ol!"

Rüzgârın Yırtık Yeri!

Bir diğer uyanışa çağrıyı Metin Altıok'un "rüzgârın yırtık yeri" şiirinde yakalıyoruz. Metin Altıok bu şiirinde ozanın yurtsever duyarlılığına sesleniyor. "Katmerli yalanı gördün, yalınkat gerçeği, / bilincinin ürpererek söylediği / sevgi gereksinimlerini gördün kimilerinin, / tırnaklarını denemek için. / Yılanın deri değiştirmesini / gülüşün kurdunu, sineğini gözün; / yüreğinde bir ağaç gürültü ile devrilirken, / aksayarak yürüyen umudun arkasından / gülün kanayan hüznünü gördün." Metin Altıok, Ateşin ve ihanetin her türlüsünü gören ozana tavrını, "Şair bana mutluluktan söz etme / beyaz baston kullanan bir dille." Diyerek ortaya koyuyor.

"Rüzgârın yırtık yeri" şiiri, ozanı şu dizelerle uyanışa davet eder. "Tuzağa yem, hançere bağ oluyorsun. / Zehire katıyorlar seni, şair ne duruyorsun? / gemilere bin, trenlere atla, / kimsenin umursamadığı, hiçbir işe yaramayan / kaldır şu gereksiz tanıklığı ortadan."

Ozanın Önünde Duran Soru!

Bugün bu direniş çağrılarına olan ihtiyacın, çok daha yakıcı olduğunu saptamalıyız. Toprağı dönüm dönüm götürecek selin hışırtısı duyulmakta, karayel evin duvarlarını zorlamaktadır. Hala rahatını düşünenlerin rahatını kaçıracak şiirler, bugün bayraklaşmazsa; ne zaman bayraklaşacak? Bu soru ozanlarımızın önünde cevap bulmayı bekliyor.

Kuşkusuz edebiyat tarihimizde uyanışa çağrı bildirisi niteliğini taşıyan başka şiirler de vardır. Fakat bu üç şiir, birinci dereceden akrabalık bağı taşıyor. Akraba şiirleri konu alan yazıları sürdüreceğiz.

Cemil GÖZEL - 29 Şubat 2012 - TGB Muğla
http://www.tgb.gen.tr/

Son Yazılar

Sunny

18°C

Istanbul