aydinlik_12aralik2011_225

Aydınlık'ta Bugün 12 Aralık 2011

2. aracı kim gönderdi?

“Ambulans yerine ekmek arabası yollamışlar” haberimize İstanbul Sağlık Müdürlüğü’nün gönderdiği açıklamayı dünkü Aydınlık’ta okudunuz. Açıklamadaki bilgilerden sonra, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili çok ciddi gibi bir soru var ortada.

Sağlık Müdürlüğü, kendi yönetimlerinde olan 112 Acil ambulansının “Saat 18.42’de vakaya ulaştığını” bildiriyor. Açıklama “Vakaya ilk müdahale ambulansımızda görevli acil tıp teknisyeni (ATT) tarafından yapılmıştır” diye sürüyor. 18.54’te de Silivri Devlet Hastanesi’ne doğru yola çıkıldığı belirtiliyor.

İşte bundan sonraki bilgi kritik. Sağlık Müdürlüğü’nün açıklaması şöyle bitiyor: “2 dakika sonra da (18.56’da) ikinci ambulans vakaya ulaşmıştır. Saat 19.10’da hastaneye ulaşılmıştır.”

Sağlık Müdürlüğü, ambulanslarının tam donanımlı olduğunu kanıtlayabilmek için ekte bolca fotoğraf da yollamış. Ayrıca şu ifadeye yer vermiş: “Yaralı/hastayı sağlık kuruluşuna ulaştırıncaya kadar acil tıbbi yardım yapabilecek yeterliliktedir.”

Madem öyle, Kozinoğlu 2. araca neden nakledildi?

Hem de bir ambulansın asli görevi hastayı en hızlı şekilde hastaneye ulaştırmakken. Birkaç dakika da olsa araçtan araca nakille neden vakit kaybedildi?

Müdürlük ilk araç için “ambulansımız” sözcüğünü kullanıyor. Ancak ikinci araç için “ambulans” ifadesinin yeğlendiği dikkat çekiyor.

Yanıtsız soru şu: İkinci aracı kim gönderdi?

*** *** ***

DERSİM’DEN HOBİ Mİ OLUR!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, arvişlerin açılmasında ısrarlı : ‘Dersim’i ortaya çıkarmak benim hobim!’

Kılıçdaroğlu, “Dersim olaylarına ilişkin açılmayan arşivler var. Bir Başbakan samimiyse arşivleri açıklar, hepimiz biliriz. Açıklanması gereken belgelerin hiçbirisi açıklanmadı. Devlet adamı, hükümet adamı samimi olur” dedi

TRT 1’de yayınlanan “Politik Açılım” adlı programda, Derya Sazak, Fehmi Koru, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan ile Pof. Dr. Fuat Keyman’ın sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Biz gündem belirleyebilmek için kamuoyunun desteğini almak zorundayız” dedi.

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ile bir akrabalığı olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Dersim konusu benim çok iyi bildiğim konulardan birisidir. Sayın Başbakan Dersim konusunu işleyerek CHP’yi sıkıştıracağını sanıyor” şeklinde konuştu. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Her ülkenin tarihinde bilinmeyen gizli dokümanlar vardır. Ama bu ülkeler kural koyarlar, derler ki; 20 yıl sonra, 30 yıl sonra, 40 yıl açıklanacak belgeler. Niçin biz bunu yapmıyoruz? Bunların açılması lazım.”

*** *** *** 

Türk-İş kongresi bitti... Kumlu:223 - Öztaşkın:127!

Türk-İş’te Mustafa Kumlu yeniden genel başkan!


Türk-İş’in 21. Olağan Genel Kurulu dün tamamlandı. Genel Başkanlığa, 362 delegenin 223’ününü oyunu alan Mustafa Kumlu seçildi. Sendikal Güçbirliği’nin Genel başkan adayı Mustafa Öztaşkın ise 127 delegenin oyunu aldı. Öztaşkın seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada alınacak kararların elbette arkasında olacaklarını ancak 10 sendikanın birlikteliklerinin de devam edeceğini söyledi. Türk-İş’in 21. Olağan Genel Kurulu, dördüncü gün yapılan seçimlerin ardından sona erdi.

*** *** *** 

Yeni Şafak’a ‘eski Deniz Feneri savcılarına hakaretten’ dava açıldı!

İddianamede ‘haberin, Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcı, hakim, bilirkişi ve tanıkları etkileme amacında’ olduğu belirtildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Şafak Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Kahraman hakkında, “uydurma suçla 90 gündür hapisteler” başlıklı haber nedeniyle, Deniz Feneri e.V soruşturmasının iki eski savcısına “hakaret” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla dava açtı. Kahraman, Savcılar Nadi Türkaslan ve Abdulvahap Yaren’in şikayeti üzerine açılan davada, 1 yıl 2 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

8 yıl 4 ay hapis istemi!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Şafak Gazetesi’nin 5 Ekim tarihinde manşetten yayınladığı “uydurma suçla 90 gündür hapisteler” başlıklı haberle ilgili olarak, Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürütürken görevden alınan Cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan ile Abdulvahap Yaren’in şikayeti üzerine, gazetenin Yazı İşleri Müdürü Mustafa Kahraman hakkında 1 yıl 2 aydan 8 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açtı

*** *** *** 

Mahkeme serbest bıraktı savcı tutuklattı!

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan, mahkemece serbest bırakılan ancak cumhuriyet savcılığının itirazı sonucu haklarında yakalama kararı alınınca İstanbul’da gözaltına alınan 3 kişi tutuklandı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla İzmir Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 22 Kasım Salı günü düzenlenen operasyonun ardından mahkemece serbest bırakılan ancak cumhuriyet savcılığının yaptığı itiraz sonucu haklarında tutuklama kararı çıkarılarak İstanbul’da gözaltına alınan özel şirket yetkilileri F.B, M.B. ve G.B. İzmir’e getirildi.

*** *** *** 

AKP iktidarında yandaşlar milyoner, milyonlar açlık sınırı altında!

T. Kamu-Sen Genel Başkanı Koncuk: Yeni milyonerlerin siyasi bağlantıları araştırılmalı!

AKP iktidarında milyonerlerin sayısı artarken, açlık sınırı altında kalanların sayısının hızla fazlalaştığı bildirildi. Türk bankacılık sisteminde Ekim ayı itibarıyla 675.3 milyarı aşan mevduatın yüzde 47’sinin milyoner hesaplarında tutulduğu belirlendi

Türk bankacılık sisteminde Ekim ayı itibarıyla 675.3 milyarı aşan mevduatın yüzde 47’sinin milyoner hesaplarında tutulduğu belirlendi. Son bir yılda milyonerlerin hesabında tutulan mevduatın 50.4 milyar lira arttığı tespit edildi. Son bir yılda bankada bir milyon liranın üzerinde parası olan kişilerin sayısının da 9 bin 755 kişi arttığı bildirildi. Ekim itibarıyla, yurtiçi yerleşiklere ait mevduat hesaplarının yüzde 46.6’sını 1 milyon liranın üzerindeki hesaplar oluşturdu. Yurtiçinde yerleşiklerin bu mevduat hesaplarında tuttuğu para geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 oranında artışla 302.6 milyar lira oldu.

*** *** ***

Teoman Alili, 2 yıllık sürgün hayatını ve Balkan izlenimlerini anlattı!

Sosyalizm birleştirir arkadaş!

Turan Özlü’ye selam gönderiyorum. Ulusal Kanal’ın duvarına, ‘Gazeteci 7 gün 24 saat çalışır’ diye yazmıştı. Gerçekten odur gazeteciliğin özü

Türkiye’den sınırdışı edilen ve iki yıl boyunca Makedonya’da yaşayan, 7 Aralık’ta Türkiye’ye dönen Aydınlık yazarı ve Ulusal Kanal’ın eski haber sunucusu Teoman Alili ile iki yıl boyunca neler yaşadığından, evliliğine, Balkanlar’da yaşanan son gelişmelerden ırkçılığa kadar birçok konuda söyleşi gerçekleştirdik.

Aydınlık: Türkiye’ye hoşgeldiniz. İki yıl boyunca uzaktaydınız. Neler yaptınız Makedonya’da?

Türkiye’yi özlemek başka bir şey, insanın doğduğu yerden ayrılması çok acı bir durum. Aynı zamanda büyüdüğü yerden. Dolayısıyla biraz garip geliyor. Doğduğu ve büyüdüğü yerden atılmak çok ağır geliyor. Ben Türkiye’de doğdum, Türkçe yazıyorum, rüyalarımı Türkçe görüyorum. “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” diyerek liseyi bitiriyorsunuz. Bir gün size gelip diyorlar ki, “Sen Türk değilsin!” “Ben, “Türk’üm” demiştim. Ant içmiştim. “Nasıl oluyor böyle bir iş?” diyorsunuz. Allah’tan ailem bana çok iyi bir eğitim verdi, birkaç lisan bildiğim için Avrupa’da ya da eski Yugoslav topraklarında rahat ettim.

*** *** ***

Çeçenistan’daki Türk işçiler alacaklarını istiyor!

Çeçenistan’da mahsur kalan bin 600 Türk işçisi 45 aydır alamadıkları maaşlarını istiyor. Türk büyükelçilik görevlilerinin sadece kendilerini Türkiye’ye gönderme peşine düştüklerini kaydeden işçiler, 4-5 aydır alamadıkları maaşlarının da ödenmesini istiyorlar

Çeçenistan yönetiminin çalıştıkları şirkete el koyması nedeniyle Çeçenistan’da parasız pulsuz mahsur kalan Türk işçilerin sıkıntısı devam ediyor. Çeçen yöneticilerin PENTA ve BORA inşaat yöneticileriyle daha çok alacak verecek, hak ediş konularını görüştüklerini, tarafların kendi hesaplarını masaya yatırdıklarını kaydeden işçiler, “Şu anda bizi düşünen yok. Bizler burada çok zor koşullarda yaşam savaşı veriyoruz. Kimimiz 5 aydır, kimimiz 4 aydır tek kuruş almadan çalıştık. Bize paranız bizde dediler sonra da kaçtılar. Türk diplomatlar gelip bizi Türkiye’ye göndermenin yollarını arıyor. Bizi Türkiyeye gönderseler onların sorunu bitecek. Ama bizim alacaklarımız ne olacak. Kim ödeyecek. Bu konuda kimse bir çalışma yapmıyor” dediler.

*** *** *** 

Esad’a 'abc' ve 'facebook' sansürü!

CLİNTON MÜDAHALE ETTİ, RÖPORTAJ ÇARPITILDI!


Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dr. Cihad Mekdisi, Amerikan ABC televizyonunun, Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile yapılan röportajı, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Markt Toner’in açıklamaları ekseninde montajladığını açıkladı.

Bir basın toplantısı düzenleyen Dr. Mekdisi, “ABC televizyonunun röportajı Cumhurbaşkanı Esad’ın görüşlerini doğru yansıtacak biçimde yayınlayacağına inandık. Ancak çarpıtmalar bizi şaşırtmadı” dedi. Dr. Mekdisi, Suriye’nin Batı medyasının giriş çıkışına izin vermediği yolundaki eleştirileri hatırlatarak, Suriye’nin hiçbir zaman bu tür çarpıtmalara başvurmadığını söyledi.

Toner etkisi!

Mekdisi, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Toner’in röportajın çarpıtılmasındaki etkisine değindi. Mekdisi, ABC kanalının Esad röportajını yayınlamadan önce, Toner’in “Esad’ın Suriye halkına saldırılardan sorumlu olmadığı” yolundaki açıklamalarına yer verdiğini, röportajın bu açıklamalar doğrultusunda kurgulanarak montajlandığını belirtti. Mekdisi, röportajın kurgulanmış halinde olayların bütün sorumluluğunun Suriye ordusunun üzerine yıkılmaya çalışıldığını, bunun da Batı’nın asıl hedefinin Suriye ordusunu yıkmak olduğunu gösterdiğini ifade etti.

*** *** ***

Cumhuriyet Kadınları’ndan AYDINLIK’A DESTEK!

Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Üyeleri, İzmir Konak’taki Ticaret Borsası Restoranı’nda düzenlenen toplantıda biraraya geldi. İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İncisel Aytar toplantıya katılanlara, geçtiğimiz ay ziyaret ettiği Suriye’den izlenimlerini aktardı. Aytar, Suriye’nin gösterilmeye çalışıldığı gibi karışık bir ülke olmadığını , insanların refah içinde yaşadığını, kadınların gayet rahat ve modern olduklarını belirtti. Suriye gezisini bir tek Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın takip ettiğini ifade eden Aytar, “İzmir’li kadınlar olarak baskı uygulanan zor günlerin gazetesi Aydınlık’a destek olmak zorundayız” dedi. Aytar, toplantıda her üyenin günde beş aydınlık alacağını, en az bir ay boyunca bu uygulamayı devam ettireceklerini, bütün üyelerin de her gün bayilerden Aydınlık almaları gerektiğini anlattı. Toplantıda söz alan CKD üyesi kadınlar, mahallelerinde bayilerden her gün beş Aydınlık alacaklarını, internet ve sosyal paylaşım alanlarının üzerinden bütün yakınlarına Aydınlık almanın ve okumanın önemini anlatacaklarını dile getirdiler.

İncisel AYTAR’ın Suriye izlenimlerini ilgiyle dinleyen Cumhuriyet Kadınları Aydınlık Gazetesi’ni alkışladı.

*** *** *** 

ADD Genel Başkanı Çölaşan, emek mücadelesinin önemine değindi!

‘SENDİKAL GÜÇ BİRLİĞİ gözlerdeki perdeyi kaldırıyor!’


Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde gerçekleştirmeyi planladığı ancak Van ve Erciş depremi nedeniyle ertelediği “Cumhuriyete saygı gecesi” önceki gün yapıldı. Geceye 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, CHP Milletvekili Gürkut Acar, Yargı-Sen Genel Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, gazeteci Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun’un da aralarında bulunduğu çok sayıda konuk katıldı.

‘İşçilerin hakları ellerinden alınıyor!’

Gecede konuşan ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan, bu yıl Cumhuriyet Bayramı kutlama törenlerinin iptal edildiğini hatırlatarak, deprem acılarının Cumhuriyetle hesaplaşma aracına dönüştürüldüğünü bildirdi. Cumhuriyet törenleri iptal edilirken padişah Abdulmecit’in anıldığını kaydeden Çölaşan, “Dün kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet, bugün egemenlerin cumhuriyetine dönüştü. Küreselleşmenin ve iktidarın sağladığı olanaklarla, egemenler daha çok zenginleşirken, ezilen emekçiler, işçi, köylü, memur, esnaf daha çok yoksullaşıyor. İşçi ve memurun kazanılmış hakları ellerinden alınıyor. Emek mücadelesi iktidar tarafından acımasızca bastırılıyor” dedi.

*** *** ***

Öymen’den Avrupalı siyasetçilere tepki!

‘Perinçek, Özkan ve Balbay 9 aydır hücrede!’


Türkiye’de kendilerine yakın gördükleri kimselerin en küçük bir sorunu çıksa dünyayı ayağa kaldıran Avrupalı siyasetçiler, tutuklu milletvekilleri ve siyasetçiler için derin bir sessizlik içinde

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Avrupa Konseyi İşkence ile Mücadele Komitesi’nin 10 Kasım 2011 tarihinde hücre cezaları ile ilgili yayınlanan raporunu gündeme getirdi. Raporda bu cezanın çok istisnai hallerde ve çok kısa süreli olması, bu sürenin 14 günü geçmemesi ve mahkeme kararı ile verilmesi gerektiği belirtildiğine dikkat çeken Öymen, Avrupalı siyasetçileri ve sivil toplum kuruluşlarını da eleştirdi.

*** *** ***

Gezmiş’in hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğrafları ortaya çıktı!

‘Deniz düğüne gider gibi idama gitti!’


“Onurlu bir duruş, o güzel şeyler için, ülkesi için, daha doğru şeylerin bu ülkede olması için canını verdi. Tüm fotoğraflarda Gezmiş’in onurlu duruşu ve hiç pişmanlık duymadığı görülüyor. Çünkü o ülkesi için, inandığı doğru şeyler için ölüme gittiğinin bilincindeydi”

Deniz Gezmiş’in hakkında idam kararı verildiği mahkemeye giderkenki fotoğrafları ortaya çıktı. 6 Mayıs 1972’de idam edilen 1968 kuşağının devrimci lideri Gezmiş’in, ortaya çıkan fotoğraflarında mahkemeye giderken koridorda kendini götüren askerlerle tartışması, hakim karşısında dik ve sakin duruşu görülüyor.

Ankaralı iş adamı ve koleksiyoner Muhammet Yüksel’in arşivinde yer alan fotoğraflarda, Deniz Gezmiş’in mahkemeye götürülürken koridorlarda askerlerle tartışması, mahkeme salonunda hakim karşısında duruşu görülüyor. Beyaz gömlek giyen Gezmiş’in mahkeme koridorlarında kendini götüren askerlerle tartışması ve hakim karşısına çıktığında da oldukça sakin duruşu dikkat çekiyor. Yüksel, arşivindeki fotoğraflarla ilgili olarak bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmadığını belirterek, “Deniz Gezmiş, hakkında idam kararının verildiği mahkemeye götürülürken oldukça sakin görünüyor. Mahkeme koridorunda kendisini itekleyen askerlere baş kaldırıyor. Onlarla tartışıyor. Burada bir askerin Gezmiş’e vuracakmış gibi elini kaldırdığı görülüyor, ancak ona rağmen Gezmiş oralı bile olmuyor” diye konuşuyor. Deniz Gezmiş’in düğüne gider gibi idama gittiğinin fotoğraflarda da görüldüğünü kaydeden Yüksel, “Onurlu bir duruş, o güzel şeyler için, ülkesi için, daha doğru şeylerin bu ülkede olması için canını verdi. Tüm fotoğraflarda Gezmiş’in onurlu duruşu ve hiç pişmanlık duymadığı görülüyor. Çünkü o ülkesi için, inandığı doğru şeyler için ölüme gittiğinin bilincindeydi” diye konuştu.

Gezmiş anısına sergi!

6 Mayıs 2012 tarihinde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 40’ıncı yıldönümü olduğunu hatırlatan Yüksel, “Gezmiş’in anısına sergi açmayı düşünüyorum. Elimde Gezmiş’in yayımlanmamış çok sayıda fotoğrafı var. Bu arada elinde Gezmiş ve arkadaşlarıyla ilgili bilgi, belge, fotoğraf olan varsa, onların da bana ulaşmasını rica ediyorum. Sergide onlara da yer vereceğim” dedi. Gezmiş anısına açacağı sergi için sponsor desteğini de beklediğini kaydeden Yüksel, “Belediyelerden, yetkililerden, imkanı olan herkesten destek bekliyorum. Sergiyi Türkiye’nin her noktasına götürmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

*** *** ***

RO-RO seferi başlayamadı!

‘Salı günü de geminin yüzde 50’si dolmazsa başlamayacağız!’

‘Hareket etmedik çünkü geminin yarısı dolmadı. Önümüzdeki Salı günü hareket edecek. Yalnız şunu da ekleyelim eğer Salı günü de geminin yüzde 50’si dolmazsa sefere başlamayacağız

Mersin Deniz Ticaret Odası, Mersin Ticaret Sanayi Odası (MTSO) ve Akdeniz İhracatçı birlikleri, bunda bir hafta önce üyelerine gönderdikleri duyurularla RO -RO seferlerine başlanacağını duyurdular. Buna göre, 8 Aralık saat 17.00’de Mersin limanından Lübnan’ın Tropli Limanına hareket edilecekti.

‘Geminin yarısı boş!’

Hareket edecek gemi, Fergün Denizcilik Ltd. Şti’ne aitti. Peki, belirlenen gün ve saatte anılan gemi hareket etti mi? Bu soruyu Fergün Denizcilik Genel Müdürü Nadir Sarımsakçı’ya sorduk. Sarımsakçı, “Hayır hareket etmedik çünkü geminin yarısı dolmadı. Önümüzdeki salı günü hareket edecek. Yalnız şunu da ekleyelim eğer Salı günü de geminin yüzde 50’si dolmazsa sefere başlamayacağız” dedi. “Suriye güzergahın kapalı olmasından dolayı Mersin’de sizin firmanızdan başka herhangi bir limana RO -RO seferi oldu mu?” sorumuza da “hayır” yanıtını verdi.

aydinlik_12aralik2011

Aydınlık -12 Aralık 2011
http://www.aydinlikgazete.com/

Son Yazılar

Mostly cloudy

24°C

Istanbul