hasantahsinOsman NEVRES (Selanik 1888-İzmir 1915)

Biz onu Hasan Tahsin olarak tanıyoruz.

Gazeteci, yazar ve istihbaratçı. Gazeteci ve yazar tamam da istihbaratçılık de neyin nesidir diye soranlar olabilir.

Kalıplaşmış ve gelişmemeye ant içmiş bilgilerimize göre “İzmir’i işgal eden Yunan’a ilk kurşunu sıkan kişi!”


Belleğimize kazınan kimi bilgiler zamanla kanıksamaya yol açıyor! Çok doğal bir eylemmiş gibi anımsar ve dile getiririz bunları.

Oysa, 15 Mayıs 1919 İzmir’inde Yunan’a kurşun atmak için herhalde Hasan Tahsin olmak gerektir!

Ordusu dağıtılmış, resmi görevlisi tutsaklığı içselleştirmiş insan yığınından bir tane de olsa Hasan Tahsin çıkması efsanevi bir durum olsa gerek.

Kurşun atma konusunda deneyimlidir. İstihbaratçı olarak bulunduğu Bükreş’te ülkesinin çıkarlarını korumak adına da silaha sarılmaktan geri durmamıştır.

Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) gazetesinin de yayımcısı.

İnsan Hakları deyince aradan geçen bir asıra yakın süreden sonra günümüzün “insan hakları” algısını düşünmeden edebilir misiniz?

“İnsan Hakları” kavramını yozlaştırmaksızın “insan hakları savunuculuğu” yapanları bu eleştirilerden bağışık tutalım!

Bugünün insan hakları savunucularının önemli bölümü (bunlara insan hakları bezirgânı demek o yüce kavramı korumak adına daha doğru bir yaklaşım olacaktır) neredeyse bir iki konuya odaklanmış durumdadır. Ülkemizde tırmandırılan dil ve din eksenli ayrılıklar bu grubun önde gelen uğraş alanı olmuş durumdadır.

Hasan Tahsin döneminde vatanseverlik insan hakları savunuculuğu yapmaya engel olmazken; günümüzde ulusal çıkarları korumak ve vatansever bir tutum içinde olmak bir yana bu kavramları dile getirmek bile boy hedefi olmanıza ve çağdışı sayılmanıza yetecektir.

İlerleme ve gelişmeyi zamanın geçmesi, takvim yapraklarının değişmesi zannedenlerin düştüğü yanılgı “insan hakları” kavramının içinin boşaltılarak, egemen güçlerin hedeflerine alet edilmesiyle de kendini göstermiş oluyor!

İnsanı seven, “insan hakları”nı önemseyenlerin önceliğinin “anti emperyalizm” olması gerekmez mi?

Şimdilerde insan hakları diye diye yeri göğü inletenlerin ağzından “emperyalizm” sözcüğünü duy duyabilirsen!

Bundan bir asır önce, “insan hakları” adına “antiemperyalist” olmaktan kaçınmayan ve bu uğurda silahına sarılmakta ikilem içine düşmeyen Hasan Tahsin’in büyüklüğü ve unutulmazlığı da bu özelliğinden kaynaklanmıyor mu?

Anısına saygıyla…

Ceyhun BALCI - 15 Mayıs 2011 - İlk Kurşun

Son Yazılar

Mostly cloudy

10°C

Istanbul