Kandil- Habur, Ankara-İmralı!..

Hasan Cemal’in PKK’nın ana karargahının bulunduğu Kandil Dağı’nda bir ceviz ağacının altında yaptığı röportajın satır aralarından öylesine manşetler gizli ki, konuya kafa yoran aklı eveller bile farkında bile değil!..


PKK konusunda uzman kesilen şu istihbarat taşeronları bile dünyadan habersiz ahkam kesmeye devam ediyorlar!.. Oysa Kandil-Ankara- İmralı hattında öylesine ilginç olaylar yaşanıyor ki, bunun olağanüstü yansımaları yakında ortaya çıkacaktır!..

Habur Sınır Kapısı’nda 2 yıl önce yaşanan rezaleti sanırım herkes anımsıyor… Hani şu AKP iktidarının çadır mahkemesi kurarak bir grup teröristi serbest bırakması, onların sonra otobüsler üzerinde, davul zurna eşliğinde Güneydoğu turuna çıkması, sonra bir bölümünün tutuklanması, kaçanların ise soluğu yeniden Kandil’de alması!..

Aslında Habur’da, eylemden daha çok devletin oradaki duruşu ve pervasızlığı tartışılmıştı!.. Peki, Habur skandalını kim örgütlemişti?..

Bakınız, Hasan Cemal’in geçen hafta röportaj yaptığı PKK‘nın askeri sorumlusu Murat Karayılan bir grup teröristin Habur’dan girişiyle başlayan skandalla ilgili neler söylemiş:

“Habur talebi Başbakan’ın kendisinden geldi. Barış adına somut bir adım diye, “Bir grup geşsin” dedi. Bunu kendi partisine siyasi bir destek olarak da görüyordu sanıyorum . ‘İşte bakın artık dağdan iniyorlar’ havası… Biz de özenle seçtik Habur’a gidecek olanları… Herhangi bir hukuki problem çıkmasın diye özen gösterdim… Apo’nun bu konuda ‘Acaba ters teper mi?‘ diye bazı kuşkuları olduğunu da söyleyebilirim. Yaşananlardan sonra Başbakan’ın kendisi kararını değiştirdi, birinci açılım da bitti.”

İmralı Günlüğü!

PKK’nın Kandil Dağı’nı üs tutan iki numaralı ismi Murat Karayılan, hiç çekinmeden Habur rezaletinin “Başbakan Erdoğan’ın isteğiyle gerçekleştiğini” öne sürüyor!..

PKK’ya yakın yayın organlarında çalışan bir gazetecinin yazdığı “İmralı Günlüğü” adlı kitapta da benzer şeyler anlatılıyor. Hep birlikte okuyalım:

“Süreç tıkanmaya doğru giderken İmralı’da Öcalan’ın kapısını devlet bir kez daha çaldı. Heyet Öcalan‘dan, Türkiye’ye ‘barış grubu’ gelmesi için çağrı yapmasını istiyordu. Öcalan öneriye şiddetle karşı çıktı. ‘Hayır, olmaz‘ dedi. Bunun üzerine heyet, Öcalan’a barış gruplarının gelmesinin, sürecin önünü açacağını,kamuoyunda olumlu sonuçlar doğuracağını, örgütün kendisine bağlı olup olmayacağını göreceklerini belirterek ısrarcı davrandı. Öcalan da ‘Peki’ diyerek fırsat tanıma kararı aldı. Görüşmeden sonra Öcalan barış grupları gelmesi önerisi yaptı. Bu çağrı üzerine  Kandil ve Mahmur’dan iki barış grubu Habur’dan giriş yaptı. Bir insan seli eşliğinde kapıdan giren barış gruplarını Diyarbakır yolunda milyonlarca kişi sevgi gösterileriyle karşılıyordu. Ancak halkın gösterdiği bu sevgi devlet ve hükümet tarafından hazmedilemedi. Erdoğan kitlesel karşılamayı ‘siyasi rant’, İçişleri Bakanı Atalay ‘şov’ ve ‘provokasyon’ olarak nitelendirdi. CHP ve MHP ise kaygılıydı.”

Kim Kimi Sınadı?

Abdullah Öcalan, baştan itibaren Habur eyleminin kendi iradesiyle gerçekleştiğini söylemişti!.. Bunun kanıtı, Öcalan‘ın 23 Ekim 2009′daki avukat görüşmesinde söylediklerinde gizliydi.

Terör örgütünün İmralı’da yatan lideri, sürecin nasıl başladığını şöyle anlatmıştı:

“Gelen gruplar için şükranlarımı sunuyorum. Bu gruplara çağrı yapmamdaki amaç şuydu: Devlet bir sınama yapmak istedi. Bana bağlı olup olmadıklarını, ne kadar bağlı olduklarını sınamak istedi. Ben de ‘Beni dinlerler, benim halkım beni dinler’ dedim. Bana bağlı olduklarını da belirtmek gerekiyordu. Hem tıkanan siyasetin önünü açmak için hem de bunu göstermek için çağrıda bulundum, onlar da dinlediler, geldiler, bağlılıklarını gösterdiler…”

Görüldüğü gibi Öcalan bu çağrının devletten geldiğine ilişkin açıkça bir şey söylemiyor! Ancak Öcalan, “Devlet sınama yapmak istedi” şeklindeki sözleriyle, Ankara’nın İmralı’da yürüttüğü diyalogdan etkilendiğini de deşifre etmiş oldu!..

Kandil ve İmralı’da söylenenler ve devletin ısrarcı diyalog görüşmeleri şunu gösteriyor; devlet güç kontrolü uğruna Öcalan’ı, Öcalan da etkinlik kontrolü amacıyla PKK’yı sınadı!..

Karşılıklı sınama, ne yazık ki Cumhuriyet tarihinin en büyük rezaletlerinden birini sahneledi!..

Peki Ya Hedef?..

Tarih, 2009 yılının Ekim Ayında Habur’da yaşanan rezaleti kimin örgütlediğini ortaya tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkaracaktır!..

Biz aslında her zamanki gibi madolyonun arka yüzüne bakmaya çalışalım!.. Habur süreci başarıyla devam etseydi ne olacaktı?..

Bunun yanıtı, Öcalan‘ın geçen hafta avukatları aracılığıyla özel selamlarını gönderdiği ve iltifat ettiği gazeteci Cengiz Çandar‘ın bir açıklamasında gizli!..

TESEV için “Kürt sorununun çözümü” ne ilişkin rapor hazırlayan Çandar, bakın önceki gün neler söylemişti:

“Kürt sorununu çözmek için Öcalan ve PKK sorununu çözmek şarttır!.. Habur bitmeseydi, dağdan inilecek, genel affa doğru gidilecek, Apo ev hapsine çıkarılacak ve PKK’nın 60-65 yöneticisi Kuzey Irak’ta 5 yıl ikamet edecekti. Her şey yolunda gitseydi, Apo 5 yıl sonra serbest kalacaktı.”

AKP lideri Erdoğan, Murat Karayılan, Abdullah Öcalan, Cengiz Çandar ve Habur sürecinin gizli ve açık diğer aktörleri…

Kim doğru, kim yalan söylüyor, çok yakında ortaya çıkacaktır!.. Hele şu Anayasa değişikliği görüşmeleri bir başlasın!..

Mehmet  FARAÇ - 30 Haziran 2011 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

24°C

Istanbul