aydinlik_10aralik2011_225

Aydınlık'ta Bugün 10 Aralık 2011

ÇEÇENİSTAN’DA1600 TÜRK İŞÇİ MAHSUR!

Çeçenistan’da iş yapan Azeri Penta ve Türk Bora İnşaat şirketleri Çeçen Hükümetiyle anlaşmazlığa düşünce iki firmanın 1600 civarındaki Türk işçisi perişan oldu. Olay ailelerin gazetemizi aramasıyla ortaya çıktı.


1600 Türk işçisinin Çeçenistan’da mahsur kaldığı, çok kötü koşullarda parasız, pulsuz yaşam savaşı verdikleri, kampların Çeçen güvenlik birimlerince kontrol altına alındığı ve kamp dışına çıkmalarının önlendiği belirlendi.

İşçilerin aileleri ve yakınları Aydınlık’ı arayarak Çeçenistan’da mahsur kalan yakınlarının hayatlarından endişe ettiklerini söylediler. Aydınlık’ın Çeçenistan’da mahsur kalan Türklerden edindiği bilgilere göre, Çeçenistan Hükümeti, Çeçenistan’da müteahhitlik yapan Azeri kökenli Penta İnşaat ve Türk Bora inşaat şirketi ile anlaşmazlığa düştü. Bir süre sonra da iki şirketin Çeçenistan’daki mal varlıklarına el konuldu. İki firmanın yetkilileri de ortadan kaybolurken, firmaların şantiyelerinde çalışan işçilerin kaldıkları kamplardan ayrılmaları önlendi.

İşçilerin telefonlarına ve bilgisayarlara el konuldu. Aydınlık’ın Grozni’de çalışan bir başka Türk üzerinden ulaştığı, ancak güvenlikleri nedeniyle isimlerini açıklamadığımız Türkler gelişmeleri ve kamplardaki durumlarını şöyle anlattılar:

“Şirketin sahibi Siyavuş Mehmedzade aniden ortadan kayboldu. Nerede olduğunu da öğrenemedik. Yanına 3 koruma koymuşlardı. Kaçmasın diye Çeçenler koymuştu ama kayboldu. Bizler ortada kaldık. Ne paramız var, ne pulumuz var. Burada ortada kaldık. Kimse bizimle ilgilenmiyor.”

*** *** ***

MEHMET EYMÜR YALAN SÖYLÜYOR:

KOZİNOĞLU’NU KONTR-TERÖR’E EYMÜR ALDI!


Mehmet Eymür, Kaşif Kozinoğlu’nun MİT’e girişini engellemeye çalıştığını ancak başaramadığını iddia etti. Ancak Kozinoğlu’nu MİT’e ve Kontr-Terör Merkezi’ne alan Eymür’ün bizzat kendisi. Bir süre Mehmet Eymür ile Kaşif Kozinoğlu çok yakındı. Kozinoğlu, Eymür’ün ailesinden biri gibiydi, evine girer çıkardı. Daha sonra Eymür ile Kozinoğlu’nun arası açıldı. Bu olay da dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın Kontr-Terör Merkezi’nin operasyonlarına itiraz ettiği tarihle örtüşüyor

Eski MİT Kontr-Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür, 14 Kasım günü Milliyet gazetesine verdiği mülakatta Kozinoğlu için “Disiplinsiz buluyordum kendisini. Ama ben bu adamları suçlamıyorum; bu insanları tutan sisteme itiraz ediyorum... Ben mücadele ettim, Şenkal sahip çıktı” dedi. Habertürk gaztesine yaptığı açıklamada da Kozinoğlu’nun MİT’e girmesini engellemeye çalıştığını ancak başaramadığını öne sürdü. Oysa Kozinoğlu’nu Kontr-Terör Merkezi’ne alan bizzat Mehmet Eymür’ün kendisi. Çünkü merkezin başında Eymür vardı.

*** *** ***

Ağar ve Çakıcı’dan Eymür’e yanıt!

Konuşan konuşana!


Eski emniyetçi Mehmet Ağar, faili meçhul cinayetlerle ilgili ifade veren eski MİT Kontr-Terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür’e yanıt verdi

Yıldız Sarayı’ndaki Malta Köşkü’nde basın toplantısı düzenleyen Mehmet Ağar, “Türkiye’de hepimizin adalete ve orada görev yapan insanların adaletine inanmamız lazım. Aksi taktirde kaos olur” diye konuştu. Meclis içindeki soruşturmalarda her şeyin araştırıldığını belirten Ağar, “24 seneden beri devam eden raporlar eğer gerçek olmuş olsaydı, 35 yaşında meslekten ayrılmış olmamız lazımdı, 1987 yılında” dedi.

*** *** ***

Türk-İş’te tarihi kongre!


Tüm engellemelere ve işçiye kapatma çabalarına rağmen en canlı genel kurul gerçekleşiyor. Türk-İş yönetiminin listesini desteklediğini açıklayan sendikaların delegeleri genel merkezlere rağmen Sendikal Güç Birliği’nin yönetime gelmesi gerektiğini düşünüyor

Türk-İş Konfederasyonu’nun 21. Olağan Genel Kurulu’nun 2. gününe delegelerin Türk-İş’te değişim istekleri damgasını vurdu. Sabahın erken saatlerinde salona gelen delegeler salona güvenlik görevlileri tarafından aranarak girdi. Görevlilerin genel kurulu izlemek için gelen işçileri salona almayacaklarını açıklamaları üzerine işçiler, görevlileri aşarak sloganlarla salona girdiler. Genel Kurul’un birinci gününe göre basının ilgi göstermemesi de dikkat çekti. Aydınlık Gazetesi, Ulusal Kanal ve birkaç basın kuruluşunun dışında toplantıyı basın izlemedi.

Emperyalizmin hedefi devletler!

Genel Kurul’da sendika başkanlarının yaptığı konuşmalarda 1. günde konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e tepkiler öne çıktı. Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Yakup Akkaya, emperyalistlerin devletleri, toplumları ve emek alanını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalıştığına dikkat çekti. Belediye-İş Genel Başkanı Nihat Yurdakul da hükümetin sistemli olarak Türk-İş’in yerine Hak-İş’i getirmeye çalıştığını söyledi. Basın emekçileri adına konuştuğunu ifade eden TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, işçi sınıfının sorunlarını, mücadelelerini yazdıkları için tutuklanan gazetecilerin haklarını sınıfın savunmasını istedi.

*** *** ***

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Sabuncu gözaltı sürecini anlattı!

‘O belge gerçek olsaydı 9 sütuna manşet yapardık!’


Gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve Genel Müdürümüz Mehmet Sabuncu, gözaltı sürecinde yaşadıklarını okurlarımızla paylaştı. “Aydınlık’ın güçlendiğini görerek böyle bir operasyon yaptılar, ancak olay ters döndü” diyen Sabuncu, gözaltına neden olan dokümanı şöyle değerlendirdi: Savcıya da söyledim. Bunun sahte olmadığını tespit etseydik emniyet aramada bulamazdı. Aydınlık ertesi gün 9 sütuna manşet yapardı. İşte Sabuncu’nun sorularımıza yanıtları:

Neler yaşandı?

Salı sabah 7.30’da tam ben Tünel’e (Beyoğlu) gelmiştim. Eşim arayarak “Emniyet’ten geldiler. Arama yapmak istiyorlar” dedi. Ben de arama gerekçesini sordum. O sırada öğrenememiş tabi. Daha sonra oradaki komiserle görüştüm ve “Avukat gelene kadar lütfen aramayın” dedim. Eve vardığımda avukat oraya gitmiş olduğundan aramanın başlamış olduğunu gördüm. Aramada her yere baktılar. Kitaplara, çocukların CD’lerine. Kendilerine göre belgeleri aldılar. Sonra arabaya bindik. Dışarda protestolar vardı.

*** *** ***

Hopa davası başladı…Tahliye yok...

‘Polis şiddetinin üstü örtülüyor!’

Savcı 5 öğrenci hakkındaki iddianamede, şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen notlarda “Kolektif İbo ve kolektif Deniz” ibarelerinin yer aldığını belirterek, notları ve iddianameyi, hazırladığı Hopa iddianamesinin kanıtı olarak mahkemeye sundu

31 Mayıs’ta, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi öncesinde, Hopa’da çıkan ve 1 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayları AKP Ankara İl Başkanlığı önünde protesto ettikleri gerekçesiyle, 22’si tutuklu 28 kişi hakkında açılan davanın görülmesine dün başlandı.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın saat 10.00’da başlaması planlanıyordu. Ancak duruşma 150’yi aşkın sanık avukatının tutanaklara isimlerini yazdırması nedeniyle 11.30’da başlayabildi. Duruşmada usule yönelik itirazda bulunan sanık avukatları, davanın terör örgütü suçlamasıyla açıldığını, ancak dosyada bu suçlamaya yeter delil bulunmadığını öne sürdü. Avukatlar, suçun 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet veya polise mukavemet olabileceğini belirterek, dosyanın görevsizlik kararıyla asliye ceza mahkemesine gönderilmesini talep etti.

*** *** ***

2007 BALYOZ TESLİMATI!

BALYOZ’da ilk teslimat 2007’de yapıldı!


Tarih: 2007... Yer: İstanbul Movenpick Oteli... 2003’ün Mart ayında 1. Ordu Komutanlığı’nda yapılan Plan Semineri’ne ait dokümanlar, dönemin AKP Milletvekili İhsan Arslan’a teslim ediliyor. Teslimatı da geçmişte TSK’dan atılmış uzun saçlı biri yapıyor. Bu buluşmanın ardından İhsan Arslan, seminer dokümanlarını Ankara’ya götürüyor ve belgeler üzerinde değişiklik yapılıyor. Balyoz tertibine hazır hale getirilen belgeler, 2010 yılında Taraf muhabiri Mehmet Baransu’ya veriliyor. İşte bu süreci ortaya çıkaran ifadeler:

İhsan Arslan’a verilen valiz!

Matkap operasyonu kapsamında çete lideri olmaktan tutuklu bulunan Orhan Aykut, 18 Mayıs 2010’da Savcı Ercan Başaran’a verdiği ifadede Balyoz dokümanlarından bahsediyor. Aykut’un tanıklık ettiği buluşma hakkındaki bilgiler şöyle: “2007 yılında İhsan Arslan (dönemin AKP Diyarbakır Milletvekili) ve ben İstanbul Movenpick Oteli’nin lobisinde bekliyorduk. O zaman İhsan Arslan’la birlikte hareket eder ve birbirimize güven duyardık. Geçmişte irticadan dolayı TSK’dan uzaklaştırılmış uzun saçlı bir binbaşı ve Amerikalı bir senatör Balyoz soruşturmasında delil olarak kullanılan belgeleri, bir valizin içinde getirip İhsan Arslan’a teslim ettiler. Biz de belgeleri alıp İhsan Arslan’a ait otomobille Ankara’ya, İhsan Arslan’ın çalıştığı ofise getirdik. 22 katlı binanın 5. katında belgelere ilave yapıldı. Belgeler üzerinde büyük bir çalışma yapıldığına şahidim.”

*** *** ***

TGB üyeleri Kayseri’de Taner Yıldız’ı protesto etti!

Enerji Bakanı Taner Yıldız, seçim bölgesi Kayseri’de Türkiye Gençlik Birliği üyeleri tarafından protesto edildi. Taner Yıldız makam aracına binerken, “Kahrolsun AKP diktatörlüğü!, Cumhuriyet düşmanlarını üniversitelerde istemiyoruz!, Füze kalkanını kurdurtmayacağız!, Bölücü anayasayı başınıza geçireceğiz!” sloganları atan 9 TGB üyesi, çevik kuvvet polisleri tarafından gözaltına alındı. 9 gence 50’yi aşkın polis ve özel güvenlik görevlisinin sert müdahalesi tepki çekti.

*** *** ***

Şike iddianamesi kabul edildi!

Futbolda şike soruşturması kapsamında hazırlanan 93 sanık hakkındaki iddianame İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 83 kişi için takipsizlik kararı verildiği iddianamede, Olgun Peker ve Aziz Yıldırım iki ayrı örgüt lideri kurmakla suçlanıyor

3 Temmuz’da başlayan şike soruşturması kapsamanında hazırlanan iddianame, Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme kararını, 15 gün süresinin dolmasını beklemeden alırken, özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin futbolda şike iddialarına ilişkin olarak hazırlanan iddianameyi kabul ettiğini bildirdi. Olgun Peker’in bir numaralı sanık olduğu iddianamede, örgüt içinde tam bir hiyerarşik sistem olduğu ve ödüllendirme ve cezalandırma sistemi bulunduğu belirtiliyor.

Aziz Yıldırım ‘CEO’ ya da ‘1 Numara’!

İddianamede iki numaralı sanık ise Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım. Olgun Peker ile Aziz Yıldırım örgüt liderliği ile suçlanıyor. İddianamede “İnşaat” kelimesinin şike yapılan maçlarla ilgili şifre olarak kullanıldığı belirtiliyor. 12.04.2011 tarihinde İlhan Ekşioğlu’nun “100 ayarlayabildim, inşaatlar için” yazılmış. Buradaki ‘inşaat’ kelimesinin şike yapılan maçlarla ilgili şifre olarak kullanıldığı belirtiliyor. İBB-Fenerbahçe maçı için Tamer Yelkovan’a ödeme talimatı verildiği yazılıyor. “Sami bana gelir, Ayşe tatile çıksın” diyerek başka bir şifreden daha bahsediliyor. İddianameye göre genelde kaleci ve forvetler seçilmiş. İddianameye göre Aziz Yıldırım’ın kod adı “1 Numara” ya da “CEO” diye geçiyor.

*** *** ***

‘Şike yasası’ jet hızıyla Meclis’te!

Hastalığı sonrasında şike yasasının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edilmesi ile birlikte AKP’de yaşanan çatlağa, Başbakan Tayyip Erdoğan müdahale etti. Şike yasasının Pazar günü TBMM’den geçirilerek değiştirilmeden Cumhurbaşkanlığı’na yeniden gönderileceği açıklanmıştı, ancak yasa Pazar bile beklenilmeden Cuma gecesi ele alındı

AKP’de yaşanan şike krizinden sonra bizzat Başbakan Erdoğan tarafından verilen “Aynen ve hemen iade” kararının ardından yasa Adalet Komisyonu’nda oy birliğiyle kabul edildi. AKP’li Mevlüt Akgün toplantıya katılmadı. CHP ve MHP’li üyeler Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün veto gerekçesini eleştirerek, yasanın aynen geri gönderilmesi gerektiğini savundu. CHP’li üyeler, Gül’ün bugüne kadar kamu vicdanını rahatsız eden birçok yasayı onayladığını belirtirken, MHP “lobi” imasında bulundu.

Cemaat ikinci raunt peşinde!

Daha önce yapılan açıklamalarda yasanın Perşembe günü Adalet Komisyonu’nda, Pazar günü de TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceği bildirilmişti. Ancak Başbakan Erdoğan’ın “hemen ve aynen” müdahalesinden sonra yasa açıklanan günden 2 gün önce, dün TBMM Genel Kurulu’nda ele alındı. Yasanın hemen Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmesi bekleniyor

*** *** ***

Seçenek yollar ihracatçıları ve nakliyecileri mağdur ediyor!

Suriye ile olan anlaşmazlıktan dolayı araçların Habur sınır kapısından çıkarak Kuzey Irak’tan geçmesi durumunda ‘Bölgesel Kürt Yönetimi’de önemli bir gelir elde etmiş olacak. Ama bu yol hem çok daha uzak, hem de can ve mal güvenliği yok!

Geçen hafta Türkiye’nin Suriye’ye yönelik 9 maddelik yaptırım kararını açıklamasından sonra Suriye’den de Türkiye’ye yaptırım kararı çıkmıştı. Suriye serbest ticaret anlaşmasını dondurduğunu ve Türkiye’den gelecek mallardan yüzde 30 gümrük harcı alacağını açıklamıştı. Ayrıca Türkiye’den Körfez ülkelerine Suriye üzerinden mal götüren araçların da geçiş ücretlerini arttırdığını duyurmuştu. Geçişlerin başka yollardan yapılacağı tartışmaları üzerine konuyu Kuzey Irak sınırındaki Habur Gümrük ve Muhafaza Başmüdür Yardımcısı İhsan Özgül‘e sorduk. Özgül “Zaten Mersin, Hatay ile burası arasında 700-800 km var. Uzak kalıyor. Geçişlerde artış yok. Şu an normal şekilde devam ediyor. Biz her ihtimale karşı tedbir alıyoruz. Personel sayımızı arttırdık” dedi.

‘Suriye dışında başka bir alternatif yok!’

Reyhanlı Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Tamer Apiş Suriye ile sürtüşmenin ekonomik anlamda en çok Türkiye’yi etkilediğini belirtirken Uluslararası Nakliyeciler Derneği Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Yılmaz da ihracatçının daha fazla deniz yolu kullanacağını, bundan da kara yolu taşımacılığı yapan firmaların olumsuz etkileneceğini söyledi. Öte yandan, Suriye ile olan anlaşmazlıktan dolayı araçların Habur sınır kapısından çıkarak Kuzey Irak’tan geçmesi durumunda ‘Bölgesel Kürt Yönetimi’de önemli bir gelir elde etmiş olacak.

*** *** ***

İzmir’e ilk giren sosyalist komutan!

9 Aralık 1971’de kaybettiğimiz isimsiz kahraman Kerim Soyka!


9 Eylül 1922 günü Yunan ordusunu denize döken ordunun içinde o da vardı. Atıyla dört nala İzmir’e ilk giren müfrezenin başındaydı. Komutandı... İşi orada bitmeyenlerdendi. Ömrü boyunca memleketin bağımsızlığı ve gelişmesi için çaba harcadı. Sosyalizme aşıktı. Ölümüne kadar, dimdik duran bir ağaç gibi mücadele etti. Baskılara uğradı ama yılmadı... Kimden mi bahsediyoruz: Kerim Soyka’dan! O bir isimsiz kahramandı. ‘Modelci Kerim’ olarak bilinirdi. 9 Aralık 1971 yılında hayatını 73 yaşında kaybetti. Bu yıl ölümünün 40’ncı yılı. İstedik ki bu emekçi sosyalist önderi analım.

Süvari birliği komutanıydı!

1898 yılında Rumeli Nevrekop’da doğdu. Birinci Dünya Savaşı’nda askere alındı. Subay olarak Irak Cephesi’ne gönderildi. İngilizlere esir düştü. Mondros ateşkes anlaşmasına kadar Hindistan’da kaldı. Bir geminin ambarında İstanbul’a getirildi. Buraya gelir gelmez devrimcilerle temasa geçti. Anadolu’ya geçti. Batı Cephesi’nde tekrar subay olarak bir süvari birliğinin komutanı olarak göreve başladı. Büyük Taarruz’dan sonra birliğiyle düşmanı İzmir’e kadar kovaladı ve burada denize döktü. Ardından siyasi mücadeleye başladı.

aydinlik_10aralik2011

Aydınlık - 10 Aralık 2011
http://www.aydinlikgazete.com/

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Partly cloudy

26°C

Istanbul