gunesi_zaptedecegizDün gece Atatürk’ü gördüm düşümde

-İdamları bayram yaptınız!
diyerek, 27 Mayıs dolayısıyla CHP milletvekili adayı sayın Nur Serter‘e sesleniyor miting meydanında, bas bas bağırarak Seçim Uzmanı. Bas bas bağırma seviyor. Dinleyen kalabalık bağrına basıyor bas bas bağıranı. Dinleyicilerin bağırlarında bir rahatsızlık olmaması da şaşırtıcı.


Menderes, Polatkan ve Zorlu idam edildiklerinde kimse bayram etmedi. Bir bayramlaşma olmadı. Sayın İsmet İnönü idam edilmemeleri için son ana kadar elinden geleni yaptı. Zaten onlar 27 Mayıs tarihinde idam edilmediler. 27 Mayıs sabahı yapılan kutlama Türkiye’yi özgürlüğe kavuşturan devrimdi; Nazım Hikmet‘in şiirlerine 27 Mayıs’tan sonra kavuştuk biz. 12 Mart darbesinden sonra Haldun Taner, kütüphanesindeki Nazım Hikmet kitaplarını, üstünde Marx yazan Almanca kitaplarını;
-Bunları deniz at!
diye Zeki Alasya‘ya teslim etmiştir. Zeki Ağbi kitaplara kıyamayarak onları denize atmamış, özel bir yere zulalamış, sıkıyönetim bitince Haldun Taner’e teslim etmiştir. Bir frenk atasözü var; “Elbezleriyle tobezlerini karıştırmamak lazım.”
Deniz, Yusuf, Hüseyin idam edildiklerinde çok bayram eden olmuştur!

Belki bizzat Seçim Uzmanı da kutlayanlar arasındaydı. Sayın İsmet İnönü onların da idam edilmemeleri için son dakikaya kadar çırpındı.

Seçim Uzmanı tarih bilmiyor, Diyonjen’i öbür Diyonjen’e bulamaçlıyor. Laf olsun, sandık dolsun “allegro” makamından kuru sıkı atıyor. “Sujet”yi tanıyoruz, bu bizi alkışlayıp sandıkta ona oy verenler.

Güruh cahil olunca iş gayet kolaylaşıyor. Hele söz konusu güruh bu iktidardan nemazlanıyor, palazlanıyorsa bu duvarı yıkmak zorlaşıyor.

-Türkiye büyüyor!

diye bas bas bağırıyor Seçim Uzmanı. Bas bas bağırmayı seviyor.

Türkiye üretmiyor, ithalat yapıyor. Çin çakmağı, Türk çakmağından çok ucuz! Sonucun neticesi işsiz sayısı çığ gibi büyüyor! Büyüyen Türkiye değil; ithalatı yapan yeşil ve yeşilimtrak sermaye. Türkiye sürünüyor.

Son günlerde hangi taksiye binsem sürücü iktidardan şikayetçi.

Konuyu ben açmıyorum. O soruyor:

-N’olcak ağbi bizim bu memleketin durumu?

İktidardan gayr-i memnun Milli Görüşçü bir taksi sürücüsü:

-Biz bu sefer CHP’ye vereceğiz!

dedi. Ben siyaset diye, buna derim.

DSP Genel Başkanı Masum Türker‘i izliyorum ekranda. Seçim meydanlarındaki Tansiyondan çok uzak, sakin sakin konuşuyor. İktidara geldiklerinde neler yapacaklarını anlatıyor. Sayın Rahşan Ecevit CHP‘yi işaret ettikten sonra, Sayın Türker DSP‘nin barajı geçemeyeceğini bilmiyor mu? biliyor. O zaman niçin iktidara gelecekmiş gibi projeler anlatıyor? Epik tiyatro gibi. Ve fakat bir genel başkan elbette partisini savunmak ve partinin programını anlatmak konumundadır. Bunu biliyorum. Sayın Türker, DSP barajı geçmezse kendilerine verilen oyun bir ziyanlık olduğunu bilmiyor mu? Biliyor.

Dün gece Atatürk’ü gördüm düşümde…

Çok şakacı bir seçim olacak, bu seçim.

Diyorum ki mesela, bu seçimde, başta genel başkan olmak üzere, tüm DSP’liler gizlice CHP‘ye oy verseler. Ya da Bir bağımsız  Cumhuriyet Güçbirliği adayına. Bülent Ecevit’in ruhu şad olur. Kimin kime oy verdiğini kim bilecek? Seçimden sonra DSP önündeki maçlara baksın! Ben siyaset diye, buna derim!

Atatürk’ü gördüm dün gece düşümde, gayet çatıktı kaşları…

Sanırım Süleyman Demirel bu sefer ve hayatında ilk kez CHP’ye oy verecek. Dün dündü. Bugün bugün! İsmet İnönü’nün ruhu şad olacak. Ben siyaset diye, buna derim. Bu seçim çok acayip; seçim şakaya gebe!

Dün gece Atatürk’ü gördüm düşümde; fena çatmış kaşlarını biraz küskün bakıyordu bizlere…

Sayın Numan Kurtulmuş‘un HAS Parti olarak belirli bir oy alacağı kesin. Ve fakat bu oy sayısının barajı aşamayacağını bilmiyor mu genel başkan? Biliyor. HAS Parti barajı geçemezse kendilerine verilen oyun bir ziyanlık olduğunu bilmiyor mu? Biliyor. Bu ziyanlığın belki de AKP‘ye kimi milletvekilleri kazandıracağını bilmiyor mu? Biliyor. Diyorum ki mesela, HAS Partililer de şakacı seçime şakacı katılsalar, gizlice, barajı aşabilecek AKP karşıtı bir partiye oy verseler! Ben siyaset diye, buna derim! HAS Parti de seçimden sonra önündeki maçlara baksın.

Sayın Ertuğrul Günay, aday olduğunuz partinin İzmir‘de bir oy fazla, bir oy eksik almasının çok önemi yok. AKP’nin İzmir’in dağlarına konuşlandırdığı İzmirsizler sayesinde sizin seçileceğiniz, Meclis’e gideceğiniz belli. Eğer İzmir’de oy kullanacaksanız sandık başına gittiğinizde, mühür ve listeyle baş başa kaldığınızda, en üstte bulunan mensubu olduğunuz partiye basacağınıza mührü, listenin aşağılarına, daha bağımsız yerlerine yönelseniz, Doğu Perinçek‘le karşılaşacaksınız. Zart diye oraya bassanız mührü, bundan kimin haberi olabilir? Çok şakacı bir seçim bu. Siz de bir şaka yapın! Ben siyaset diye, buna derim. Böyle bir şakayı Türkiye’ye değil, kendinize karşı yaparsınız, sanırım daha huzurlu koyarsınız başınızı yastığa imbata karşı… Devrimci arkadaşlarınızın ruhu şad olur.

Zaten 13 Haziran’da İzmir’e kar yağacak. Orası İzmir ki!

TKP’li yoldaşlarım ne yapacaklar, bilmiyorum. Ve fakat Nazım Hikmet‘in de ruhu şad olması şart!

Dün gece Atatürk’ü gördüm düşümde… Huzursuz bir hali vardı.

Ey sayın kararsızlar! Oy vermeme lüksüne sahip değilsiniz! Bu sefer sandığa gitmemek vatan hainliğine tekabül ediyor. Referandumda oy vermeyen yüzde 25 seçmen sandığa giderse, çok şakacı sonuçlar çıkabilir bu seçimden. Kararszılığın atatürk konusunda değil herhalde!

“Evet ama yetmez”ciler, elinizi vicdanınıza koyarak gidin sandığa.

Bu sefer “Hayır ama bu kadarı da olmaz” demenin zamanı. Bu seçim çok şakacı. Yani işin şakası yok! Atatürkçüleştiremediklerimizden misiniz? Yandaşlar! Yoksa gene yan yoldan devam mı? Yan yolun anayola çıkışı yok!

2023′te inşaatına başlanacak!

Dün gece düşümde Atatürk’ü gördüm. Üzgün bakıyordu bizlere. Atatürk’ün ruhu şad edilmek zorunda!

Ferhan ŞENSOY - 06 Haziran 2011 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

11°C

Istanbul