eren_erdem_nurjuvaziPara - Testan Müslümanlar

"Emanet (Devlet Malı) ganimet muamelesi gördüğünde,

zekat ise ( zorla alınan) bir ceza olarak algılandığı zaman..

kızıl rüzgârı bekleyin"

(Hz.Muhammed)


Efendim, Hz.Muhammed bazı mescidlerin yıkılması talimatını vermiştir. Yaşadığı dönem içinde, özellikle kitle sayıca artıp yerleşik düzene geçildikten sonra, Allah elçisinin talimatı ile bazı camiler/mescidler yıkılmıştır. (Bu konuyu gelecek günlerde geniş bir makale ile inceleyeceğim.)

îbni İshâk'in «El - Megazî» de beyân ettiğine göre Resûlüllah Mâlik b. Duhşun ile Ma'n b Duhşun ile Ma'n b. Adiy'yi «Dırar» mescidini yakmağa göndermiş, onlar da bu vazifeyi görmüşlerdir.

Bir de şunlar var: Tutup bir mescit yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.

(TEVBE suresi 107. ayet)

Bu mescitlere Kuran, ‘’dırar’’ mescidi der. Dırar mescidinin temel özellikleri şunlardır;

·    Dinin sosyolojik yüzünü örter, mal paylaşımına mani olur, malı götürenleri cennetlik ilan eder.

·    İnsanları fırkalara böler. Ayrılığı mübah kılar, birleştirmez, parçalar.

·    Allah ve Resulüne karşı savaşmış zihniyeti (Ebu Cehil, Muaviye..vs.) kollar, o zihniyeti ihya eder.

·    Ve tüm bunları, iyilik ve güzellik adı altında yaparak; zihinleri afyonlar, uyutur, aldatır…

Dırar mescidleri ile ilgili verileri yorumlayanlar, bu mescidleri ‘’bölgeselleştirirler.’’ Daha doğrusu, bu mescidlerin o dönemki münafıklar tarafından yapılıp yıkılmış mescidler olduğunu ileri sürerler…

Salt anlamda, o döneme ait veriler olduğu söylenen bu bilgi; tamamen evrenseldir. Yukarıdaki maddeleri ihlal eden her organizasyon ‘’dırar’’ kapsamına girer. Böyle ucuz ve cehalet kokan ‘’kaçak yorumlar ile, dırar mescidlerini görünmez kılmaya çalışanlar’’ boşa yorulmasınlar…



Dırar mescidleri ‘’münafıklarca’’ kurulur.



Münafık, n-f-k kökünden gelen bir kelimedir. İnfak kelimesi ile paraleldir. Daha doğrusu zıt anlamlısıdır.



İnfak; kişinin ihtiyacından artan malı dağıtması (bkz.Bakara 219) manasına gelir. Münafık ise, malını dağıtmadığı halde, cüppenin altına gizlenip ‘’müslümanlık cakası satanlar’’ için kullanılır…

Efendim, Dırar mescidlerinde kılınan namaz için Kur’an şunu söyler;



Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan bihaberdir. Yoksulu doyurmaz, miskini doyurmaya teşvik etmez. (Maun Suresi)

Yoksulun, yetimin, fakirin, garip gurebanın derdini derdi haline getirmeyenlerin namazı için söylenen bu söz; bu içi boş namazı kullanarak insanlığı aldatanlar için; ruhban demektedir.

Ruhban kavramının geçtiği ‘’Tevbe suresi 34 ve 35. Ayetlerde’’ kenz kavramı geçer. Kenz’in ne olduğunu biliyorsunuz…

Mal istiflemek, zenginleşmek, servet arttırmak…

Bu tipolojiyi Kuran 2 kilit kavram ile çözümler;

Mel’e ve Mütref…

Mel’e; kesesini dolduran, doldurmak için her yolu yapan, domuz gibi şişen manasındadır.

Mütref ; Zenginlikle şımarmış, havaya girmiş, bolluğa boğulmuş manasına gelir.

Yani ruhban sınıfı; mutlak domuz üretir.



Ve Ruhban sınıfının egemenleşmesi için ‘’dırar mescidine’’ ihtiyaç vardır. İçi boş, anlamsız, şekillere boğulmuş bir din algısının egemenleşmesi, zihinleri kuşatması ve ahiret güzin ablalarının dudaklarına hapsolmuş bir toplumsal zihnin yaratılması gerekir.

Malı götürenlere; olsun, hiç olmazsa Müslüman adam, diyebilen bir dangalaklığın açığa çıkması için, ‘’dırar mescidleri’’ kurulmalıdır.

Müslüman olmanın amentüsünün; kamu malına tecavüze son; olduğu gerçeğinden bihaber bir algının biçimlenmesi şarttır…

Tutkulu liboşlar türedi.

Emperyalizme(sömürgeciliğe) karşı duran herkesi ‘’darbecilik’’ ile suçlayan yeni bir tip. Bu tipi Allah elçisi şöyle tanımlıyor;

Ahirzamanda öyle bir zümre zuhur edecek ki, bunlar yaşça genç, akılca kıttırlar. Bunlar konuştukları zaman mahlukatın en hayırlı sözünden (yani Kur'an-ı Kerim'den ve hadis-i şeriften) bahsederler. Kur'an-ı Kerim'in kendi lehlerine olduğunu zannederler. Halbuki kendilerinin aleyhinedir. Ancak imanları gırtlaklarından(mide doyurma sevdası) öte geçmez. Okun hedefi delip geçmesi gibi, dine girip çıkarlar."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/456-457.

Efendim, kendisini dindar sanan, her kelimesinde ayet-hadis okuyan, halbuki Kuran’ın aleyhlerine olduğundan bihaber olan, imanı gırtlağından öte geçmeyen bu tip; bugün emperyalizme karşı olan herkesi hedef haline getiriyor.

Dırar mescidlerinde afyonlanan zavallı halkımız da, kendisine ezberletilen teranelere sarılarak; daha güzel günler görme ümidi ile; bu madrabazların cümlelerine kilitleniyor…

Eğer toprak yemeyi becerebilirsen onu ye de, iki kişiye dahi olsa emir olmaktan kaçın. Mazlumun ve sıkışık durumdaki kimselerin bedduasından sakın. Çünkü onların duaları ile  Allah Teâlâ arasında perde yoktur" (Selman’ı Farisi)

Mazlum bedduası alarak biçimlenen bu yeni paradigma; iflasa mahkumdur. Lakin; kenzin/kapitalizmin dizi dibinde gölgelenenler; muhakkak ‘’halk şamarı yiyeceklerdir.’’

Daha önce bir makalemde paylaştığım bir hadis’i şerif’i paylaşacağım;

Her kim bize memur olursa/devlet yönetimine gelirse, bekarsa evlenmeli, evi yoksa bir adet ev edinmeli, yardımcısı yoksa yardımcı edinmeli. Fazlasını edinen haindir, hırsızdır… [Ebu Davud, Harac 10, (2945).]

Müslümanlık cakası satarak iktidara çöreklenen kenz çetesine soruyorum;

·    Her biriniz, meclise girmeden evvelki mal varlığınızı ve meclise girdikten sonraki mal varlığınızı açıklamaya cesaretiniz var mı ?

O çok övünerek ‘’malzeme yaptığınız’’ Müslümanlığın ana şartı olan bu gerçeğe binaen; yüreğiniz yetiyor mu ?

Eğer açıklayamıyorsanız ‘’korkak’’,

Malınızı arttırdıysanız ‘’hırsız’’,

Ceketinizle gelip, ceketinizle gittiyseniz ‘’memursunuz.’’

Yaklaşan seçimlerden önce bu hadisi hatırlatmak istedim. İnsanımız meclise; ceketiyle gelip, ceketiyle gidecek vatandaşları sokmalıdır…

Hırsızları, hainleri, madrabazları, tacirleri, kenzoları, barzoları değil..!


Efendim yeni kitabım Nurjuvazi çıktı. Kitabın çıkış sürecinden bahsetmiştim.

Kitap hakkında köşesinde güzel kelimeler ile beni onurlandıran bütün dostlara teşekkür ederim. Lakin bu; bir aydınlanma atağıdır. Şeytanın maskesini düşürme adımı ve hamlesidir.

Kitaba ulaşamayanlar, D&R mağazalarından ve internetten temin edebiliyorlar.

Herkese sıhhatli günler ve esenlikler dilerim

Eren ERDEM - 10 Haziran 2011 - Odatv

Son Yazılar

Cloudy

9°C

Istanbul