12 Haziran Sonrası Güneydoğu’yu Bekleyenler

Başbakan, Hakkari’de gördü ki, terör örgütü “sokağa çıkma yasağı” ilan edebiliyor, halk da buna boyun eğiyor. Hele güçlü bir aşiretin mensubu değilseniz, başınıza neler gelebileceğini de tahmin edebilirsiniz. Polisin caddelerinde tek başına dolaşamadığı, mahallelerine giremediği illerimiz, ilçelerimiz oluştu.


Daha bu iyi günler.

Seçim sonrasında başta Anayasa olmak üzere istediği değişikliklerin yapılmaması halinde terör örgütünün nasıl azgınlaşacağının işaretleri görülüyor.

Seçim sonrası planları

Neler yapılması için hazırlıklar yapıldığını da sıralayalım:

1.Halk, zorla Irak’ın kuzeyine göç ettirilecek. Halen, Mahmur Kampı’nda 12 bin vatandaşımız bulunuyor. Böylece, yeni göç dalgası yaratılarak dünyanın gözünün bu bölgeye çevrilmesi sağlanacak.

2.Adına “sivil itaatsizlik” denilip bu eylemler çerçevesinde hayatı durdurmaya yönelik genel grev, boykot, caddeleri trafiğe kapatma eylemleri yaygınlaştırılacak. Çocuk ve kadınlar öne sürülüp aralarında polis ve jandarma karakolları başta olmak üzere kamu binaları işgal edilecek.

3.Yerel yönetimleri PKK’nın kontrolünde olan il-ilçelerde PKK paçavraları, sözde Kürdistan bayrakları göndere çekilecek.

4.Silahlı ve bombalı eylemler diğer illere de taşınacak, sabotajlar yapılacak.

5.Önce Hakkari-Cizre hattında Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi federatif bir yapılanmaya öncelik verilecek.

O model uygulanıyor

Aslında, Kuzey Irak modeli yavaş yavaş da yerleştirilmeye başlanmış durumda. Birkaç yıl öncesine kadar Hakkari’nin, devletin kontrolünden çıkabileceği tahmin bile edilemezdi.Bakın, Başbakan gidiyor, terör örgütü sokağa çıkma yasağı ilan edebiliyor ve etkili bir biçimde de uygulatıyor. Başbakan da Hakkari’de kepenk eylemini “Bu kepenk kapatma değil, kepenk kapattırma eylemidir”diyor. Tabii ki öyle.

Yöre halkının gönüllü olarak kepenk indirmesi asla söz konusu olamaz. Bir dönem özellikle Diyarbakır’da da sıkça kepenk indirme eylemleri yaşanıyordu. O tür eylemler Ünal Erkan‘ın Olağanüstü Hal Valiliği döneminde ortadan kaldırılmış, halk devletinin yanında olduğuna inandığı için örgütün baskılarına karşı rahatlıkla durur hale gelmişti.

Yalnız dolaşılamıyor

Polis, caddede yalnız dolaşamıyor.

Karakolların etrafı kum torbalarıyla dolu. Bir okuyucumuz “Hakkari’nin yüzde 90′ı devletin kontrolünden çıkmış durumda” diyor. Ben de sizler gibi “Olur mu öyle şey. Devletin kontrolünden çıkmış demek ne anlama geliyor biliyor musunuz?” diyorum. Cevabı “Böyle diyenler varsa gelip gözleriyle görsün” oluyor ve şunları ekliyor:

“Devlet sadece karakolunu ve hükümet konağını ancak savunabiliyor. Bunun dışında insiyatif tamamen PKK ve milislerinin eline geçmiş. Her yer sözde örgüt bayraklarıyla donatılmış, arama-kontrol noktaları oluşturulmuş, güvenlik güçlerinin elikolu bağlı bir şekilde karakola çekilip olayı sadece buradan izleyebiliyor.”

Komiteler oluşturulmuş

Güneydoğu’nun bazı il ve ilçelerinde “federatif yapı” ya hazırlık amacıyla köy-mahalle, şehir komün ve meclisleri alt yapısı oluşturulmuş, kendi yasa ve prensiplerini yertleştirmeye başlamış. Mahkemesi, vergilendirmesi Kuzey Irak modeline benzetilmiş bile. Kendilerine göre bir sistem kurulmuş. Gündüz çarşı ortasında asker-polis şehit eden terörist elini, kolunu sallayarak, sigara içerek olay yerinden uzaklaşırken kimse “görmedim, bilmiyorum” deyip tanıklık yapamıyor.

Güneydoğu’da yaşayacaksınız ya da orada yaşayanlardan size güvenip konuşanları dinleyeceksiniz. Başbakan Erdoğan, Hakkari’yi anlatırken “korku toplumu yaratıldığını” belirtiyor. Peki, orada olup bitenleri vatandaş nasıl algılıyor. Buyurun:

“Bazı yerlerde otoriteyi eline geçiren örgüt, halka istediğini yaptırıyor. Komşu, komşusundan ‘Beni örgüte ihbar eder’ diye korkar hale gelmiş. Vatandaş, örgütün her dediğini yapmak zorunda bırakılmış. Halk, devletin arkasında olduğunu hissetmiyor.”

Güneydoğu’da toplam 6 bin 714 şehit verildi. Komutanlar tutuklanırken, güvenlik güçlerinin yasalarla elikolu bağlanırken daha ne bekliyordunuz? Başbakan “kepenk indirtiyorlar”, “Hakkari belediyesi 13.5 trilyon lirayı ne yaptı?” diyor. Bunu bize sormanıza da,şikayet etmenize de hakkınız yok… Çünkü bu ülkenin başbakanı sizsiniz…

Saygı ÖZTÜRK - 24 Mayıs 2011 - Sözcü

Son Yazılar

Cloudy

8°C

Istanbul