tkpde-neler-oluyorTKP'de Neler oluyor?

TKP'de çok önemli olaylar oluyor.

1 Mayıs'ta olduğu gibi yalnızca alanlarda değil, yayın organlarında, parti çalışmalarında, herkesin, "Evet haklısınız, çok doğru yoldalar, çok iyi çalışıyorlar..." demeden kendini alamadığı bir disiplinle ve "temiz"likle çalışıyorlar.


Nazım Hikmet Kültür Derneği, Yazılama Yayınevi gibi önemli kurumları "parasızlık" edebiyatı yapmadan, böyle bir görünümü vermeden karınca gibi çalışarak var ettiler.

Lenin'in ünlü "Rotatiflerin yüzde 70'i bizim için dönmedikçe devrim hayaldir!" öğüdü doğrultusunda önemli yayın organları çıkarıyorlar. Basılı yayın organları yanında, "ortodoks" görünümlü klasik sol tutuculuğu aşarak teknolojiden de ustaca yararlanıyorlar.

www.sol.org.tr gibi "tıklanma"dan geçilemeyen çok önemli ve canlı bir siteyi internet yayıncılığına kabul ettirmeyi başardılar.

Bu siteden yayınlanan, "Solpostal", "Solkültür" gibi önemli bölümlerin yanında en son, "Solradyo" yayın hayatına başladı.

Bütün bunlar nasıl gerçekleşti?

*

TKP önce bir “iç” teorik çalışmaya gitti. Örneğin, "Geçmiş burjuva cumhuriyetin kendisini reddederek islamcı-faşist bir rejime dönüşmesinin karşısında, sosyalizmin biricik alternatif haline geldiği" saptamasını tazeledi.

İçinden geçtiğimiz tarihsel koşullarda, "İnsanlık emperyalist barbarlığa teslim olmayacak, bütün değerlerinin imha edilmesine göz yummayacaktır." şiarını benimsedi.

Daha da önemlisi "Emperyalizm" ve "Ulusal Sorun" üzerine yaptığı çalışmalardı. Türkiye'de sol gövdeye nüfuz etmiş ve onun tarihsel ve kitlesel gücünü yeyip bitiren en büyük hastalık "Kürtçülük" virüsünden kurtulmayı, olaya, Lenin'in ulusal sorun hakkında yazdığı kitabının yalnızca ismini okuyarak içindekiler hakkında "tevatür" efsanelerle yaklaşanların yanında "ezen ulus-ezilen ulus" at gözlüğünden değil, "Bilimsel sosyalizm"in araçlarıyla "Somut durumun somut tahlili"nden yola çıkarak diyalektik olarak bakmayı başardı.

Gelenek Dergisi’nin Şubat 2008 tarihli sayısında bu konuyu teorik bir çerçeveye oturttular:

Bugünkü durumda yeni devletlerin ortaya çıkışı, eskisi gibi, geç kalmış ulusların bağımsızlaşması değil, tersine sömürgeleşmesi anlamına gelir. (...) Marksistlerin değişen dünya koşulları karşısında sabit tutması gereken temel ilkesi işçi sınıfı çıkarlarıdır... ‘Ulusların kendi kaderini tayin hakkı’ gibi, bir dönem sola kazandıran ancak Sovyetler’in dağılması sonrası anti-emperyalist zeminin kaybedilmesi ile bu karakterini yitiren bir ilkeye körü körüne bağlı kalınamaz!"

“Çağımızda ‘yeni’ devletler, emperyalizmin projelerine yerleşiyorlar, bunun neredeyse istisnası yok!"
diye yazdılar.

“UKKTH’nın bir gönüllü birlikte yaşama/zoraki birlikte yaşama denklemine indirgenmesi oldukça yanlıştır. Böyle bir kararın halklar tarafından bağımsız bir şekilde verileceğini düşünmek kadar safça bir düşünce olamaz. Bugün, ezilen ulus milliyetçiliği, emperyalizmin kanatları altındadır...” sosyalistlerce “hiçbir şekilde hoşgörülemeyecek bir yapı sergilemektedir.” diye önemli kararlar aldılar.

Teori yol açar. TKP'nin en büyük başarısı teorik çalışmayı bırakmamış olmasıdır. Teorisi olmayan bir sol örgüt kör gibidir. Her yere toslar!

TKP bu anlayışla Gelenek dergisini artık internetten de yayınlıyor.

Son sayısında Arap ülkelerindeki "Devrim!"ler enine boyuna inceleniyor. (http://mlam.tkp.org.tr/makaleler/arap-dunyasinda-sozde-devrim-komunist-hareket-ve-yeni-osmanli-yuvarlak-masa )

*

Emperyalizm artık, romantik devrimcilik dönemlerimizde olduğu gibi "Vietnam"da, "Latin Amerika"da değil (Uzaktan atmak kolay oluyor!), ensemizdedir, deyim yerindeyse kıçımızın dibindedir!

Türkiye bugün, çökertilen Cumhuriyet'in yeni biçiminde, gittikçe bize doğru yaklaşan açık bir emperyalist işgalde -ya da emperyalist iç savaşta- solun mücadelesine, işçi sınıfının mücadele geleneğine ve deneyimlerine acil gereksinim duymaktadır.

Ahmet YILDIZ - 12 Mayıs 2011 - Odatv

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly sunny

28°C

Istanbul